Yazarlar Dilşah Kandilde mi yaşıyor, kalbinizde mi?

Dilşah Kandil’de mi yaşıyor, kalbinizde mi?

Hüseyin Likoğlu
Hüseyin Likoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Yeni Şafak · HÜSEYİN LİKOĞLU - Dilşah Kandil’de mi yaşıyor, kalbinizde mi?

Terör örgütü PKK’nın Mersin’de polisevine saldırısı sonrası CHP’lilerin takındığı tutum kesinlikle takdir edilmeyi hak ediyor! PKK’nın siyasi kanadı HDP ile kurdukları ilişkiye öyle inanmışlar ki, böyle bir saldırıyı PKK’nın yapmış olabileceğini akıllarının ucundan bile geçirmediler.

Önce saldırının DEAŞ tarafından yapıldığı bilgisini yaymaya başladılar. Aslında ha DEAŞ ha PKK ama CHP, PKK’ya toz kondurmak istemiyordu. DEAŞ iddiası karşılık bulmayınca, bu kez “cinnet getiren bir kadın polis” yalanını sosyal medyaya sürdüler.

Hava aydınlanınca ve görüntüler ortaya çıkınca, durum netleşince en parlak ‘fikir adamları’ ortaya çıktı! CHP’nin seçkin kalemleri ve sözcüleri, PKK’nın AK Parti’ye kazandırmak için bu saldırıyı yaptığını dile getirmeye başladılar. İşte zurnanın zırt dediği yer tam da burasıdır.

Evet, yanlış duymadınız: PKK, AK Parti’ye çalışıyormuş, bunların kafasına göre. Olayı da şöyle gerekçelendiriyorlar: “Bu eylem muhalefeti zor durumda bırakan bir eylem. Normal şartlarda PKK, HDP eliyle ittifakın bir parçası. Böyle bir eylem yapmaması gerekiyordu.”

PKK’yı terör örgütü değil de bir düşünce ve analiz grubu gibi gören bu arkadaşlar, Kandil’den olağanüstü bir siyasi manevra bekliyorlar. İnce hesap yapan HDP’den alıştıkları gibi, ‘Yuvarlak Masayı’ incitmeyecek, zorda bırakmayacak hassasiyet içinde olabileceğini düşünüyorlar PKK’nın.

BU, NASIL BİR ANA MUHALEFET PARTİSİ…

PKK’nın elebaşları mağarada sıkışmış, kafayı kaldıramıyor. Sinek vızıltısını bile İHA sesi sanıyorlar. Ayrıca onların karar verecek ne iradesi ne de aklı var. Onlar da sizin gibi emir kulu, onlara, ‘Saldır’ denilir saldırırlar.

“Koskoca ana muhalefet partisi, Türkiye’nin kurucu partisi, terör örgütleriyle iş tutar mı, terör eliyle iktidar devşirme peşinde olur mu?” gibi devasa bir soru ile karşı karşıyayız. Normal şartlarda bu soru sorulmamalı bile.

Ama yakın tarih bize farklı şeyler söylüyor. 28 Şubat’ın kudretli paşalarının, Refah Partisi ve Necmettin Erbakan ile ilgili yaptıklarını unutursak, yukarıdaki sorunun cevabını bulamayız. O süreçte, “İrtica PKK’dan daha büyük tehlikedir” demiş ve PKK’lı terörist Şemdin Sakık’ın ifadesine ‘andıç’la eklemeler yaparak Erbakan ve hükümetini hedef almışlardı. Evet, muhafazakâr iktidar karşısında herkesle işbirliği yaparlar.

CHP yönetimini şu an ellerinde bulunduranların, bunu hangi yolla elde ettiklerini artık herkes biliyor. Fetullahçı Terör Örgütü, yarım asra yakın sinsi faaliyetleri neticesinde elde ettiği devlet imkânlarıyla, 2000 yılının ikinci yarısından itibaren Türkiye’de siyaset başta olmak üzere her alanı dizayn çalışmalarına başladı. Kemal Kılıçdaroğlu da FETÖ’nün siyaseti dizayn çalışmasının eseridir. CHP yönetimini FETÖ marifetiyle ele geçirenler, iktidar için de herkesle işbirliği yapar.

Yazdıklarımın çok ağır olduğunun farkındayım. Ama Türkiye’nin 10 yılı aşkın süredir yaşadıklarını göz ardı edersek, yaşayacağımız büyük felaketlerin vahametini tahmin bile edemeyiz.

CHP, TERÖRİSTİN AİLESİ GİBİ SEVİNDİ

Mersin’deki olaya geri dönecek olursak, İçişleri Bakanlığı saldırıyı gerçekleştiren ve direnişle karşılaştığı için kendini havaya uçuran kadın teröristlerden birinin CHP’nin 2013 yılında hazırladığı sözde Tutuklu Gazeteciler Raporu’nda adı geçen Dilşah Ercan isimli terörist olduğunu açıkladı.

Gelen ilk itirazlar evlere şenlik. “Biz tutuklu gazeteci dedik ama hele bir sorun niye dedik” safsatasıyla “Efendim biz nereden bilecektik, 11 yıl sonra terörist olacağını? Biz zaten raporu yayınlamadan yargı paketiyle tahliye oldu da, o gün zaten hava yağmurluydu, gözlüklerimiz buhar yaptı raporu okuyamadık” gibi mazeretler savurdular.

CHP’nin saçma sapan savunmaları işe yaramayınca saldırıyı “AK Parti için yapan(!) PKK” devreye girdi. PKK’nın askeri kanadı HPG, saldırıyı yapanlar arasında “CHP’nin tutuklu gazetecisi Zozan Tolan kod adlı Dilşah Ercan’ın bulunmadığını duyurdu. Açıklamada Zozan’ın “görevinin başında”(!) olduğu bildirildi.

PKK’nın bu açıklaması CHP’yi sevince gark etti. CHP’de şenlik başladı, İzmir Marşı okundu, 10. Yıl Marşı’yla coşku tavan yaptı. Kemal Kılıçdaroğlu açıklamada bulunarak, “başından beri bildiğini” söyledi.

PKK’nın açıklamasındaki “Zozan görevinin başında” ifadesi CHP’yi hiç rahatsız etmedi. Raporlarında yer alan ismin PKK’nın askeri kanadında yer alması ve “görevinin başında” olması, CHP’deki sevincin bir parçası mı bilmiyoruz. Ama Dilşah’ın yaşadığı iddiasına en az ailesi kadar sevindiklerine şahit olduk.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.