Yazarlar Çıkar sokak

‘Çıkar sokak’…

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

‘Dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz’ diye bir özlü sözümüz var ya.. Şimdi dönüp dolaşıp farklı yere geliyoruz. Sokağa bakıyoruz, sonra yeniden dönüp-dolaşmaya başlıyoruz…

Diyeceksiniz ki, ‘sokağın başında durduğun yer, o aynı yer işte’.

Değil!..

Sokağın başına gelmişliğimiz yok. İlk geliyoruz…

Türkiye, stratejik özerkliğinin sınırlarını hiçbir zaman ciddi şekilde araştırmadı!..

Bu cümleyi, hükümetin dış politikasına yönelik her türden haksız eleştirinin suratının ortasına yapıştırabilirsiniz…

Nükleer fikrî silahtır. Gücü doğruluğundan gelir. Cari hükümet dahi uzun süre cümlenin önermesini aşamadı.

Ama sonra…

Şimdi onu dahi aşarak ‘bağımsızlık’ sokağının eşiğinde duruyor…

Gidip, dönüp geliyor. Sonunda o adımı atacak. Fıtratı da karakteri de o çünkü…

Rusya, Ukrayna savaşını kazanırsa, başta ABD, bir de kuyruğu Batı ülkeleri yenilmiş olacak. Ağızlardan ‘teslim’ duyamayacaksınız ama.. Herkes bilecek ki tıpkı Afganistan’da olduğu-gibi, Amerika müttefiklerini uçaktan aşağı itmiştir…

Putin’in, ‘savaş yeni başlıyor’ mealindeki konuşması ile kimi Batı ülkelerinin ‘kendi aralarında’ nasıl bir çıkış yolu bulabiliriz fis-kosları aynı anlama geliyor. Washington’un, ‘ne kadar sürerse Kiev’in yanında olacağız’ duyurusu da, ‘siz ölmeye devam edin, Rusya’yı yorun, parasıyla silah ve gaz veririz’ olarak tercüme edilmeli.

Tabii Rusya kazanırsa. Bilemeyiz. Ama zamanlama, Kasım ayında ABD’de yapılacak seçim, ayakta durmakta zaten zorlanan Biden’ın Kongre’deki iki ayağını birden kesmesiyle sonuçlanabilir. Yüksek ihtimalli bu tablo, Amerika’da her gün yeni verilerle dile getiriliyor. İngiltere ise zaten deri değiştirdi.

Yani sahada ve evinde sakatlanmış bir Amerika. Üzerine, ekonomik kriz. Resesyon ve stagflasyon. Hem Amerika’da hem Avrupa’da birlikte…

Yolların birleştiği bu kavşakta, ‘perfect storm/kusursuz fırtına’ demiştik; AB/NATO/G20 içindeki ‘uyuşmazlıklar’ da konvoya ekleniyor. Şükür, ‘Diriliş NATO’ başlığı altında Batı ‘ressurection’ı duacıları şimdilik sinmiş bulunuyorlar…

Almanya-İtalya-Fransa’nın sızlanmaları hep devam ediyor; Ukrayna’yı ensesinden savaşa bastıranlara içeriden homurdanmaya devam ediyorlar. Askeri ve ekonomik yardımları süründürüyorlar. Fırtına koptuğunda itirazları daha belirgin hale gelecek. ‘Bunu neden yapıyoruz’ sorusu yükselmeye devam ediyor…

Bu yüzden, NATO’da imzalanan ‘stratejik belgenin’ konvansiyonel olduğunu yazabiliriz. 2010’da imzalanandan nasıl çark edildiğini bugün görüyoruz. ‘Şartlar değişti’ dediler. Bu sefer şartlar değişmeden mürekkebin aktığını görebiliriz…

Mükemmel fırtınanın siklon merkezinde durup, hem Rusya hem Çin’e, birine açık birine örtülü savaş ilan ederseniz, Timur’un fillerini hatırlatırlar…

Aynı durum ‘simetriğinde’ de mevcut. Japonya eski Başbakanı Şinzo Abe’nin öldürülmesi bölgeye ve denklemlerine ilgiyi yükseltti. Yine şükür, Türkiye’de bu işin meraklıları, Almanya ile Japonya arasında “senkronu” artık görmüş bulunuyorlar. İlk yazılıp söylendiğinden neredeyse yıl sonra. Razıyız…

Ama aynı bilgilere beslendikten sonra çıkardıkları yine yanlış…

Berlin ve Tokyo’nın yeniden militarizasyonu üzerine, II. Dünya Savaşı’nın ardından getirilen dünya düzenine atıf yapılıyor. Benzerliği, ‘tarihin tekerrürü’ sayıyorlar. Allah’tan Batı’nın konsolidasyonu veya ABD’nin dönüşünden-üzülerek de olsa-şüphe etmeye başladılar. Bu iki ülkenin ellerini serbest bırakırsanız, ilkinde olduğu gibi ortada tek kutbun veya savaşta kazanmışların ezici ve kontrol edici gücü olmayacak. Tersine, işte yukarıdaki ‘fırtınanın gözü’ olacak…

Çocuk oyuncağı değil bu; Avrupa’da bir ABD kümesi, Ortadoğu’da bir ABD kümesi, Asya-Pasifik’te bir ABD kümesi oluşturarak Rusya ve Çin’i boğarız aklı çok çok sancılı olur. Ağır küresel travmalar yaşanır. Kimse o havada değil. ‘Küme(s)lere’ de kimse koşa koşa girmiyor…

Hiç siyah ve hiç beyaz kalmadı diyebiliriz. Gridir herkes.

Bu yüzden, Şinzo Abe suikastının arkasında ne olduğunu merak ediyoruz çünkü Asya-Pasifik jeopolitiğinde değişiklik anı geldiğini gözlemliyoruz.

Kırılma anıdır. Bu yüzden, yerleşik/öğrenilmiş tekrarları gözden geçirmekte fayda var. Rusya-Çin ilişkilerinin aktüel gerçekliği nedir, Japonya-Çin ve Japonya-Rus ilişkilenin aktüel gerçekliği nedir, Çin-Hindistan ilişkilerinin gerçeği nedir, Rusya-Hindistan nedir? Hep baştan okumak, bilmek gerekiyor.

Mesela; kısa süre sonra Hindistan hem G20 hem Şanghay İşbirliği Örgütü’nün başkanı olacak. Normal mi? Gri o işte. Çin’le boğaz boğaza görünüyorlar ama kimi kritik anlaşmalara imza atacak kadar da ilerliyorlar. Benzer durum Rusya ile de geçerli. İnanılmaz fiyatlara, ABD baskısını umursamadan Ukrayna öncesinin 10 katı enerji satın alıyorlar Moskova’dan. Hep gri.

Dün-bağışlayın-suratına tükürdüğü Prens Salman’ın ayağına gidiyor ABD Başkanı. Aynı tükürüğü yalamak için. Gri. Bölgede bir ‘Ortadoğu NATO’sundan bahsediyorlar, merkezinde İsrail olan. Türkiye ile ilişkileri de toparlamaya çalışıyorlar. 19 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Tahran’a gidiyor, gitmeden Putin’le görüşüyor, ertesi sabah Kremlin, ‘Putin de Tahran’a gidiyor’ açıklaması yapıyor. Gri. Bunun neredeyse yüzlerce örneğini, grinin tonlarını yazabiliriz.

Herkes, ‘oluşan güç boşluğunu kim dolduracak’ı merak ediyor. Boşluk tehlikeli değil. Doldurulur. Güçteki dalgalanma tehlikeli. ‘Hâlâ güçlüyüm’ diyenin, gücünü gösterme hırsı tehlikeli.

Dönüp dolaşıp aynı yerde değiliz. Dolaştığımız yer aynı ama durduğumuz yer farklı…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.