Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Sahte rapor ve Öcalan

Sahte rapor ve Öcalan

Nasuhi Güngör
Nasuhi Güngör Gazete Yazarı

Üst düzey birtakım yetkililerin PKK lideri Öcalan''la görüştükleri ya da ona bazı mesajlar yoladıkları iddiaları zaman zaman gündeme gelse de, bu konuda karanlıkta kalan noktalar daima daha fazla oluyor.

Geçtiğimiz hafta Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ve ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz''la ilgili olarak ortalıkta dolaşan "MİT raporu"nun da bu türden iddialar içeriyordu.

Hangi rapor MİT tarafından yazılmıştır, hangisi "sahte"dir. Bugüne kadar ortaya çıkan rapor tartışmalarına ve muhtelif raporlara bakılısısa karar vermek o kadar da kolay değil. Ancak bu tür olaylarda ilgili raporun sahte olup olmamasından çok, ne tür bir hedefi ya da hedef saptırmayı içerdiği dikkate alınıyor.

Bu son raporun "resmi kayıtlar"da yeralan bir merkezi rapor olmadığı konusunda hemen herkes hemfikir. Ama bu durum, ortalıkta dolaşan metnin "istihbari unsurlar" taşımadığını göstermiyor elbette.

Burada birbirinden farklı yorumlara gidildi. MİT''le hükümetin arasının bozulması için bir komplo olduğu veya Mesut Yılmaz''ı yıpratmaya yönelik bir kampanyanın parçası olarak ortaya atıldığı üzerinde duruldu. Bu tür hedefleri olsa bile, daha önceden ortaya çıtan iddialara da dikkat çekilerek, bir bütünün parçası olarak da değerlendirildi "sahte rapor".

Abdullah Öcalan''la ilgili dava şu anda son derece kritik bir noktada bulunuyor. Yargıtay cezayı, yani idamı onarsa, ardından Meclis ve Cumhurbaşkanını içine alan süreç başlayacak.

İşte bu noktaya dikkat çekenler, "Apo ile görüşme ya da temas" iddialarının, üst üste konulduğunda bir "diyalog" havası oluşturduğunu belirtiyorlar.

Bu türden girişimler, davayı nasıl etkileyecek onu şimdiden kestirmek kolay değil. Bu tartışma devletin en üst kademelerinde zaten çok uzun zamandır devam ediyor. "Apo tasfiye edilsin mi, edilmesin mi ?" sorusu, Öcalan Türkiye''ye getirilmeden çok önce de üst düzey raporlara ve tartışmalara konu olmuştu; halen de cevabını bulmuş değil.

Hemen bir örnek sunalım.

Strateji Grubu''nun Bülteni Gündem''de 1996 yılında yayınlanan bir çalışmada, MGK''ya sunulmak üzere hazırlanan bir rapordan sözediliyor. Bu raporu üst düzey bir güvenlik yetkilisi kaleme almış ve "Apo''nun hayatta kalmasının Türkiye''nin yararına olduğu"nu belirtmiş.

Bakın Öcalan''ın Suriye''de olduğu dönemde bu yetkili başka neler söylemiş.

"Apo''nun ortadan kaldırılması belki önceden bir nebze olsun yarar getirebilirdi, ancak şu an, bu tür bir eylem aksine bize zarar getirir. Çünkü, Apo tüm dünya nezdinde ''eli kana bulaşmış bir lider'' ve ''terörist'' olarak tanınıyor. Bu bizim yıllar boyu ilmik ilmik oluşturduğumuz bir konsept. Adamın gerçek yüzünü dünyaya kabul ettirmek için çok uğraştık ve bunun başarıya ulaştığı da söylenebilir. Apo, bu haliyle bir siyasi hareketin başına geçemez. Geçse bile herhangi bir inandırıcılığı olamaz. İşte bu yüzden Apo''nun yaşaması gerekiyor"

Raporda ayrıca, kürt hareketi içinde "Uluslararası camiada kabul görmek için Apo''dan kurtulmalıyız" görüşünün giderek yaygınlık kazandığı da ifade edilmiş.

Apo''nun Türkiye''ye getirilmesinin ardından ortaya çıkan gelişmelere bakılırsa, alınan mesafenin pek de büyük olmadığını söylemek herhalde haksızlık olmaz.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.