Tarihi peşinden sürükleyen adam, Kudüs ve Türkiye Ekseni!

04:0023/12/2017, Cumartesi
G: 18/09/2019, Çarşamba
İbrahim Karagül

Kim ne derse desin, Türkiye artıkküresel güç haritasının ana kutuplarından, merkezlerinden biridir.ABD,Çin,RusyaveAvrupa Birliği’nden sonraTürkiye öncülüğünde yeni bir güç bloku, güç merkezileşmesiöne çıkmıştır ve bu devam edecektir. Arap/İslâm dünyasını yenidenyükselişegeçirecek söz ve söylem bu ülkeden üretilmekte,yüz yılın tarih hesaplaşmasıTürkiye öncülüğünde yapılmaktadır.Selçuklu-Osmanlısiyasi haritası bugünün Türkiye’si üzerinden yeniden yükseliş dönemine girmiştir. 20. yüzyıl boyunca Anadolu’ya

Kim ne derse desin, Türkiye artık
küresel güç haritasının ana kutuplarından, merkezlerinden biri
dir.
ABD
,
Çin
,
Rusya
ve
Avrupa Birliği
’nden sonra
Türkiye öncülüğünde yeni bir güç bloku, güç merkezileşmesi
öne çıkmıştır ve bu devam edecektir. Arap/İslâm dünyasını yeniden
yükselişe
geçirecek söz ve söylem bu ülkeden üretilmekte,
yüz yılın tarih hesaplaşması
Türkiye öncülüğünde yapılmaktadır.

Selçuklu-Osmanlı
siyasi haritası bugünün Türkiye’si üzerinden yeniden yükseliş dönemine girmiştir
. 20. yüzyıl boyunca Anadolu’ya hapsedilen
irade
uyanmıştır,
büyük iddialarla
yola çıkmıştır. Bunun için de çok büyük saldırılara maruz kalmış,
çok büyük kavgalara girmiş
, Birinci Dünya Savaşı dönemkindeki
saldırı cephesi
aynen Türkiye’nin karşısına dikilmiştir.
Buna karşı Türkiye hiçbir şekilde
pes etmemiş, diz çökmemiş, ürkmemiş, yeniden birilerine sığınma ihtiyacı hissetmemiştir
. Çünkü
tarih dönmüş
, Türkiye bu tarih dönüşünü çok iyi
hesaplamış
, küresel ölçekte güç kaymalarının oluşturduğu
manevra alanını
kullanmayı başarmıştır.
Yerel değil küresel: Yeni tarih yapıcı rolün öncüsü
Kim ne derse desin
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan
, bugünkü dünyanın
en önemli küresel aktörlerden
biridir.
Siyasi duruşu, yürüyüşü, söylemi yerel değil bölgesel ve küresel ölçeklidir
. Söylemi de, tezleri de, hedefleri de
iç politikanın dar alanlarıyla
sınırlı değil,
tarih ve medeniyet kimliği ile donanmış
bir coğrafya çıkışıdır.
Tarihi peşinden sürüklemektedir
. Yeni
tarih yapıcı rol
onun öncülüğünde devam etmektedir.
Türkiye’nin büyük yükselişinin liderliğini, coğrafyanın yeni bir merkez, kutup olmasının öncülüğünü
yapmaktadır.
Bu yüzden de on beş yıldır
olağanüstü saldırılara
maruz kalmış, hemen her yıl yeni bir
“çokuluslu müdahale”
ye göğüs germiştir.
Gezi
terörü de,
17-25 Aralık
da,
15 Temmuz
da onun bu
büyük yürüyüşünü engellemek
için devreye alınmış, Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en ağır saldırılarına maruz bırakılmıştır.
O düşerse Türkiye
düşer; hesapları bu..
Şüphesiz Batı,
Erdoğan varken, o öndeyken Türkiye’yi dizginlemenin mümkün olmadığını
hep bilmiştir. Bu yüzden de
saldırıların ana hedef
i o olmuş, onun
devrilmesi
halinde Türkiye’nin
teslim
alınacağı, Türkiye’nin teslim olması halinde
coğrafyayı ayakta tutacak hiçbir güç kalmayacağı
, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan tarih dönüşünün
engelleneceği
hesabı yapılmıştır. Bölgede birçok ülke diz çökerken,
birçok lider 21. yüzyıl için de ülkelerini rehin verirken
, Atlantik eksenine
sığınarak
rejimlerini ve iktidar alanlarını koruma telâşına düşerken, o,
meydan okumayı
seçmiş, büyük yükselişin öncüsü olmayı bilmiş,
siyasi tarihimizin büyük devrimcisi
olarak rüzgârı arkasına almayı bilmiştir.
Kudüs çıkışı: Bütün dünyayı alarma geçiren şaşırtıcı güç
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sadece
İİT İstanbul Zirvesi
’nin yapıldığı gün,
Kudüs için Müslüman ülkeleri İstanbul’da topladığı gün
verdiği mücadele bile
, gelecek kuşakların zihinlerinde çok
derin izler
bırakacaktır. Bu bir
nesil inşasıdır
,
güç inşasıdır, siyasi tarih inşasıdır
. ABD Başkanı
Donald Trump
’ın, İsrail’le el ele vererek dünyayı oldubittiye getirip
Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi
ne normalde pek ses çıkması beklenmiyordu. Zira
Arap rejimleri büyük oranda sinmişti
, zaten daha önce de
Arap-İsrail ittifakı
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan üzerinden devreye alınmıştı. ABD ve İsrail işi
garantiye
almış, daha önceden herkesi susturmuştu.
Ama
şaşırtıcı
bir şey oldu. Türkiye, Müslüman dünyayı
alarma
geçirdi. Erdoğan, ABD karşısında büyük bir
risk
alarak, Müslüman dünyayı, hatta Hristiyan dünyayı harekete geçirmeye girişti.
İstanbul Zirvesi’nden ABD ve İsrail’e açıkça meydan okuyan
bir karar çıktı. Birkaç Arap ülkesinin
sabotajı
da işe yaramamıştı. ABD’ye
“Hayır, Kudüs İsrail’in değil, Filistin’in başkentidir”
cevabı verildi.
Dünya ABD’yi rezil etti: Artık ABD hegemonyası bitmiştir..
Hemen ardından
BM Güvenlik Konseyi
görüşmesi oldu ve ABD o görüşmede
yapayalnız
kaldı. Washington’ın
vetosu
sonrasında
BM Genel Kurul
’u harekete geçirildi. Birkaç,
adı bile hatırlanamayacak
, ülke dışında
dünya ABD’ye çok ağır bir ceza verdi
, Washington yönetimi tam anlamıyla
rezil
oldu: Bütün
karizması çizildi, aslında dünyada hiç dostu olmadığını gördü; ABD’nin küresel kredisi sıfırlandı
. BM Genel Kurulu’ndaki
tablo
,
ABD hegemonyasının bittiğinin ilanıdır
. ABD’nin artık dünyaya öncülük edemeyeceğinin,
baskı ve şantajlarla
iş yürütemeyeceğinin,
ahlaki
değerlerini kaybettiğinin,
ABD dışında bir dünya kurulduğunun
ilanıdır.
Soğuk Savaş sonrasında
yeni dünya düzeni
kurmaya kalkışan bir gücün
acziyetinin, sefaletinin, savruluşunun, marjinalleşmesinin
göstergesidir. ABD artık dünya için bir
tehdittir
, hemen her ülke bu tehdit konusunda hemfikirdir. Söz konusu karar, aslında bu durumun yansımasıdır, açıktan dile getirilmesidir.
Türkiye’yi kaybeden
coğrafyayı
kaybeder
Türkiye,
İstanbul Zirvesi
ile işte bu sonucun açığa çıkmasına öncülük etmiştir. ABD ile adeta
kafa tokuşturmuş
, büyük bir
felâketin
önüne geçmiş, dünyayı uyarmıştır. Karar;
ardı ardına ağır saldırılara maruz bırakılan
, terör örgütleri üzerinden yıpratılmak ve
kuşatma
altına alınmak istenen,
iç savaşla
yüzleştirilip yok edilmek istenen
Türkiye’nin küresel iktidar alanında merkez rolünün de teyididir
.
ABD’nin Türkiye’yi kaybetmesi bölgede bitişinin başlangıcı olacaktır. Böyle bir gücü yıpratmaya çalışarak, terör örgütlerine hedef yaparak,
bölmeye/parçalamaya
çalışarak en büyük hatasını yapmıştır. Türkiye’nin tarih yapıcı rolünü kavrayamayan,
FETÖ ve PKK gibi örgütlerin aklıyla
hareket eden
Washington’ın coğrafyada nüfuz alanı hızla daralacaktır
.
O proje de çökecektir
Şimdiden Türkiye’den Doğu’ya doğru ABD etkisi erimeye başlamıştır.
Irak
ve
Suriye
’de de kaybedecektir. Bunu bildiği için de
BAE
ve S. Arabistan üzerinden
Türkiye karşıtı bir cephe
inşa etmiş, Arap dünyasını
Türkiye düşmanlığı
ile harekete geçirmeye çalışmıştır.
Bu proje de çökecektir
. Aslında Türkiye’nin öncülük ettiği
Kudüs hassasiyeti o projeyi şimdiden çökertmiş
, söz konusu liderleri Arap dünyasının gözünde zora sokmuştur. ABD ve İsrail ile bu liderlerin
gizli anlaşmalarının diğer maddeleri de açığa çıktığında kopacak fırtınanın
ABD’nin bölgedeki nüfuz alanlarını nasıl imha edeceğini hep birlikte göreceğiz. Kudüs konusundaki çıkış bunun ilk işaretidir.
O karar öyle olmasaydı kıyameti koparacaklardı
Genel Kurul’daki oylamada
ABD ve İsrail’in tehditleri
işe yarasaydı, onların istediği gibi bir karar çıksaydı,
içeride Erdoğan’a çok ağır saldırılar
başlayacak, adeta
kıyametler
koparılacaktı.
“Türkiye’yi rezil etti”
, “ABD karşısında zor duruma düşürdü”,
“tehlikeye attı”
diyecekler, tam o sırada dışarıdan
yeni tazyikle
r başlayacaktı. Bunu yapacak olanların söz konusu başarıyı
görmemeleri
, Erdoğan’ın ve Türkiye’nin öncü ve güçlü rolünü
takdir etmemeleri
ibretliktir. Ama artık Erdoğan’ı
iç politik söylemlerle yıpratma
dönemi bitmiştir. Türkiye’yi
dış müdahale araçlarıyla sarsma
dönemi bitmiştir.
Artık iddialar da,
kavgalar da büyük
Dünya olağanüstü bir dönemden geçiyor
. Sadece coğrafyamız değil, küresel ölçekte bütün
güç haritala
rı değişiyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana
hiç böyle bir dönem yaşanmadı
. Bu stresin nerede nasıl patlayacağını öngörmek mümkün değil.
Türkiye de olağanüstü bir dönemden geçiyor
. Yirminci Yüzyıl defterini çoktan kapatan ülkemiz, bu güç kaymaları arasında kendine bir
yol
arıyor, yeni
yükseliş
döneminin güçlü adımlarını atıyor. Bu yüzden
iddialar büyük, kavgalar büyük, hesaplaşma çok çetin
. Bu hesaplaşmayı anlamayan ülkeler de,
içeride
bunu anlamayan siyasi çevreler de kaybedecektir.
Açık söyleyelim: Bu
büyük bir zaferdir
Kudüs çıkışı Türkiye’ye
çok yeni ve çok etkili bir güç alanı
açmıştır. Kudüs kararı sadece
dini/ideolojik
bir çıkış değil bir
jeopolitik kapışmadır
. Türkiye bu kapışmadan
zaferle
çıkmıştır ve bu devam edecektir. Artık bundan sonra,
içerideki itirazlar, yıpratma hareketleri de “iç politik” değil, “çokuluslu müdahale”lerin parçasıdır
.
Bu tarih hesaplaşmasında
küçük hesaplarla zihin bulandıranların
bir dış müdahale
aparatı
olarak anılması muhtemeldir. Bu olağanüstü dönemi anlamayanların Türkiye’ye
rol biçmesi
dönemi çoktan kapanmıştır. Bundan sonra, dışarıdan ve içeriden gelecek bütün
“çokuluslu müdahaleler”
olağanüstü bir dirençle karşılanacaktır. Açık söyleyelim, bu
büyük bir zafer
dir. Bundan sonra bütün manevralar bu
zafer üzerine inşa
edilecektir.
“Türkiye ekseni”
ve “Merkez ülke”
Türkiye, hiç bir şekilde iddialarından vazgeçmeyecek,
kavga ne kadar büyürse büyüsün
geri çekilmeyecektir. İçeride bir
“Türkiye ekseni”
, dışarıda bir
“Merkez ülke
” ana hedefimizdir. Bu hedefe doğru güçlü adımlarla, büyük iddialarla yürümeye devam edeceğiz. İçeride
çatışma alanlarını
daraltarak, bölgede gerilimleri ve krizleri yumuşatarak devam edeceğiz. Unutmayın,
tarih dönmüştür
ve bu, yüzyıllarca böyle devam edecektir. O zaman herkes kendi alanında bu mücadeleye
omuz vermek
zorundadır. Bu, bizim
geçmişimize ve geleceğimize borcumuz
dur.
#Kudüs
#Türkiye
#BM