ABD ve Rusya arasında sıkışan Avrupa’yı bekleyen krizler

Nur Özkan Erbay
Nur Özkan ErbayYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 10/09/2026, Perşembe • Yeni Şafak Haber Merkezi
ABD ve Rusya arasında sıkışan Avrupa’yı bekleyen krizler

On yılı aşkın süredir Ukrayna’daki savaşın sponsorluğunu yapan Avrupa’nın ekonomik, siyasi, toplumsal, güvenlik birliği bakımından en fazla savrulduğu günlere şahit oluyoruz. Ukrayna ve İran savaşları nedeniyle Avrupa İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana da ekonomi, enerji ve güvenlik mimarisinde ilk kez ABD’ye bu kadar bağımlı hale geldi. Şu an Rusya ile tüm diplomatik kanallarının kapandığı, mevcut hibrit cephelerin de ilerisinde neredeyse fiili savaşın eşiğine geldiği bir noktada. Her iki hat arasına sıkışıp kalan Avrupa’nın çıkmazı iyiden iyiye kronikleşiyor.

Öyle ki bu savrulma bugüne kadar müsamaha gösterdikleri, siyasi ve insani maliyetlerini telafi ettikleri; ırkçı, aşırı sağ olarak etiketledikleri partilerin tarihi yükselişi karşısında yaşadıkları korku ve tedirginlikten de anlaşılıyor. Son olarak AfD’nin seçim zaferini Alman medyası “Siyasi Deprem” olarak nitelendirirken, yakın siyasi tarihinin en önemli figürlerinden eski şansölye Angela Merkel “Almanya Federal Cumhuriyeti tarihinde yaşadığımız gerçek bir dönüm noktası... Biraz daha duygusal bir şey söyleyecek olursam, bir CDU üyesi olarak kalbim kan ağlıyor” diyor. Yaşanan bu tedirginliğin gerçekte Almanya’nın demokratik değerleri ile ilgili endişelerden mi yoksa AfD’nin Alman müesses kurumları ve dış politikadaki mevcut istikametini tümden reddeden bir anlayış taşıyor olmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığını önümüzdeki dönem daha iyi tahlil edebileceğiz. Zira AfD, Ukrayna savaşına, transatlantik ittifakına tamamen karşı bir çizgide. Ukrayna’nın NATO ve AB’ye alınmaması, Rusya ve AB arasında tamamen tarafsız tampon bir ülke olarak kalması gerektiğini savunuyor. Almanya’nın çıkarlarının ABD’den bağımsız belirlenmesi ve Rusya ile tarihi ilişkilerin yeniden canlandırılmasını istiyor.

Bu hafta Avrupa ve bilhassa Almanya için tedirginlik yaratan bir başka gelişme de Leipzig Havaalanında Ukrayna kargo uçaklarının yanında bulunan patlayıcı düzenekli İHA’lar oldu. Almanya’nın doğrudan Rusya’yı adres göstermesi ve akabinde karşılıklı gelen diplomatik misillemeler sinir uçlarının ne denli gergin bir seviyeye geldiğini gösteriyor. Moskova ve Berlin arasında karşılıklı diplomatik ve kültürel misyonları kapatılma kararları, Lavrov’un “Almanlar yine savaş istiyor” yönündeki açıklaması ise tansiyonun ne denli yüksek olduğunun işareti. Alman medyasında Almanya’nın “Rus hibrit harbinin günlük bir hedefi haline geldiği” yolundaki haberler, “NATO’nun 5.maddesine başvurulmasını tetikleyen bir tehdit olduğu” şeklindeki yorumlar ve Avrupalı liderlerden art arda gelen Berlin’e destek açıklamaları. Adeta bir seferberlik hâletiruhiyesinde olunduğunun emareleri.

Diğer yandan Avrupa’nın transatlantik hattında artan bağımlılığının, Avrupa’nın Rusya ile arasındaki gerginliğe ne derece olumlu etki ettiği ya da edeceği ise muğlak bir durum arz ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’un geçtiğimiz haftalarda, önce CIA Direktörü Ratcliff ardından da özel temsilcileri Kushner ve Witkoff’u Moskova’ya göndermiş olması Rusya ile bir anlaşma zemininin istendiğine işaret. Ancak Washington’un bu hamleyi daha çok kimin maslahatına yapacağı Avrupa’dan gelecek sinyallere göre de şekillenecek. Trump yönetimi başından beri bu savaşın bitmesini istiyordu. İngiltere’nin başını çektiği Avrupa ülkelerinden uzlaşmaya dönük bir emare gelmeyince, savaşın Avrupa’nın ABD’ye olan ekonomik ve enerji bağımlılığını artırdığını görünce de Rusya ile Avrupa arasında “tampon” bir rolde, rölantide kalmayı tercih etti. Ta ki Rusya’dan nükleer konusunda gelen tehdit seviyesinin ciddi olduğuna kanaat getirene kadar. Washington için Rusya’dan gelecek tehdidin yaratacağı maliyetler de var elbette. Her ne kadar Trump bundan kurtulmak için elindeki tüm imkanları kullanmış olsa da Avrupa’nın güvenliği ve savunmasında yine kendisinin bir bedel ödeyecek olması gerçeği her zaman ortada. Trump yönetimi şimdilerde Avrupa’nın ABD’ye olan bağımlılığını kâra dönüştürüyor olsa da olası bir savaşı durduramaması halinde evdeki bulgurdan da olacağının farkında.

Öte yandan Avrupa, Trump’ın NATO üzerinden tehditleri ve zorlamaları üzerinden de olsa son yıllarda güvenlik ve savunma alanında kendi stratejik otonomisini oluşturma adımlarını yoğunlaştırdı. Buna rağmen kolektif ve nükleer savunmada ve hibrit tehditlere karşı NATO ve ABD’nin sunduğu güvenlik şemsiyesine ve lojistik altyapısına bağımlı durumda. Bu durum enerji bağımlılığında çok daha ileri seviyede ve daha da maliyetli bir hâl aldı. Avrupa ABD’den aldığı LNG gazını Rusya’ya oranla yüzde 30 daha maliyetli temin edebiliyor. Hem Ukrayna hem de İran savaşları nedeniyle enerji lojistiği ve teminindeki bu maliyet artışları, Avrupa ekonomisinin yapısal ve kronik bir krize doğru hızla ilerlediğini gösteriyor.

Tüm bunlara rağmen Avrupa’dan Moskova ile bir müzakere masasına oturulacağı sinyalleri neredeyse hiç yok. ABD’nin marifetiyle Moskova ile nihai bir uzlaşının kısa vadede sağlanabileceğine dair bir işaret de görülmüyor. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Leipzig vakasından sonra Rusya’nın AB, ABD ve NATO ile ilişkilerini değerlendiren açıklamalarında yoğunlukla İkinci Dünya Savaşı’na dair atıflarda bulundu. 1945 yılında Nazi Almanya’sının yenilgiye uğratılmasının ardından, savaşın bitimine doğru dönemin İngiliz Başbakanı Winston Churchill’in direktifi ile SSCB’nin Doğu Almanya ve Polonya’dan çıkarılmasını hedefleyen ancak sonradan vazgeçilen, yıllar sonra ifşa olan “Operation Unthinkable”, “Düşünülemez Operasyon” a atıfta bulunarak Rusya ve Batı arasında, bilhassa İngiltere olan tarihi güven krizini ve hısımlığı hatırlattı. AB ve NATO ittifakını, İkinci Dünya Savaşında Rusya’ya karşı kurulan “Avrupa koalisyonlarına” benzeten Lavrov, Rusya’ya karşı “yeniden savaş istediklerini”, Leipzig saldırısının da “Rusya’ya dönük gerçek bir savaş ilanı ve başlangıcı” olduğunu söyledi. İkinci Dünya Savaşı öncesi Almanya’nın Rus diplomatik misyonlarını kapatması gibi şimdi de aynını yaptığını kaydeden Lavrov, “Britanya Ukrayna’nın yanında sonuna kadar duracağını söyledi. Ukrayna’nın mutlu sonu olmayacağından, Britanya için üzülüyoruz” diyerek Ukrayna’daki savaşın en büyük destekçisi İngiltere’ye de üstü kapalı tehdit etti.

Tüm bu şartlar altında Ukrayna savaşının sona erdirilmesine dair nihai bir anlaşma olasılığı son derece düşük görünüyor. Bu uzlaşmazlık halinin devamında ise savaştan dolayı güvenlik ve ekonomik mimarisi ters yüz olan, Rusya ve ABD arasında iyiden iyiye sıkışan Avrupa’ya kış daha da erken gelebilir.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026