
“Laz Kapital”in yazarı sevgili arkadaşım Yılmaz Okumuş ile birlikte geçen hafta Cihangir''den BKM''ye doğru yola çıktık.
BKM''de, “Oyunun Oyunu” galasında Müfit Can Saçıntı ile buluştuk.
Müfit''i, “Son” ve “Şeytan Bunun Neresinde” filmlerinin senaristi olarak hatırlamadıysanız, Levent Kırca''nın “Olacak O Kadar” yazarlığından mutlaka hatırlamışsınızdır. (Şu “Aranan Adam” yahu!..)
Yasemin Yalçın''ın 12 yıl aradan sonra tiyatroya dönüşünün heyecanı içinde, Yılmaz ve Müfit''le fuayede muhabbete başladık…
Michael Frayn''ın kaleme aldığı, tüm oyuncuların iki farklı karakteri canlandırdığı “Oyunun Oyunu” olağanüstü tempolu bir fars.
Öyle bir fars ki; bir farstan ne bekleniyorsa ondan daha fazlasını barındırıyor.
Ardı arkası kesilmeyen aksiliklerin izleyicinin başını döndürecek kadar olağanüstü bir tempo içinde aktarıldığı “Oyunun Oyunu”, iç içe geçmiş iki oyun, hatta üç ''oyundan'' mürekkep.
Birincisi, bir tiyatro grubunun “Çırılçıplak” adlı oyununun son provaları; ikincisi, aynı oyunun perde arkası hüviyetindeki ''kuliste'' yaşananlar; üçüncüsü, mezkur oyunun seyirciyle buluştuğu an…
“Oyunun Oyunu”nu, daha önce, Kenterler''den İzmit Büyükşehir Belediye Tiyatrosu''na kadar bir çok tiyatro topluluğu sergilemişti.
Ben 80''li yılların sonunda Meral Oğuz''lu versiyonunu izlemiştim. (Meral Oğuz''a özellikle vurgu yaptım. Çünkü, İbsen''in “Nora”sını, sırf onun oyunculuk performansı nedeniyle tam 4 kez izlediğimi iyi hatırlıyorum.)
Her şeyden önce şunu belirtmeliyim:
Yasemin Yalçın Tiyatrosu''yla tekrar izleyicilerle buluşan, Mehmet Ergen''in yönettiği “Oyunun Oyunu”nda, Yasemin Yalçın ve İlyas İlbey müthiş bir enerjiyle oynuyor.
Yasemin Yalçın''ın oyunculuğunu herkes biliyor zaten; üzerinde fazla konuşmak belki gereksiz ama şu kadarcığını söyleyelim:
Televizyon ve tiyatroda, hele ki sinemada, Yasemin Yalçın''dan bence yeterince yararlanılmış değil. Oynadığı bütün rolleri o kadar yürekten, o kadar hakkını vererek canlandırıyor ki; insan ister istemez, kim bilir daha neleri başarabilir, hissine kapılıyor!
Gerçekten de Yasemin Yalçın neden sinemada yok?
Öteden beri benim en beğendiğim oyuncular arasında yer alan İlyas İlbey''e gelince…
Hayır, iyisi mi ben İlyas İlbey''e ''gelmeyeyim'' , siz, “Oyunun Oyunu”na gidin de onu izleyin; olursa, o kadar olur, denilebilecek bir oyunculuk görün…
“Oyunun Oyunu”nda Şebnem Dönmez, Kerem Atabeyoğlu, Serhat Tutumluer, Gülen Karaman, Volkan Severcan, Alp Kırşan ve Evren Kardeş gibi zengin bir oyuncu kadrosunun rol aldığını ilave edelim.
Yasemin Yalçın ve İlyas İlbey''i, biz “üç kafadar”, Yılmaz, Müfit ve bendeniz kutladıktan sonra oyundan çıktık.
İzlediğimiz oyun hakkında bir müddet sohbet ettikten sonra ayrıldık.
Taksi çevirmek için caddeye doğru tek başıma yürürken, bizim gördüğümüz, ya da bize gösterilen her şeyin, “Oyunun Oyunu”nda olduğu gibi, ''üç aşama''sı olduğunu düşündüm.
Bir çok şeyin, öncellikle tasarlanan hali, koşulların etkisiyle dönüştüğü hal ve nihayetinde bizim tanıklık ettiğimiz son hali söz konusu değil mi?
Buradan hareketle, bölgemizde yaşanan politik gelişmeleri, “üç halde” ele alarak ''tasarlamaya'' başladım. Oldukça komik ve tuhaf ''olay örgüleri'' gözümün önünde resmi geçit yapmaya başladı.
Zihnimde canlandırdığım karakterler, nerdeyse kendi kendime kahkaha atacak boyutta arz-ı endam etmeye girişmişken bir taksi yanaştı.
“Taksim''e…” dedim.
“Nasıl gideyim?” diye sordu şoför.
Beşiktaş''tan Taksim''e iki adım yol var; oradan gitse ne yazar, buradan gitse ne yazar?
“Nasıl istersen” dedim, “Kafana göre…”
“Tamam da abey” dedi şoför, “Nasıl gidilir, o bakımdan sordum…”
Taksim''i bilmeyen bir taksi şoförüyle Taksim''e yolculuk yaparken, ''politik bir fars'' düşünülmüyor tabii ki!..
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.