Erdoğan karşıtı koalisyonun ‘eski düşman-yeni dost’ partnerleri

04:0020/08/2015, Perşembe
G: 13/09/2019, Cuma
Merve Şebnem Oruç

Gezi Olayları sırasında görmeye başlamıştık garip ittifakların ilk belirtilerini… Ulusalcıların Türk solu ile beraber hareket etmesi hiç şaşırtıcı değildi Türkiye'nin yakın tarihini bilenler için; lakin bir kısım liberalin de aynı kampa katılması dikkat çekiciydi. Sadece onlar değil, henüz 17-25 Aralık darbe girişimi ve öncesindeki dershane tartışmasında olduğu kadar kafalarını kumdan çıkarmamışlardı ancak önde gelen Gülenci figürlerin de Gezi'ye destek verdiği dikkatli bakanların gözünden kaçmıyor;

Gezi Olayları sırasında görmeye başlamıştık garip ittifakların ilk belirtilerini… Ulusalcıların Türk solu ile beraber hareket etmesi hiç şaşırtıcı değildi Türkiye'nin yakın tarihini bilenler için; lakin bir kısım liberalin de aynı kampa katılması dikkat çekiciydi. Sadece onlar değil, henüz 17-25 Aralık darbe girişimi ve öncesindeki dershane tartışmasında olduğu kadar kafalarını kumdan çıkarmamışlardı ancak önde gelen Gülenci figürlerin de Gezi'ye destek verdiği dikkatli bakanların gözünden kaçmıyor; “bu işte bir iş var” dedirtiyordu çoğumuza. Hatırlıyorum, “İmamın Ordusu'yla '(İmamın Ordusu'na) dokunan yanar.' diyenler aynı safta,” şeklinde bir sosyal medya paylaşımında bulunmuştum da kıyamet kopmuştu. O günlerde çok uçuk bulunan bu ittifak tarifi, kısa bir süre içinde kanlı-canlı bir şekilde gözümüzün önüne serilecekti. Yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki Cemaat-CHP ittifakından Cumhuriyet Gazetesi'nin mevcut yapısına, o dönemde tapeleri yaymak için kurulan Karşı Gazetesi türü yayın araçlarından Gülen ve Doğan Medyası'nın aynı kıvama gelmesine, o kadar absürt birliktelik gördük ki Recep Tayyip Erdoğan karşıtı kampta, İstanbul sermayesinin 'Occupy Wall Street'in bir türevi imiş gibi sunulan Gezi'yi desteklemesi solda sıfır kalmıştı.

Gezi olayları sırasında romantikleştirilen eylem fotoğraflarından biri de, kalpaklı Mustafa Kemal resmi barındıran Türk bayrağını elinde taşıyan bir kızla, BDP parti bayrağı taşıyan bir erkeğin el ele tutuşmuş resmiydi. Bu fotoğraf Türkiye'ye ve dünyaya “Bakın işte, Erdoğan o kadar zalim ki, bizi bile bir araya getirdi,” alt mesajıyla satılmaya çalışıldı. Masalsı ve romantik bir mesajdı bu; yabancılar ve siyasetle yeni tanışan genç jenerasyon için kolayca yenilebilir basitlikteydi. Lakin, Gezi'nin ağaç ve yeşil alan protestosu olmadığını fark edenlerin asla satın almayacakları bir iddia vardı ortada. O kalpaklı bayrakları Gezi'den önce en son Çözüm Süreci'ne destek olarak başlatılan Akil İnsanlar Toplantıları'nda görmemiş miydik? Erdoğan çözüm sürecini başlattığı için 'hain' ilan edilmemiş miydi? Erdoğan nefretinin ulusalcı kanatta yeniden birikmesinin nedeni barış ihtimali değil miydi? Aynı nefret, Kürt tarafında bir tek PKK'nın ayrılıkçı kanadında görülmüyor muydu? Zıt kutupların öfkesinin temel nedeni zıtlığın özünde yatarken, 'savaş' yerine risk alarak 'barış' diyen kişi ortak hedef olmuştu. Ve gerçeği akıldan çıkarmayanlar için bu tablo, resimde tasvir edildiği kadar basit değildi.

Daha ne garip, ne absürt ittifaklar, işbirlikleri gördük bu son iki yıllık süreçte... Yıllarca Erdoğan'ı Türkiye'yi İran'a benzetmekle suçlayan seküler cumhuriyetçilerin gönüllerinin ve gazete sayfalarının İran'a kayması şüphesiz en fantastik olanlarındandı. Gülen örgütü tarafından solcu görünümlü isimlerin özenle seçilmesiyle kurulan tapeci Karşı gazetesinin başındaki Eren Erdem'in, CHP'nin milletvekillerinden biri olması da bunun en çarpıcı örneklerinden biriydi. Eren Erdem'in geçenlerde sosyal medyada dolaşan eski tweet'lerinden biri, daha önce çeşitli şekillerde belirtilerini gördüğümüz bu ittifakın somut örneklerinden kuşkusuz. 2011 Kasım ayında “Eğer İran-Türkiye karşı karşıya gelirse, Türkiye'ye karşı, İran safında olurum! İran düşerse, bütün doğu düşer!” demiş bir kişi, bir başka ülkeyi kendi vatanının ötesinde gören biri, bugün CHP milletvekili. Bundan ala garip birliktelik olur mu? Ama artık şaşırmıyoruz, oluyor.

Yıllarca katıksız İran düşmanlığı yapmış Gülencilerin bu ittifaktaki yerinden bahsetmiyorum bile. Suriye'deki iç karışıklık baş gösterdiğinde, ABD kanadından her öfkeli açıklamanın üzerine kraldan çok kralcı bir şekilde “NATO Suriye'ye müdahale etsin.” mesajlı haberler ve yazıların sayfalarını süslediği Gülen medyasının, ABD Suriye politikasını değiştirdiği gün 180 derece dönüp neredeyse Esadcı kesilmesiyle belliydi zaten olacak olan. Ama herhalde solcu, ulusalcı, İrancılarla olanın ötesinde, Gülencilerin en çarpıcı ittifakı PKK/HDP ile yaptığı birliktelikti diyebiliriz. Çözüm süreci karşıtlığı ve Kürt karşıtlığı ile bildiğimiz Gülenciler, genel seçimler sürecinde HDP ile ittifak yapınca, kimse şaşırmadı. O kadar absürt, o kadar inanılmaz, o kadar imkansız işbirlikleri gördük ki, artık şaşırma refleksimizi yitirdik herhalde.

Bu imkansız işbirlikleri neticesinde Duran Kalkan'ın kırk yıllık düşmanı TSK'ya göz kırpıp “Ordu kendini Ak Parti'ye kullandırmasın” demesine de şaşırmıyoruz, HDPlilerin herkesi es geçip bilinçli olarak tüm düşmanlığı Erdoğan üzerine kurgulamasına da... 10 ay süren ABD-Türkiye görüşmelerinin neticesinde IŞİD'e karşı ortak mücadele anlaşmasının imzalanması sonucu, PKK/HDP çevrelerinin IŞİD karşıtı söylemlerindeki düşüşü gözlemlemiyor musunuz siz de? “Hani Ankara IŞİD'i destekliyordu? Hani tüm mesele Kobani'den beri buydu, ne oldu da unuttunuz?” diye siz de sormuyor musunuz? İncirlik'teki teknik çalışmalar tamamlanıp Türkiye aktif olarak IŞİD'e karşı savaşa girdiğinde bu Ankara-IŞİD ortaklığı yalanlarının zerresi kalmayacak ve yerini, nedenini dahi hatırlamadığınız Erdoğan karşıtlığına bırakacak, üstelik “savaş karşıtı” söylemlerle.

Pazartesi IŞİD tarafından yayınlanan ve Türkiye halkını 'şeytan' Erdoğan'a karşı ayaklanmaya, ona karşı isyana çağıran IŞİD videosu sonrası düşündüm de, acaba yakında bir gün bugüne kadar Erdoğan'ı IŞİD'i desteklemekle suçlayan Erdoğan karşıtı grupları, IŞİD'i desteklerken de görecek miyiz? İmkansız mı diyorsunuz? Öyle imkansız birliktelikler gördükten sonra kesin konuşmamak lazım. PKK de halkı Erdoğan'ı devirmeye çağırıyor, IŞİD de... DHKP-C de aynısını yapıyor, Gülen örgütü de... Esad hayranından Sisi destekçisine, İran ajanından İsrail ya da Amerikan gönüllüsüne, hepsinde aynı amaç, aynı talep... IŞİD bu ortak amaca yeni sahip olmuş değil, zaten başından beri Erdoğan'ı sahve ve mürted” olarak gördüklerini söylüyorlardı sosyal medya konuşmalarında, bunu sadece resmen ilan etmiş oldular. IŞİD'in çözüm sürecinin başlamasıyla paralel süreçte ete kemiğe bürünmesinden tutun, Kobani'yle dünyanın gündemine oturtulup aynı dönemde PKK'nin kahraman gibi parlatılmasına ve bu dönemde Erdoğan'ın iki örgüt tarafından bir diğerine destek vermekle suçlanmaya başlamasına, zaten her şey o kadar açık, bu son sürecin de 2013 yılında başlatılan Erdoğan karşıtı seferberliğin devamı olduğu o kadar belli ki, bugün belki de esas suç açık seçik olanı görmemekte inat edende...
#Gezi Olayları
#türk solu
#ışid