Hürmüz kıskacındaki Trump’ın ‘beş günlük ara’ hamlesi

04:0025/03/2026, Çarşamba
G: 25/03/2026, Çarşamba
Kadir Üstün

Başkan Trump’ın İran’ın enerji altyapısına saldırıları beş günlüğüne ertelediği yönündeki açıklamalar, uluslararası piyasaları rahatlatmakla birlikte bu adımın taktiksel bir geri adımı mı yoksa diplomasiye bir şans verme çabası mı olduğu belirsizliğini koruyor. Trump’ın sürekli kendi elini rahatlatmaya dönük ve sıklıkla birbiriyle çelişen açıklamaları kafa karıştırmaya devam ediyor. Bir yandan savaşın zaten hedeflerine ulaştığını söylerken bir yandan misyonu tamamlamaya az kaldığını söyleyen Trump’ın

Başkan Trump’ın İran’ın enerji altyapısına saldırıları beş günlüğüne ertelediği yönündeki açıklamalar, uluslararası piyasaları rahatlatmakla birlikte bu adımın taktiksel bir geri adımı mı yoksa diplomasiye bir şans verme çabası mı olduğu belirsizliğini koruyor. Trump’ın sürekli kendi elini rahatlatmaya dönük ve sıklıkla birbiriyle çelişen açıklamaları kafa karıştırmaya devam ediyor. Bir yandan savaşın zaten hedeflerine ulaştığını söylerken bir yandan misyonu tamamlamaya az kaldığını söyleyen Trump’ın müzakerelerin devam ettiği ve ilerleme kaydedildiği yönündeki sözlerini İran yalanladı. Trump’ın bu beş günlük arayı İran’ın enerji altyapısı açısından kritik önemi haiz Harg adasını işgale hazırlık için değerlendireceğini söyleyenler de dikkat çekiyor. Trump’ın petrol fiyatlarının kontrol edilemez şekilde yükselmesine ve piyasaların tam bir çöküş yaşamasını önlemek için reaksiyon gösterdiği açık. İran’ın Hürmüz’ü kapatmasının ürettiği ekonomik maliyet yüzünden iyice sıkışan Trump, savaşı bitirmek istese de Tahran’ın taleplerini karşılamakta zorlanabilir. Bu da ilan edilecek bir ateşkes veya anlaşmanın kırılgan olacağına işaret ediyor.

MİSYON GENİŞLEMESİ TUZAĞI

Amerika’nın savaşa girerken açıkladığı siyasi hedeflerin askeri hedeflerle tam bir örtüşme içinde olmadığı açıktı. İran’ın nükleer ve balistik füze kapasitesinin ortadan kaldırılması ve rejimin değişmesi gibi hedefler öne sürülmüştü ancak gelinen noktada İran’ın Hürmüz’ü açması için gerekli opsiyonlar tartışılıyor. Trump petrol fiyatlarının durdurulamaz yükselişi karşısında İran’ın açık denizlerde halihazırda satış bekleyen petrollerini satmasına izin vererek önemli bir taviz verdi. Buna karşın Amerikan özel birliklerinin Hürmüz’ü açma operasyonu için bölgeye sevk edildiği yönündeki haberler askeri operasyonun masada olduğu mesajını vermeye matuf göründü. Cumhuriyetçiler Obama yönetimine İran’a 1,4 milyar dolarlık yaptırım rahatlaması verdiğinde adeta kıyameti koparmışlardı ancak Trump petrol fiyatlarını stabil hale getirmek için bundan çok daha fazlasını vermiş oldu. Öte yandan Hürmüz’e askeri müdahale opsiyonlarını da değerlendirmesi savaşta bir türlü netleşmeyen ana hedefin Amerika’yı misyon genişlemesi tuzağına sürüklemesi ihtimali güçleniyor.

Trump piyasaların açık olduğu hafta içi mesai sürecini geçirdikten sonra hafta sonu gerçekleşecek bir askeri operasyona izin verirse, ‘Amerikan postallarını’ sahaya indirmiş olacak. Savaş şimdiye kadar büyük oranda hava operasyonları ve donanma gemilerinin İran donanmasını nötralize etmesi şeklinde gerçekleşmişti. Ancak İran’ın asimetrik savaş hazırlığı sayesinde Hürmüz Boğazı’nı kapatmakla kalmayıp enerji altyapısına saldırı tehditlerine el yükselterek cevap vermesi, Trump’ı iki kere düşünmeye sevk etmiş görünüyor. Trump İran’ın taleplerini aşırı bularak Hürmüz’ü askeri operasyonla açma çabasına girerse savaşın yepyeni bir boyut kazanarak uzaması kesinleşir. Amerikan askerlerini sahaya sürmeyeceği sözü veren Trump’ın Harg adasına karşı yeni bir ‘sınırlı’ operasyona izin vermesi, Amerika’nın karadan asker çıkarması yapması anlamına gelecek. Harg başarılı biçimde alınsa bile İran’ın tırmanma opsiyonlarını devreye sokarak Amerikan askerlerini Hürmüz’ün içinde hedef alması, Washington’ı daha fazla takviye yapmaya zorlayarak misyonun genişlemesi sonucunu doğurabilir.

EKONOMİK ÇIKARLARA KARŞI REJİMİN BEKASI

Savaşın bu noktasında asimetrik güçler arasında bir askeri mücadele gerçekleşirken, iki tarafın öncelikleri de son derece farklılaşmış durumda. Amerika için Hürmüz Boğazı’nın bir an önce açılması ve savaşın ekonomik yan etkilerinin azaltılması öncelikliyken İran için rejimin bekasının savaşı sona erdirecek kalıcı bir anlaşma üzerinden garantilenmesi en öncelikli hedef. Amerika küresel ekonomiyi krize sürükleyebilecek ve Trump’ın siyasi desteğini iyice azaltacak mevcut dinamikleri değiştirmek zorunda hissederken İran mevcut durumda en kritik kartı elinde tuttuğunun farkında. Dünya enerji piyasalarına yaşattığı şokun etkisini kalıcı kazanıma dönüştürmek isteyen İran, Amerika’nın taktiksel geri çekilmeye dayanan ve kolaylıkla bozulabilecek bir ateşkes yapmak istemiyor. İsrail’e askeri olarak zarar verme ve Hürmüz’ü kapatarak enerji piyasalarını sarsma kapasitesinin devam ettiğini gösteren İran, Trump’ın üzerindeki siyasi baskıyı da kullanarak rejimin bekasını sağlamak istiyor.

İran’da mevcut yönetim ayakta kalarak Amerika’dan tekrar saldırmama ve yaptırımları kaldırma tavizlerini koparırsa siyasi bir başarı kazanmış olacak. Trump ise Hürmüz’ü açtırmayı başarsa da bunun maliyetinin yüksek olduğu yönünde eleştirilecek. Özel kuvvetleri kullanarak bunu sağlaması Amerika’yı ucu açık bir savaşa sürükleyebilir. İran’la anlaşarak yapması da birçok taviz vermesi anlamına gelecektir. İki durumda da Trump ağır eleştiriler alacaktır. Elbette Trump’ın siyasi tarzı bu tür eleştirileri göğüsleyebilecek cinsten ancak kalıcı bir barış anlaşmasının temelini atamazsa savaşın orta ve uzun vadede de devamı anlamına gelebilir. Bu hafta başındaki açıklamaları, Trump’ın sert borsa düşüşlerine ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı son derece hassas olduğunu gösterdi. Bu da savaşın genişleyip genişlemeyeceğine piyasaların karar vereceği tezini kuvvetlendiriyor. Ancak Trump’ın müzakereleri kısa dönemli çıkarlar üzerinden okuyarak zaman kazanmaya çalışması hayati bir hata olabilir.

Amerikan halkının Ortadoğu’da ucu açık yeni bir savaşa prim vermediği anketlerde çok açık görülüyor. Enflasyon ve yüksek fiyatların Trumpçı tabandan da tepki çektiği sır değil. Amerika’nın müttefiklerinin de Washington’a petrol fiyatlarındaki istikrarsızlık ve bölgedeki güvensizlik ortamından şikâyet ettikleri malum. Amerika’nın kendilerini koruyamadığını gören Körfez ülkeleri de Washington’dan uzaklaşmaya başlayabilir. Jeoekonomik ve jeostratejik dengelerin en azından şimdilik İran lehine oluştuğunu söylemek mümkün. Trump bunu diplomasi yoluyla değil de askeri olarak çözmeye kalkarsa ve İsrail’in savaşın seyrini belirleme çabalarına izin verirse hem kasım seçimlerinde hem de sonrasında giderek ağırlaşan bir siyasi baskı hissedebilir. Rejimin bekası için başka opsiyonu kalmadığını düşünen ve varoluşsal bir savaş veren İran’ın daha fazla zamana oynama lüksü var zira Trump gibi bir an önce sonuç almak zorunda değiller. Bu da asimetrik savaşın her iki taraf için orantısız maliyet ürettiğine işaret ediyor.

#ABD
#Donald Trump
#Hürmüz Boğazı