Yazarlar İdeal yöntem il bazlı önlemlere geçiş

İdeal yöntem il bazlı önlemlere geçiş

Mehmet Acet
Mehmet Acet Gazete Yazarı

Cumartesi ikindi vakti İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu aradığımda, Ankara’nın güney yönlü çıkış güzergâhı olan Gölbaşı’nda incelemeler yapıyordu.

Sonra kendisi dönüş yaptı, on dakika kadar konuştuk.

Malum, cuma akşamı şehirlerarası seyahatlere yeni sınırlamalar getiren kararlar, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilmişti.

O kararların uygulaması büyük ölçüde İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğunda.

Süleyman Soylu, oturduğu yerden bakanlık yapan birisi değil.

Terörle mücadele mesaisinde olduğu gibi böyle zamanlarda da sahadan çıkmıyor.

Cuma günü açıklanan önlemlerden sonra sahadaki uygulamayı yerinde görmek için soluğu hemen Ankara’nın çıkış noktasında almış.

İSTANBUL’DAN TAŞRAYA GİDENLERE DİKKAT!

Hafta sonundan itibaren başlayan yeni sınırlamaların arka planında, ülke geneli için alınacak zecri kararlar yerine, şehir şehir ihtiyaca göre karantina uygulanması gibi bir mantık var aslında.

Salgının Türkiye’nin her tarafına yayıldığını geçen hafta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca duyurmuştu.

Bundan sonraki aşamada her il, valilikler üzerinden kendi önlemini alacak.

Valilikler üzerinden ‘pandemi kurullarının’ oluşturulması bunun bir işareti.

İller arası seyahatler, virüsün yayılmasının temel gerekçesini oluşturuyor.

Özellikle Türkiye’nin her yerinden nüfus barındıran İstanbul’dan taşraya gidenler.

İçişleri Bakanı Soylu, İstanbul üzerinde konuşurken, “Başlangıçta yurtdışından gelenler tehlike oluşturuyordu. Devamında İstanbul’dan taşraya gidenler virüsü yaymaya başladı” dedi.

Sonra da İstanbullulara çağrı yaptı.

“Lütfen İstanbul’dan ayrılmayın, bir yere gitmeyin, olduğunuz yerde kalın!”

İstanbul’dan son iki gündür iyi haberler, iyi fotoğraflar geliyor.

Normal zamanlarda büyük kalabalıkların olduğu sahillerden, meydanlardan gelen fotoğrafları kastediyorum.

Hepsi boşalmış.

Demek ki, yapılan çağrılara artık kulak veriliyor.

Bu iyi haber.

İnşallah, hava şartlarının dışarı çıkmaya çok müsait olmaması değil de, yapılan uyarılara kulak verilmesi ve de işin ciddiyetinin anlaşılması bu tablonun gerçek sebebi olsun.

Dün sabah konuştuğum Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Tevfik Özlü, “Evde Kal çağrılarına yüzde 75 oranında uyulması bile Türkiye’ye virüsün yayılımını engellemede önemli kazanımlar sağlayacaktır” diyor.

Böyle bir konuda gözümüzü sürekli bir biçimde ülkeyi yönetenlerin üzerinde tutmanın, her şeyi oralardan beklemenin bir anlamı yok.

Sorumlulukları yerine getirme görevi büyük ölçüde toplumların üzerinde çünkü.

“SERT SÖZLERLE DEĞİL TELKİNLE HAREKET EDİYORUZ”

İçişleri Bakanı Soylu, “Toplu taşımada yüzde 90’ların üzerinde bir azalma olduğunu” söylüyor.

Bu da iyi bir haber.

İşin özünde insanlar arasındaki mesafenin açık tutulması var.

Salgının yayılmasını önlemenin en önemli yolu bu.

Bir başka yeni uygulama da şu:

Bundan sonra şehir giriş ve çıkışlarındaki araçlara yönelik yapılan sağlık kontrolünde ateş ve öksürük gibi semptomlar görülen yolcular 14 gün karantina altına alınacak.

Böyle zamanlarda ülkeyi yönetenlerle yönetilenler arasındaki ilişki biçimlerinin çıktıları da testten geçiyor.

Avrupa’ya, ABD’ye baktığımızda bazen liderler, bazen yerel yöneticiler üzerinden toplumlara sürekli bir karamsarlık pompalandığını görüyoruz.

Bazı yerlerde, biraz da çaresizlik nedeniyle yönetenler, yönetilenlere bağırıp çağırıyor.

Türkiye için durum nasıl diye baktığımızda ise, halka yönelik daha çok ‘telkin dilinin’ kullanıldığını görüyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan her açıklamasında bir taraftan net uyarılarda bulunuyor, öbür taraftan ‘panik yapmayacağız’ diye çağrılar yapıyor.

İçişleri Bakanı Soylu da, “Sert sözlerle değil, telkinle hareket ediyoruz” diyor.

Son günlerde telkin yönteminin işe yaradığına dair işaretler artmış görünüyor.

İnşallah bunun önümüzdeki haftalar için olumlu sonuçları olur.

POST TRAVMATİK STRES BOZUKLUĞU VAKALARI ARTIŞA GEÇECEK

Geçenlerde bir yayın sırasında enfeksiyon uzmanı olan bir doktor, korona salgını geçtikten sonra psikolojik hastalıklarla ilgili başvuruların artacağını söylemişti.

Özellikle Post Travmatik Stres Bozukluğu diye bilinen rahatsızlıkta vaka sayısının artacağı öngörülüyor.

Yani demek istiyorum ki, koronadan kaçarken, ciddiyeti elden bırakmamak kaydıyla, ölçüyü de kaçırmamak lazım.

Şu iki üç haftayı gevşemeden evde kalarak geçirebilirsek, arkası daha iyi gelecek sanki.

Sözü olup da kulak verdiğimiz herkes bunu söylüyor.

Haydin biraz daha sıkalım dişimizi!..

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.