Botokslu Cenaze Kime Ait? (10) Çevrim içi çevrim dışı

04:007/06/2026, Pazar
G: 7/06/2026, Pazar
Fatma Barbarosoğlu

Takipçileri onun ışıltılı, kendilerinin kör karanlık günü ile sabaha merhaba dedi. Merhabasız merhaba. Sanaldakine merhaba, yanaldakine git işine. O, genç, güzel alımlı ideal eş, ideal anne, ideal gelin, ideal komşu, ideal vatandaş, dün gece son paylaşımını Norveç’in karlı bir akşamından yapmıştı. Şu sıcak akşamınıza bir tutam buz benden diyerek. Kocası ile şiddetli bir tartışma yaşamış, kayınvalidesi ile pazar sabahı kahvaltı konsepti yüzünden dokundurmalı bir sohbeti nihayetlendirmiş, kızını “Bıktım

Takipçileri onun ışıltılı, kendilerinin kör karanlık günü ile sabaha merhaba dedi. Merhabasız merhaba. Sanaldakine merhaba, yanaldakine git işine.

 O, genç, güzel alımlı ideal eş, ideal anne, ideal gelin, ideal komşu, ideal vatandaş, dün gece son paylaşımını Norveç’in karlı bir akşamından yapmıştı. Şu sıcak akşamınıza bir tutam buz benden diyerek.

Kocası ile şiddetli bir tartışma yaşamış, kayınvalidesi ile pazar sabahı kahvaltı konsepti yüzünden dokundurmalı bir sohbeti nihayetlendirmiş, kızını “Bıktım senden de, senin sorunlarından da” diye paylamış, küçük oğlanın en sevdiği oyuncağın üzerine basmış, çocuk ağlarken onu teselli etmek yerine “Yarın yenisini alırız, kul yapısı bir nane için ne bu gözyaşı” diye azarlamış ve komşu WhatsApp grubunu, taleplerini duymamak için sessize almışken sanaldaki dostlarına ikram olarak sunmuştu,  karlı Norveç akşamını.

İnsanların istekleri ne kadar fazlaydı. “Bi tükenmediniz” diye söylendi. “Topunuzun köküne kezzap suyu” diyecekken dilini ısırdı, “Topunuzun suyuna nane dalı” diye değiştirdi. Gecenin bu vaktinde ruhuna iyi gelecek tek şey vardı: sanal alemden gelecek iltifatlar.

Ama insanlara ne olmuştu böyle. İltifat filan eden yoktu. “He hayat sana güzel, bize ne” diyeninden “burdan gidek, balkona göçek” diyenine saçma sapan ne dediği belirsiz bir sürü yorum. Bundan sonra paylaşımlarını yoruma kapatmayı düşündü.

Ajansı arayıp bilgi almak istedi. Telefonuna çıkan olmadı. “Böyle olduk şimdi. Ne de çabuk gözden çıkarıldık” dedi öfkeli öfkeli. En yakın rakiplerinin hesaplarına bakmayı düşündü. Onlar ne yapıyordu acaba? Hesaplarındaki trafik ne alemdeydi?

Aa herkes “Botokslu cenaze kime ait?” diye bir naneden bahsediyor. Ayol kime aitse kime ait, size ne. Yok, bu size ne denecek gibi bir şey değil. Youtube gireyim bir de. Ahahhaha. Duyan gelmiş botokslu diye. Şimdi anlaşıldı çoraklığın sebebi. Ben bunu nasıl atladım!10 hafta olmuş. Bende tık yok. Ama halkın istek ve iştahına cevap vermek lazım.

Ajansı tekrar arayacakken vazgeçti. Bu defa çömezlerden birine yazmayı daha akıllıca buldu: 

“Biliyorum çok geç kaldım ama “Botokslu cenaze kime ait?” trafiğine dahil olmak istiyorum. Benim için hangi güzergahı uygun görürsünüz? Sevgiler.”

Güzergahmış. Hıh. Eski kelimeleri kullanınca kültürlü olunuyormuş, banallikten çıkılıyormuş. Öyle buyuyor Tarık Efendi.

Çömezler çok hızlı. Anında görüntü.

“Selam. Bu konuda bizden çok yardım istendi. Tarık Bey influencerların kendi yollarını kendilerinin çizmesi gerektiğini, yoksa tek haber için tek bir ajansın ürettiği trafiğin birbirinin kopyası olacağını düşünüyor.  Biz ancak fikri bulanın fikrini geliştirmesine katkı sunabiliriz diye bir rota verdi Tarık Bey. Sevgiler. Müge.”

Rotaymış. Daha dün yalvarıyordunuz, bizim sistemimiz kazan kazan diyordunuz. Fikri ben bulduktan sonra rotamı da kendim belirlerim. Neydi? Bir kitap vardı. Rota oluşturuldu. Oraya mı baksam? Yok, o galiba boşananlar için yol haritasıydı.

Şimdi. Elimizde ne var? Öfkeli bir koca, dağınık iki çocuk, her konuya atlayan, “Ben genç olsaydım bunun çok daha iyisini yapardım” diyen bir kayınvalide, hasedinden çatlayan komşu ve akrabalarım var. Ve de bir türlü doymayan, onun da videosunu, bunun da fotoğrafını isteyen takipçilerim. Her daim artması gereken. Ama ne vakittir donmuş kalmış takipçiler.

Tamam ya, yapay zekaya sorayım. “Elimdeki malzeme bu, bana bunlarla ilgili bir ‘Botokslu Cenaze Kime Ait?’ rotası çizer misin?” derim.

Selam, ben ifluencerım. Botokslu Cenaze ile ilgili etkileşim alacak bir yol haritası çizer misin?

YZ’den gelen cevap:

“Elbette. Eğer hikâyeyi Fatma Karabıyık Barbarosoğlu’nun sıkça yaptığı gibi gündelik hayatın içinden bir gözlem etrafında kurmak istersek, mesele sadece bir influencer’ın etkileşim arayışı olmaz; ölümün bile görünürlük ekonomisine dâhil oluşu olur.

Şöyle mesela:

Cenaze namazına daha yirmi dakika vardı.

Avluda toplananların yarısından fazlası birbirini tanımıyordu. Ama herkes birbirinin yüzüne aşinaydı.

Çünkü yüzler ekrandan tanıdıktı.

Birisi moda tavsiyeleri veriyordu.

Birisi güzellik sırları.

Birisi aile hayatını paylaşarak milyonlara ulaşmıştı.

Ölen kadın ise hepsinden daha meşhurdu.

Yetmiş iki yaşında olmasına rağmen yüzünde tek kırışık yoktu. En azından takipçileri öyle sanıyordu.

Ölüm haberi duyulur duyulmaz sosyal medya dolmuştu.

“Çok üzgünüm.”

“Bir devri kapattık.”

“Işıklar içinde uyusun.”

Mesajların altındaki kalp sayıları durmadan yükseliyordu.

Avlunun bir köşesinde genç bir kadın telefonuna bakıyordu.

Ölen kişinin kızıydı.

Annesinin ölümünden beri ilk defa yalnız kalmıştı.

Ama yalnızlığı bile bildirim sesleriyle bölünüyordu.

Bir menajer aradı.

“Paylaşım yapmayı düşünüyor musun?”

Kadın cevap vermedi.

“Takipçiler merak ediyor.”

Takipçiler…

Annesinin kırk yıllık komşuları merak etmiyordu.

Kuzeni merak etmiyordu.

Mahalledeki bakkal merak etmiyordu.

Ama takipçiler merak ediyordu.

Çünkü onlar ölümün kendisini değil, ölümün görüntüsünü bekliyordu.

Kadın başını kaldırdı.

Tabutun başında iki genç kız fotoğraf çekiyordu.

Bir başkası kameraya dönmüş konuşuyordu:

“Arkadaşlar şu an çok özel bir yerdeyiz…”

Özel yer.

Ölüm bile artık özel değil, içerikti.

Kadın çocukluğunu düşündü.

Annesi aynanın karşısında saatler geçirmezdi.

Çünkü o zamanlar aynalar insanı başkalarına göstermiyordu.

Kendisine gösteriyordu.

Şimdi ise herkes başkasının aynasında yaşıyordu.

Birden telefonunu açtı.

Yeni bir paylaşım hazırladı.

Herkes bir video bekliyordu.

Bir fotoğraf.

Bir veda konuşması.

Belki birkaç damla gözyaşı.

Belki bir müzik.

Belki milyonlarca izlenme.

Ekrana uzun süre baktı.

Sonra tek cümle yazdı:

“Bugün annemi uğurluyorum. Bu anı kimseyle paylaşmayacağım.”

Gönder tuşuna bastı.

Bir dakika sonra yorumlar yağmaya başladı.

İki dakika sonra takipçi kaybetmeye başladı.

Beş dakika sonra etkileşim düştü.

İlk defa içi rahatladı.

Çünkü annesinin cenazesi, sonunda kendisine ait kalmıştı.

Ve bazı kayıplar, paylaşılmadığında daha sahici oluyordu.”

 

Yapay zekadan gelen cevabı tekrar tekrar okudu. Beğenmelere doyamadı. Ailenizin Aynası Nurdan.

Harika. Şimdi bunu Müge’ye göndereyim. Hadi bakalım ayarlasınlar trafiği.

“Tekrar selam Müge, sana yola çıkacak hikâyemi gönderiyorum. Görüşlerini merakla bekliyorum. Ailenizin Aynası Nurdan.

Hay aklımı seveyim. Aklıma takdirler dizeyim. Hızlı ve net. Bakalım kaç saat sonra bir rota gönderecekler.

Aha anında. Daha okumadınız bile. Ne çabuk.

“Ailemizin Aynası Nurdan, sen bu gönderdiğin, adına hikâye dediğin o şeyi okudun mu? Yani yapay zekâdan kopyalamadan önce ya da kopyaladıktan sonra demek istiyorum. Sence bu hikâyenin uygulanması için ilk önce ne gerekiyor? Ben söyleyeyim. Annenin ölmesi. Hikâyem yeter ki etkileşim alsın, annemi de öldürürüm diyorsan, o başka. Ancak biz bu işin içinde olmayız.”

Sanki sizden başka ajans yok. Kadına bak ya, anne katili gibi davrandı resmen.

Allah kahretsin şu botokslu cenaze meselesini. Başka bir etkileşimin içine girmem lazım. Ama nasıl? Nasıl?

Yapay zekâya tekrar sorsam. Eğitmek lazım diyorlar. Belki kendimi biraz daha açarım YZ’ye. Ben şöyle biriyim, bana uygun bir şeyler desem.

“Tekrar merhaba, lütfen bana daha uygulanabilir bir hikâye yazabilir misin?”

 

MERAKLISI İÇİN NOT: 

 Yukarıda dikkatinize sunduğum yapay zekâ bölümünü şöyle oluşturdum: 

Yapay zekâya “Ben bir influencer’im, ‘Botokslu Cenaze Kime Ait?’ sorusu etrafında cereyan eden trafiğe dahil olmak istiyorum. Bu konuda yardımcı olur musun?” dedim.

Yapay zekânın verdiği cevabın bir kısmını yukarıda okumuş olduğunuz metne dahil ettim. İlginç olan, köşemde Fatma Barbarosoğlu imzasını kullandığım halde YZ “Bu metin dizisi Fatma Karabıyık Barbarosoğlu tarafından yazılıyor ve son aylarda Yeni Şafak’taki köşe yazıları içinde tefrika halinde yayınlanıyor” diye başlayan cümleleri kurmuş olmasıydı. Şimdiye kadar yayınladığım bölümlerle ilgili oldukça analitik bir değerlendirme yaptığını da söylemeden edemeyeceğim.

#toplum
#hayat
#Fatma Barbarosoğlu