Yazarlar Adını koyalım- 1

Adını koyalım- 1

Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu Gazete Yazarı

Dünyada gündemi belirleyen meselelere bakıldığında değişmeyen öncelik “para” ile ilgili görünüyor. Doların hakimiyeti sürüyor, “küresel sermaye” dijital teknoloji ile gücüne güç katarken, şirketler devletlere meydan okuyor.

Afganistan ve Taliban ilgi odağı oldu. ABD’nin fiyakası bozuldu. Çin şişeden çıkan cin gibi sinsi bir duman hâlinde hemen her coğrafyada ön aldı, Afrika dahil.

NATO ve AB kan kaybediyor. Putin Rusya’yı her oyunda ben de varım diyecek güce kavuşturdu. Fakir güneyden zengin kuzeye bir göç dalgası saldırıyor.

Yapay zeka, yazılımlar, robotlar iş dünyasında fırtınalar estirirken, dünyanın en zengin şirketleri (adamları) “iletişim” alanını öne çıkardı.

Bu yıl ihtiyar dünyamız yukarıda sayılan olayların hepsini bastıracak felâketler zincirine sahne oldu.

Zincirin halkalarını yangınlar (Düşünün Sibirya ormanları dahi yanıyor), seller, kasırgalar, kuraklık gibi tabiatın kıyameti hatırlatırcasına kaynaması, homurdanması ve isyanı oluşturdu.

Tabiat insanoğluna sesleniyor. Bu daha başlangıç diyor. Korku dağları bekliyor. İnsanın “acaba” diyesi geliyor. Hani Hz. Nuh “gemiye binin yoksa helak olursunuz” demişti de, binmeye yanaşmayanlar “Biz dağlara çıkar kurtuluruz” demişlerdi.

Birleşmiş Milletler “İklim Değişikliği” konusunda üç bin sayfa tutan bir rapor yayımladı. Rapor insanlığı ve dünyayı bekleyen tehlikeleri belirtiyor. Aslında bütün bunlar bilinmedik şeyler değil. Yıllardan beri konu ile ilgili toplantılar yapılıyor, kararlar alınıyor. Ancak kararların altına imza atılmıyor, imza atanların bu kararlara ne kadar uyduğu da meçhul.

Biz de şu yazının girişinde meramımızı dile getirelim ki, okuyanlar “ne iş, ne oluyor” demesin.

Efendim bilindiği gibi sera gazları sebebi ile atmosferin yapısı bozuldu. Ozon tabakası delindi, dünyamız ısınıverdi. Buzullar eriyor, seller-yangınlar, kuraklık dünyamızı kasıp kavuruyor. Yakında petrol savaşlarının yerini su savaşları alacak. Zehirli gübrelerin tesiri ile toprak zehirlendi; yağmurlarla dibe inen bu zehir içme sularına karışıyor.

Metropollerde hava kirliliği had safhaya ulaştı, bazı merkezlerinde insanlar artık maskeyle dolaşıyor. Nehirler, dereler, göller ve akabinde denizler sanayi atıkları ile kirlendi. Marmara’da gördüğümüz “musilaj” insanları hayli korkuttu. Okyanusların dibinde plastikten çöp dağları oluştu. Bütün bunların sebebi nedir?

170 YILLIK İNSAN HATASI

BM raporunun açıklanmasının ardından bir televizyon kanalımızda “İklim Krizi” konulu program yayımlandı. Boğaziçi Üniversitesi’nden bu konunun uzmanı bir profesör, onunla beraber çalışan bir bayan akademisyen, Prof. Dr. Fuat Keyman ve ismini bilemediğim başka bir profesör programa katıldı.

Yapılan konuşmaların sonucu bir başlık altında toplandı. Başlık şu: “170 Yıllık İnsan Hatası”. Kimsenin “sanayi” demeye dili varmıyor. İtikat hâline gelmiş bir inanç heykelinin yıkılması bu. Kabul etmek kolay değil.

Programı yöneten Afşın Hanım sordu: “Bu nedir?”

Konuşmacıların hepsi acı bir tebessüm ile şu cevabı verdiler: “Sanayi Devrimi”.

Demek ki neymiş?

“İklim değişimi”nin sebebi “sanayi” imiş.

Sağdan, soldan itirazların yükseldiğini duyar gibiyim. Sanayi yandaşları sanayie değil de bu işte “fosil yakıt” kullanılmasına karşılar. Eğer başka bir enerji kaynağı bulunsaydı (Misal: Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, elektirik vb.) bu böyle olmazdı demeye getiriyorlar.

Geçmiş olsun. Bâde harabü’l-Basra. Mesele şuradadır arkadaş: Vahşi kapitalizmin (yani kendini ilah yerine koyan insanoğlunun) doymak bilmez iştihası. Allah’ın, Peygamber’in, öte dünyanın, hesap gününün inkârı.

Sonsuz üretim, sonsuz tüketim, sonsuz kâr. Nefs-i emmarenin çığırdan çıkan fotoğrafı. Bu sanmayın bu günün meselesidir. İnsanlık tarihi, peygamberler tarihi bu sahnelerle doludur. (Devam edecek).

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.