Yazılarımı sürekli takip edenlerin hatırlayacağı üzere bir önceki yazımda Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin olarak tavsiyelerde bulunmuş ve konunun rakamsal hedeflerden çıkarılarak yapısal konulara odaklanılması gerektiğini ifade etmiştim. Çünkü bugünden çok uzun vadeli hedefler belirlemek dünyanın içinde bulunduğu belirsizlik düzleminde hem zorluklar oluşturuyor hem de farklı tartışmaların yaşanmasına neden oluyor. Örneğin OVP’de 2027 yıl sonu için ifade edilen enflasyon tahmini ile Merkez Bankası Enflasyon Raporu’ndaki ara hedef ve tahmin arasındaki fark şimdiden tartışmalara neden oldu. Esasen biz bu tartışmayı her yıl yaşıyoruz. Açıkçası kimseye de bir faydası yok. Bu bakımdan OVP’de yapısal konuları ele almakta fayda olduğunu ifade etmeye çalışmıştım.
Son iki yıldır OVP içerisinde öncelikli reform alanları ile ilgili politika ve tedbirlere ayrı bir başlık açıldığını görüyoruz. Esas olması gerekenin bu olduğunu pek çok değişkenden etkilenerek gerçekleşme ihtimali zayıflayan rakamsal hedefler yerine stratejik konulara odaklanılması gerektiğini ve esas meselenin yapısal reformlar üzerinden tartışılması gerektiğini sürekli hatırlatan birisi olarak bu konunun son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Bu bakımdan OVP ile ilgili rakamsal konular yerine yapısal olarak son derece önemli gördüğüm bir konuyu bugün ele almak istedim.
Önümüzdeki üç yıla ilişkin OVP açıklanırken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’ın sunumunda yer verdiği “Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık” başlıklı kısım dikkatimi çekti. Yazılarımı takip edenlerin bildiği üzere ekonomi güvenliği konusuna uzun yıllardır kafa yoruyor hem akademik hem de popüler düzeyde çalışmalar yapıyorum. Bu bakımdan ekonomi güvenliği kavramının OVP’nin içinde yer alması benim açımdan mutluluk verici. Elbette konu ile ilgili detaylara indiğimizde yapılması gereken pek çok stratejik adım ve düzenleme olduğu aşikâr. OVP’ye baktığımda bu alanda yapılması gereken düzenlemeler ile konunun stratejik boyutuna ilişkin atılması gereken adımların henüz dokümana girmediğini görüyorum. Ancak bu haliyle bile konunun ekonominin en önemli belgelerinden birisinin içerisine girmesinin bile son derece kıymetli olduğunu değerlendiriyorum.
OVP’de “Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık” başlığı içinde;
* Enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğinin güçlendirilmesi,
* Gıda arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılığın artırılması,
* Kritik teknolojilerde yerli kapasitenin ve stratejik sektörlerin geliştirilmesi,
* Ailenin güçlendirilmesi, toplumsal ve fiziki dayanıklılığın artırılması gibi dört alt madde gördüm.
Bu konular ekonomi güvenliğinin altında değerlendirilen önemli başlıklar olmakla birlikte esasen odaklanılması gereken konuların başında finansal piyasalar ve sermaye piyasaları üzerinden gelebilecek riskleri minimize etmenin geldiğini ifade etmeliyim. Yabancı sermayeli finansal kurumlar ile merkezi yurt dışında olan aracı kurumların Türkiye’deki işlemleri ve faaliyetlerinin yakından izlenmesi hususunun son derece önemli bir “ekonomi güvenliği” değişkeni olduğunu düşünüyorum.
Diğer yandan yerli finansal kurumların daha fazla desteklenmesi, yurt içindeki tasarrufların Türkiye’deki şirketlere kanalize olmasına olanak tanıyan sermaye piyasası enstrümanlarının artırılması gibi bana göre stratejik konular var. Örnekleri ve önerileri artırmak mümkün ancak esasen tıpkı savunma sanayiinde olduğu gibi Türkiye’nin finans sistemi için de dışa bağımlılığı en aza indirecek yerli kurumları destekleyecek bir modele ihtiyacı var.

