Her 15 Temmuz’a yaklaşırken aynı senaryo sahneye konulurdu. FETÖ, türlü yalanları ve akıl almaz komploları sosyal medya üzerinden Türkiye gündemine sokar, kanlı kalkışmayı başkalarına mal edecek algılar inşa etmeye çalışırdı.
Dikkat edenler fark etmiştir: Hain girişimin 10’uncu yıl dönümünde, Amerika’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar yayılan FETÖ’cüler bu kez gündemi sabote edemediler. Hamle yaptılar tabii ki. 15 Temmuz haftasında üç belgesel birden servis etmeye çalıştılar. Ama nafile… X’te etiket çalışması dahi yapamadılar.
Çünkü sesleri kesildi!
ÇOK ÖZEL BİR EKİP 7/24 NÖBET TUTUYOR
Peki bu nasıl oldu? İşte ben de bu sorunun peşine düştüm ve FETÖ’ye karşı örülen sanal duvar çıktı karşıma.
Kurum, kuruluş ve birim adı vermeyeceğim. Sadece şunu söyleyeyim:
“Siber Vatan” nöbeti tutan çok profesyonel bir ekip var, 7/24 ekran başında bekliyorlar.
Bu özel ekip, birçok devlet kurumundan da anlık destek alıyor. İşin mutfağını bilen, içeriden takip eden isimlerle görüştüm, sorularımı yönelttim. Kamuoyunun yalnızca sonucunu gördüğü “engelleme” faaliyetlerinin perde arkasında hangi mekanizmaların çalıştığını, adım adım öğrendim.Önce, kamuoyunun zaten bildiği kısmını hatırlayalım: Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 12 Temmuz’da NSosyal hesabından yaptığı açıklamada son bir ayda FETÖ ve FETÖ ile iltisaklı olduğu tespit edilen
2 bin 702 sosyal medya hesabına
erişim engeli getirildiğini duyurmuştu. Bu, örgütün sosyal medya yapılanmasına yönelik tek seferdeki en büyük darbe olduğu için medyada geniş yankı buldu.BİR FETÖ HESABI NASIL DEŞİFRE OLUYOR
Öğrendiğim ilk şey şuydu: FETÖ iltisaklı hesaplar için oluşturulan ekip, ihbarlara, şikâyetlere tek tek bakıyor.
“Siber Vatan Takımı”
diyebileceğimiz açık kaynak ve veri uzmanları; gelen istihbaratları hem özel yazılım ve yapay zekâ araçlarıyla hem de manuel takip sistemiyle titizlikle kullanıyor.FETÖ’cü olduğu düşünülen şüpheli hesaplar etkileşim güçlerine göre önceliklendirilerek, geçmiş paylaşımları ve takip ağı analiz ediliyor. Bu esnada şüpheli profilin, sürekli etkileşimde olduğu
“hesap ağı”
çıkarılıyor: Kim kimi takip ediyor, hangi hesaplar aynı anda aynı içeriği paylaşıyor, hangi IP ve cihaz izleri örtüşüyor... Bu arada yapay zekâ destekli izleme sistemleri, binlerce hesabı aynı anda tarayıp örgütlü kelime kalıplarını yakalıyor. Terör faaliyeti tespit edilse de bir süre beklenip, ilişki ağı da netleştiriliyor. Çünkü tek bir hesap bazen arkasındaki yüzlerce hesabı ele veriyor. Misal: Sıradan görünen tek bir beğeni bile, kendini hiç belli etmeyen “kripto” FETÖ’cüleri deşifre edebiliyor.
Son aşamada ise adli bilişim devreye giriyor ve hesaplar hakkında hukuki süreç işletiliyor. Bilgi ve belgeler doğrultusunda savcılık engelleme kararı çıkartıyor ve ilgili platforma iletiliyor. Çok katmanlı, çok aşamalı, istihbarat kaynaklı ve hukuk kuralları içerisinde yürütülen bir süreç var.
Bana aktarılan bilgilere göre, 2026’nın geride kalan yedi aylık bilançosu da sosyal medyadaki “
Fetömetre
” sistemin ne kadar yoğun çalıştığını gösteriyor: Bu sürede FETÖ ve FETÖ ile iltisaklı olduğu tespit edilen yaklaşık 4 bin hesaba
erişim engeli getirilmiş. Aynı süre zarfında terörü öven, dezenformasyon yayan veya Türkiye’ye karşı psikolojik harekât yürüttüğü belirlenen 2 bin 965 hesabın
da fişi çekilmiş. Toplamda 6 bin 644 hesap, sanal âlemin çöplüğünü boylamış.
X’TE SIKIŞAN ÖRGÜT TİKTOK’U İKİYE KATLAMIŞ
FETÖ propagandası deyince akla hâlâ ilk olarak X geliyor. Haklı bir refleks. X, yıllardır ülkemizi hedef alan terör yapılanmaları için adeta “örgüt evi” işlevi görüyordu. Ancak bu rahatlık son iki yıldır örgütlerin elinden alınmış durumda.
FETÖ de bu nedenle mecrasını değiştirerek Instagram ve TikTok’ta binlerce hesap
açtı. Örgüt, farklı içerik stratejileriyle özellikle gençleri hedeflemeye başladı. Malum bu platformlarda takipçi sayısının bir önemi kalmadı. Çarpıcı bir içerik, izleyiciyi ilk üç saniyede yakalayacak bir kurgu ve dikkat çekici bir müzik yeterli. İzlenmeyi algoritma hallediyor.Zaten en fazla erişim engeli uygulanan platformlar listesinde X yalnız değil.
Instagram, TikTok, Facebook, YouTube ve Spotify
platformlarında da FETÖ’ye neşter atılmış. Bu tablo, sosyal medyanın hemen her köşesine yayılan organize bir cepheyi işaret ediyor.İhanet kalkışmasının 10. yıl dönümü öncesinde FETÖ’nün bir ay içinde
üç belgeseli aynı anda
dolaşıma sokması, bu örgütlü çabanın somut örneklerinden biriydi. Belgesellerden alınan kesitler, özellikle Instagram, TikTok ve YouTube üzerinden sistematik biçimde yayılmaya çalışıldı. Ancak devreye giren yapay zekâ destekli açık kaynak izleme sistemleri terör propagandasını kısa sürede tespit etti. Yayın noktaları etkisizleştirildi, bağlantılı hesaplara erişim engeli getirildi ve örgütün yapay gündem oluşturma girişiminin önü kesildi. Örgüt aynı günlerde X’te de etiket çalışmasıyla gündem oluşturmaya çalıştı ama TT listesine soktukları her etiket kısa sürede kaldırıldı.
AYNI TAKTİK, TÜKENEN SENARYO
Uzmanlar, FETÖ’nün sosyal medyada yıllardır aynı taktikleri tekrarladığını, yeni bir hamle geliştiremediğini gözlemlemiş. Yeni hesaplar açıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhine kara propaganda yapmak, FETÖ’cü hesaplara etkileşim vermek, Erdoğan karşıtı oluşumları kendilerindenmiş gibi göstererek desteklemek... Örgüt, bu birkaç eylemin dışına bir türlü çıkamıyor. Üstelik kamuoyuna mal olmuş elebaşları, sosyal medya platformlarının telefon numarası veya e-posta doğrulama zorunluluğu yüzünden
artık kendi adlarına yeni hesap bile açamıyor.
Bunun yerine, yurt dışında yaşayan örgüt mensuplarının çocukları adına hesaplar açıldığı tespit edilmiş.İMAMOĞLU’NDAN VAZGEÇTİLER
Kaynaklarımdan biri, çarpıcı bir detay daha aktardı: FETÖ’cüler, sosyal medyada iki isme destek vererek iktidar karşıtı bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyormuş. Bunlardan ilki, altı ay öncesine kadar
Ekrem İmamoğlu’ymuş
. Nitekim profil fotoğrafı İmamoğlu olan, içerikleri baştan sona ona destek amaçlı yüzlerce hesabın, FETÖ’nün kurduğu ağların içinde yer aldığı tespit edilmiş. Ancak kaynağıma göre bu politik destek son dönemde Özgür
Özel’e
kaymış: Açılan çok sayıda yeni hesaptan, önce CHP’li kimliğiyle Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik sert söylemlerle paylaşımlar yapılmış. Ardından da aynı hesaplardan, Özgür Özel’in liderliğini öven paylaşımlar gelmiş. Aktarılan bilgiye göre bu hesapların büyük bir kısmı, 15 Temmuz yaklaşırken kendini ele vermiş: Her yirmi paylaşımdan birinde sistematik olarak KHK’lılara destek içeriği paylaşınca, kimlikleri deşifre olmuş.
Ben bu bilgiden şunu anladım: FETÖ mensupları,
17-25 Aralık’tan beri
aynı hesabın peşindeler. İktidarı yıpratabilecek, meydanlarda karşılık bulabilecek bir siyasi figür arıyorlar. On yılı aşkın süredir bu arayışta birçok lideri ve partiyi sosyal medyada soluksuzca desteklediler. Üzerlerinde baskı kurdular. Siyasi liderleri masaya oturttular. Kamuoyu oluşturup masadan kalkanı bile geri döndürttüler. Ne var ki kimi desteklediyseler kaybetti.
Sosyal medya verilerine bakılırsa örgüt, artık Ekrem İmamoğlu’ndan da vazgeçmiş görünüyor.KENDİLERİNİ BİR ŞEKİLDE ELE VERİYORLAR
Kaynaklarımın aktardığı somut bir örnek, bu tespit sürecinin nasıl işlediğini gözler önüne seriyor: Biyografisinde kendini “cemaat karşıtı” ve Alevi olarak tanıtan, profilinde ise tanınmış muhalif bir siyasetçinin fotoğrafını kullanan bir hesap, uzun süredir sistematik biçimde algı operasyonları yürütüyormuş. Hesap incelendiğinde, eski paylaşımları ve beğenileri üzerinden FETÖ’cü hesaplarla ortak hareket ettiği tespit edilmiş.
Yürütülen hukuki süreçte, hesabı yönetenin firari bir FETÖ mensubu olduğu belirlenmiş.
FETÖ TEK BAŞINA DEĞİL: MOSSAD CEPHESİ
Benzer bir mücadele, Türkiye’yi hedef alan İsrail yanlısı propaganda ağlarına karşı da yürütülmüş. Burada bir parantez açmakta fayda var: İsrail’in kendi tabiriyle bir
“8. Cephe
” tanımı var. Netanyahu, İran ve müttefiklerine karşı yürüttükleri yedi fiziki cephenin (Gazze, Lübnan, Yemen, Irak, Suriye, Batı Şeria, İran) yanına sekizincisini eklemiş: Sosyal medya ve yapay zekâ üzerinden yürütülen “hakikat” savaşı.
Yani Türkiye’ye yönelik bu propaganda ağları, tesadüfi ya da münferit hesaplar değil; İsrail’in resmen tanımladığı bu sekizinci cephenin bir uzantısı.İşin ilginç yanı, Türkiye, İsrail kamuoyunda ikinci kez “sekizinci cephe” kavramıyla anıldı. Jerusalem Post’ta yayımlanan bir yorum yazısında, İsrail’in 7 Ekim’den beri kendini tehdit altında gördüğü yedi askeri cepheye, giderek daha belirgin hâle gelen sekizinci bir cephenin daha eklendiği yazıldı.
Yazıya göre bu cephe Türkiye’ydi ve diğerlerinden daha tehlikeli görülüyordu.
Yani Ankara, Tel Aviv’in stratejik haritasında hem “algı savaşının hedefi” hem de “sekizinci askeri tehdit” olarak iki kez işaretlenmiş durumda.Nitekim sanal cephe, özellikle İsrail’in İran’a savaş açtığı dönemde daha da hareketlenmiş. Yapılan incelemelerde, MOSSAD ile bağlantılı olduğu değerlendirilen hesapların kamuoyunda panik ve güvensizlik oluşturmayı amaçlayan psikolojik harekât faaliyetleri yürüttüğü, bölgedeki gelişmeleri çarpıtarak Türkiye aleyhine algı operasyonu oluşturmaya çalıştığı ve sistematik biçimde dezenformasyon içerikleri ürettiği tespit edilmiş ve
yaklaşık 100 hesaba erişim engeli getirilmiş.
SON YALANLARI DA PATLADI: O HESAPLAR TEK TEK İNCELENİYOR
Yazıyı kaleme alırken edindiğim son bir sıcak bilgi ile aktarımlarımı bitireceğim… FETÖ, sosyal medya cephesinde darbe üstüne darbe aldıkça, Türkiye içindeki mensupları da renk vermek zorunda kalmaya başlamış. Son günlerde,
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlığıyla ilgili ortaya atılan iddiaları
dolaşıma sokanlar günlerdir takip ediliyormuş. Yalan ve dezenformasyon dalgası büyüdükçe, heyecana kapılıp kendini ele veren kripto FETÖ’cüler olmuş. “Şöyle bir iddia var” gibi basit yönlendirmeler dahil, altlara yazılan binlerce yorum tek tek analiz edilmiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 16 Temmuz günü rahatsızlandığı yönündeki asılsız iddiayı
yazan, paylaşan ve sistematik biçimde yayan hesaplar şimdilerde mercek altında. Sonuçların ne olacağını yakında duyarız.Edindiğim bilgileri derlerken izlenimim şu oldu: Dijital mecralar Türkiye için bir süredir kuralsız, sahipsiz ve denetimsiz bir arazi değil.
Siber Vatan, kara, deniz, hava sahamız kadar gerçek ve korunması elzem.
Sanal platformlar aracılığıyla gelen her saldırıya karşı hukuk içinde mücadele etmek, devletin bir tercihi değil, görevi. Hangi örgütten olursa olsun, kim kimin fotoğrafını kullanırsa kullansın, hangi kimliğe bürünürse bürünsün; bırakılan dijital ayak izleri titizlikle takip ediliyor, beşinci kol faaliyetleri açığa çıkarılıyor, ağlar deşifre ediliyor, “hesaplar” susturuluyor.FETÖ’nün sesi sosyal medya platformlarında büyük oranda kesildi, MOSSAD’a geçit verilmedi.
Belki de gelecekte bu iki yapının, Türkiye karşıtı cephede nasıl iş birliği içinde olduklarına dair bilgileri konuşuruz…

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.