Trabzonspor, Gençlerbirliği’ni 5-0 mağlup etti. Fatih Tekke ile yolların ayrılmasının ardından takımı maça Hüseyin Çimşir hazırladı. Yarın ne olur, kim gelir, yönetim nasıl bir karar verir bilinmez. Bunlar futbolun içinde var. Ancak Gençlerbirliği maçında skorun ötesinde dikkatimi çeken başka bir görüntü vardı.
Hüseyin Çimşir, takım elbisesini giymiş, kulübesinin önünde Trabzonspor’u temsil ediyordu.
Basit bir ayrıntı gibi görülebilir. Bana göre değil.
Çünkü insanın yaptığı işe duyduğu saygı, çoğu zaman böyle küçük ayrıntılarda ortaya çıkar. Size bir koltuk teslim edildiğinde mesele yalnızca o koltuğa oturmak değildir. O koltuğun ağırlığını hissetmek, taşıdığı sorumluluğu anlamak ve ona yakışmaya çalışmaktır.
Hüseyin Çimşir’in yaptığı tam olarak buydu.
Belki birkaç gün sonra başka bir teknik direktör gelecek. Belki yönetim farklı bir plan uygulayacak. Fakat Çimşir, “Nasıl olsa geçiciyim” demedi. İlk maçında üzerine düşeni yapmaya, kulübünü en iyi şekilde temsil etmeye çalıştı.
Üstelik bunu sadece görüntüyle bırakmadı. Fatih Tekke sonrası kolay olmayan bir dönemde takımı hazırladı ve Trabzonspor sahadan 5-0’lık galibiyetle ayrıldı.
Maçın ardından sosyal medyada Trabzonsporlu taraftarların Hüseyin Çimşir’e yönelik olumlu mesajları da dikkat çekti. Hatta yeni teknik direktör kim olursa olsun Çimşir’in teknik ekip içerisinde tutulması gerektiğini savunan çok sayıda yorum yapıldı.
Bence taraftarın gördüğü şey de yalnızca 5-0 değildi.
İnsanlar emeği görüyor. Ciddiyeti görüyor. Bir insanın kendisine verilen görevi ne kadar sahiplendiğini görüyor.
Futbolda herkes büyük cümleler kurabilir. “Bu kulüp çok büyük”, “Bu arma çok değerli”, “Burada olmak benim için gurur” demek kolaydır. Asıl mesele, o sözleri davranışlarla gösterebilmektir.
Hüseyin Çimşir o gece bunu yaptı.
Takım elbisesini giydi, kulübesinin önüne geçti ve kendisine emanet edilen görevin hakkını vermeye çalıştı.
Çünkü bazı koltuklar insana ait değildir.
İnsan, o koltuğa yakışmaya çalışır.
İşine saygı duymak da biraz budur.

