‘Diriliş Sandığı’na karşı direniş borsası

01:5623/04/2018, Pazartesi
G: 23/04/2018, Pazartesi
Hüseyin Likoğlu

İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan yeni dünya düzeninde Batı blokunun yanında yer alabilmek için çok partili hayata geçti ve göstermelik de olsa Türkiye’de 1946 yılında ilk çok partili seçimler yapıldı. Sonra malum 1950 seçimleri ve 1960 darbesine kadar bir daha seçim kazanamayan Cumhuriyet Halk Partisi.1950 ila ’60 arasında yapılan her seçimi kaybeden CHP’nin imdadına 1960 darbesi yetişti. Asker 27 Mayıs’ta yönetime el koydu. Askeri yönetim, Türkiye’yi ömür

İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan yeni dünya düzeninde Batı blokunun yanında yer alabilmek için çok partili hayata geçti ve göstermelik de olsa Türkiye’de 1946 yılında ilk çok partili seçimler yapıldı. Sonra malum 1950 seçimleri ve 1960 darbesine kadar bir daha seçim kazanamayan Cumhuriyet Halk Partisi.


1950 ila ’60 arasında yapılan her seçimi kaybeden CHP’nin imdadına 1960 darbesi yetişti. Asker 27 Mayıs’ta yönetime el koydu. Askeri yönetim, Türkiye’yi ömür boyu vesayet altında tutmak için hazırladığı Anayasa’yı 1961 yılında yürürlüğe koydu. Anayasa’nın yürürlüğe konulmasının ardından önce Adnan Menderes’i astı, sonra da seçimlere gitti.

1961 Anayasası ile kurulan vesayet düzeni 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar devam etti. 27 Mayıs darbecileri, inşa ettikleri çift başlı sistemle, halkın seçeceği hükümetler, yol, su elektrik, kanalizasyon işleriyle uğraşacaktı. Vesayetçilerin belirlediği cumhurbaşkanları ise devleti yönetecekti.

Sistem arıza verince 1971’de muhtıra ile ayarlarında oynadılar, 12 Eylül’de de sil baştan dizayn ettiler. Vesayetçilerin sistemine ilk çomağı Turgut Özal soktu. Özal, 1960’tan sonra ilk sivil Cumhurbaşkanı oldu. Ama fazla yaşamadı. Özal’ın ardından seçilen Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer, görünürde sivildi. Ama Cemal Gürsel ve Kenan Evren’e rahmet okuttular.

Vesayet sistemine ikinci çomak AK Parti döneminde Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle sokuldu. Gül’ün seçimine direnen vesayetçiler, Karargâh’ta e-muhtıra yayınlarken, sivil uzantıları meydanlarda Cumhuriyet mitingleri yapıyorlardı. İlk raundu kazanmışlardı. 367 Sabih’in formülü ile Meclis’e Cumhurbaşkanı seçtirmemeyi başarmışlardı.

İşte o ilk raunt sonları oldu. Önce Anayasa değişti, Cumhurbaşkanını seçme yetkisi millete verildi. Ardından yapılan 22 Temmuz seçimleri neticesinde oluşan Meclis, Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı seçti. Tabi o seçim sırasında MHP’nin tavrını hiç unutmamak lazım.

Cumhurbaşkanını seçme yetkisinin halkın eline geçmesi, vesayetçileri çileden çıkarttı. O tarihten sonra Fetullahçı hainler ağlarını yavaş yavaş örmeye başladı. Ne yapıp edip halkın kendi Cumhurbaşkanını seçmesinin önüne geçilmeliydi. 2011 Haziran seçimleri hüsranlarına hüsran kattı.

2014’te halk ilk kez kendi cumhurbaşkanını kendi seçti. Ancak Fetullahçı hainler, ihanet girişimlerini darbe girişimine vardırdı. İhanet 15 Temmuz’da zirve yaptı. Halkın direnişi yepyeni Türkiye’nin önünü açtı. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısı ile 27 Mayıs Anayasası kalıntıları tarihin çöplüğünde hak ettiği yere gönderilirken, 16 Nisan’da ilk sivil yönetim sistemini içeren Anayasa halkın oylarıyla kabul edildi.

Bahçeli’nin erken seçim çağrısının ertesi günü Yeni Şafak, “Diriliş Sandığı” manşetiyle çıktı. Manşetimize kızan CHP lideri Kılıçdaroğlu ‘ne dirilişi’ dedi. Sayın Kılıçdaroğlu, belli ki haberin içeriğini okumadan değerlendirme yaptı. Kılıçdaroğlu, peşinen seçimleri Tayyip Erdoğan’ın kazanacağını kabullenerek, manşetimizde “Diriliş Sandığı” ifadesini yanlış yerlere çekti. Bizim haber, kimin kazanacağına ilişkin değildi. Yeni Şafak “Diriliş Sandığı” derken, yukarıda bahsettiğim vesayetçi sisteme son veren Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin bu sandıkla yürürlüğe gireceğini hatırlatmaktı. Evet, 24 Haziran’da seçimleri kim kazanırsa kazansın, vesayetçi sistemi ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı hükümet modeli hayata geçecek.

CHP vesayet sistemine yeniden hayat vermek için dün ilk adımını attı. 15 vekilini Meral Akşener’in partisine göndererek, hem Akşener’i kendi safına çekmek, hem de eski sistemi geri getirmek isteyen partiler arasında dayanışma mesajı verdi.

İlk milletvekilliği borsası 1977 yılında yine CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit döneminde kurulmuştu. Herkesin bildiği Güneş Motel lobisinde transfer edilen 11 milletvekilinin 10’una bakanlık verilerek Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok yolsuzluk yapılan hükümeti kurulmuştu. O hükümet daha sonra ülkeyi 12 Eylül darbesine sürükledi.

Hatırladığımız başka bir milletvekili borsası ise 28 Şubat sürecinde kurulmuştu. Demirel’in yancısı Hüsamettin Cindoruk, bir şemsiye partisi kurmuştu ve Refah-Yol hükümetini yıkmak için milletvekili transferine başlamıştı. Millet nezdinde değeri kalmamış milletvekillerine, şemsiye partisinin borsasında büyük değer verilmişti. Görevlerini yaptılar, ceplerini doldurdular ama bugün artık esamileri bile okunmuyor.

Eskiden milletvekili transferleri hükümet kurmak veya hükümet yıkmak için yapılırdı. Şimdi ise Diriliş Sandığı’na direniş için borsa kuruldu.

#CHP