Çağ çok hızlı değişiyor. Kuşaklar içinden kuşaklar doğuyor. Bir kuşak oluşumunu tamamlamadan başka bir kuşak geliyor, kendinden önceki kuşakları ağ’ına alıyor, yutuyor ya da ağ’ının dışına atıyor…
MATEMATİĞİN ONTOLOJİK ŞİDDETİ
Çağımız dijital uygarlık çağı. Bu çağın gerisinde yine niceliğe, sayılara indirgenen matematik yatıyor. Matematik en büyük sömürü aracının kaynağı. Öyle olmayabilirdi, kadîm zamanlarda öyle değildi nitekim. Matematik, madde’nin mânâ (hem anlam hem de manevî alan) üzerinde hükümferma olmasını sağlıyor. Nitelik, anlam, manevî dünya, kutsal buharlaşıyor, yerine nicelik, anlamsızlık, ruhsuzluk, din-dışı / sahte-kutsallıklar, hız, haz ve ayartı teknolojisi ve rejimi yerleşiyor.
Buna dijital emperyalizm çağı diyorum bendeniz. Bu yazıda adına nötr bir şekilde dijital uygarlık da diyebileceğimiz ama yaşadığımız çağın gerçek mahiyetini hakkıyla tarif edebilmek için dijital emperyalizm ç’ağ’ı olarak adlandırdığım çağdaş dünyanın felsefesini yapmaya, anlamaya ve anlamlandırmaya çalışacağım.
Dijital emperyalizm, arkasındaki gizli el, dişini göstermeye başladı...
Önce şunu bilelim: Adına ayartıcı bir şekilde “sosyal medya” denen ama gerçekte tastamam “a-sosyal medya” olarak işlev gören Twitter / X, Facebook, Instagram, Tiktok gibi mecralar, sosyal çatışmaları körüklemek, ekonomik ve siyasî kaos çıkarmak ve kitleleri aptallaştırmak, aptallaştırarak kolayca uyuşturmak, uyutmak, gütmek ve böylelikle dünyayı kolayca sömürmek için icat edildi.
Batı’da geliştirilen bütün bilimsel ve teknolojik araçlar, sadece çatışmaları ve savaşları körükleyen araçlardır. Öncelikle bunu bir kenara not edelim.
Bunun tesadüfî olmadığını, Batı uygarlığının dayandığı felsefî temellerin bir sonucu olduğunu özellikle hatırlatmak ve on sene önce yazdığım bir yazımı yapay zekâ tartışmalarına felsefî bir temel oluşturması bakımından küçük rötuşlarla güncelleyerek sizlerle paylaşmak istiyorum.
ÜLKELERİ TWITTER'LA KAOSA SÜRÜKLÜYOR VE KONTROL EDİYORLAR
Şu ân gerek dünya genelinde, gerekse özellikle de Türkiye özelinde kelimenin tam anlamıyla Twitter savaşları çağının ağlarında boğuşup duruyoruz birbirimizle farklı toplum kesimleri olarak...
Dünyanın başka ülkelerinde gerçekleştirilen renkli devrimler, Twitter devrimleridir. Gürcistan, Ukrayna gibi ülkeler, Twitter başta olmak üzere “a-sosyal medya” üzerinden önce sosyal, ekonomik ve siyasî kaosa sürüklendi, sonra yönetimler devrildi.
Twitter üzerinden dünyanın allak bullak edilen ülkelerinin en dikkati çekenlerinin başında Brezilya, Arjantin gibi Latin Amerika ülkeleri geliyor. Bu ülkeler, neredeyse periyodik olarak sosyal ve siyasî kargaşalarla çalkalanıyor.
Fazla değil, önümüzdeki on yıl içinde Twitter’ın kullanım alanı bütün dünya ölçeğine yayılacak ve Twitter, vekâlet savaşlarının yürütüldüğü yegâne mecra hâline gelecek bütün dünyada.
Türkiye’de de Gezi kalkışmasından itibaren, Twitter, toplumu kaosun eşiğine sürükleyen en etkili çatışma ve iç-savaş aracı olarak kullanılıyor.
Özetle şu ân Twitter ve Facebook gibi araçlar, Batılıların dünya üzerindeki haksız ve zorba hegemonyalarını pekiştirmekte ve bütün dünya ölçeğinde Twitter devrimleri olarak adlandırılan kaosların fitilini ateşlemekte kelimenin tam anlamıyla bir savaş aracı olarak iş ve işlev görüyor.
BATI’DA TWITTER’DAN FOTOĞRAF PAYLAŞIMI BİLE YASAKLANIRKEN...
Batılı ülkeler, kendilerine boyun eğmeyen ülkeleri Twitter üzerinden istedikleri gibi karıştırıyorlar ama iş Batı ülkelerine gelince işin rengi değişiyor!
Sözgelişi, Berlin’de yaşanan terör hâdisesiyle ilgili Twitter başta olmak üzere “a-sosyal medya”dan fotoğraf paylaşımına bile izin vermedi Alman hükümeti. Benzer engeller Fransa’da ve diğer Avrupa ülkelerinde de sık sık yaşanıyor.
Twitter, bir iletişim aracı olmaktan çok, sosyal çatışmaları ve kaosu kışkırtan, algı operasyonlarının yapıldığı bir savaş aracı artık.
TWITTER’I VAREDEN FELSEFÎ TEMEL: BATI UYGARLIĞININ ÇATIŞMAYA DAYANIYOR OLMASI
Twitter’ın kaos ve çatışma aracı olarak kullanılması sorunun, basit yönü ve sonucu.
Twitter’ın asıl tehlikeli yönü, felsefî boyutu, görünmüyor bile.
Batı uygarlığı, felsefî olarak çatışma üzerine kurulduğu için geliştirdiği bütün araçlar, özellikle de teknolojik araçlar da çatışmaları ve savaşları körüklüyor yalnızca.
Batı uygarlığının felsefî temeli, düalizme / “çatışma”ya dayanır: Tanrı ile insan, ruh ile beden, fizik ile fizik ötesi, madde ile mânâ arasında bir çatışma vardır.
Oysa bizde, İslâm düşüncesinde çatışma değil uyum sözkonusudur. İslâm’ın temeli tevhiddir çünkü.
“POST-DÜŞÜNCE” VE “POST-HAKİKAT” Ç/AĞI
Batı uygarlığının geldiği noktada Twitter gibi fenomenlerle bizi getirdiği nokta; aklın, düşünme’nin (episteme’in) buharlaşması, kanaatin, duygusal tepkilerin (doxa’nın) hükümfermâ olmasıdır.
O yüzden kitleler, sadece duygularıyla tepki veriyorlar Twitter’da.
Dolayısıyla düşüncenin bittiği; hakikatin bittiği; aklı, kalbi ruhu olan insanın bittiği; yalnızca aşırı-tepkilerin, saldırganlık biçimlerinin hâkim olduğu, toplumların tam ortadan ikiye bölündüğü, sosyal dokuların paramparça edildiği, değerlerin değeresizleştirildiği, anlamın anlamsızlaştırıldığı, insanın dünyasızlaştırıldığı, dünyanın barbar teknopagan ağlarla birbirine bağlanarak, ağlarla hakikatle ve hayatla bağları koparılarak insansızlaştırıldığı, çatışmaların cirit attığı çölleşmiş, ruhsuzlaşmış, bir dünyanın eşiğine fırlatıyor bizi özelde Twitter, genelde a-sosyal medya.
Başka bir ifadeyle Twitter hem düşünceyi hem de düşünmeyi hem fizik gerçekliği hem de hakikati öldürüyor. “Post-düşünce”, “post-hakikat” ç/ağının ayartıcı, kışkırtıcı ve baştan çıkarıcı ağlarına hapsediyor insanlığı.
DEMOKRASİ’NİN BİTİŞİ, MUTLAK SAHTE’NİN HÜKÜMRAN OLDUĞU DROMOKRASİ’NİN ZAFERİ!
Bu dünyada modernliğin “haklar rejimi” demokrasi buharlaşıyor, postmodernliğin hazlar rejimi dromokrasi zaferini ilan ediyor.
Hız, haz ve ayartıcı rejimi dromokrasinin hâkim olduğu bir ç’ağ’da demokrasiden sözedilemez artık.
Dahası dromokrasi rejiminde çağ›dan değil ancak kitleleri algı operasyonlarıyla ayartan ve kışkırtan bir ağ’dan, devâsâ bir ağdan sözedebiliriz ancak.
Sözün özü: Twitter, hem sosyal ve siyasî çatışma alanlarını alabildiğine çoğaltıyor hem de Batılıların dünyaya Twitter üzerinden yeni savaş ve çatışma alanları icat ederek çeki düzen vermelerini kolaylaştırıyor.
Dijital emperyalizm çağı bu; ve bunun faturası sadece sosyal ve siyasî olarak değil felsefî ve kültürel olarak da pahalıya patlıyor insanlığa: İnsanın düşünme melekeleri çöküyor, Mutlak Hakikat bir yana fizik gerçeklikten bile eser kalmıyor; sanal olarak icat edilen algılar, aşırı-duygular Mutlak Sahte’nin hayatımıza yön ve çeki düzen vermesine yol açıyor.
Mutlak Sahte’nin hükümran olduğu bir dünya fizik gerçekliğin bile buharlaştığı, çatışmaların normalleştiği, ontolojik bir yok oluş felâketinin eşiğine sürüklüyor insanlığı Twitter. Mutlak sahte’nin hükümran olduğu bu dünyada, algı aklı çarmıha geriyor.
Vesselâm.

