Vüzerânın kellesi birbiri ardınca gitmeye başlayınca âkıbetinden endişe eden Sadrazam Piri Paşa’nın Yavuz Sultan Selim Han’a şöyle dediği rivayet edilir: “Hünkârım korkuyorum ki siz bir gün bendenizin de katline ferman verirsiniz. Fakat bugün mü yarın mı, o sebepten mi bu sebepten mi diye düşünmekten ben her gün ölüyorum. Şu işi bir an evvel halletseniz de siz de rahat etseniz, kulunuz da kurtulsa!” Yavuz’un cevabı pek mânidardır ve bu yazının konusuna tam denk düşmektedir: “Paşa! Talebin mâkuldür, nitekim bizim de muradımız o istikamettedir. Fakat yerine koyacak adam bulamam, biraz daha sabret!”

Kaht-ı ricâl, adam yokluğu demek. Liyakatli, ehliyetli, işinin hakkını verebilecek, şahsiyetli ve dürüst adamların yokluğu. Feminist ablalar kızmasın diye ‘insan yokluğu’ diyecek değilim. İş kadını, bilim kadını dedik ama hiç olmazsa müsaade buyurun da devlet kadını demeyelim. Devlet adamıdır o. Doğrusu budur, kaht-ı rical de bu adamların yokluğu demektir.

Müslümanlar bu ifade ve ifadenin kast ettiği mana ile ilk olarak Hz. Ömer devrinde tanışmışlar ve çağlar boyu bu sıkıntı var olmaya devam etmiş. Devlet-i Aliyyenin en haşmetli dönemleri diyebileceğimiz Yavuz devrinde dahi var olan kaht-ı rical günümüzde de var olmaya devam etmektedir. Hani bilgiç talebenin birisi hocasına sormuş: “Efendim bidâyette sadece Allah vardı değil mi?” Hoca “El’ân öyledir evladım, el’ân öyledir.” diye mukabele etmiş ya, o hesap.

Ak Partinin ilk kuruluşundaki kadro yapılanmasını hatırlar mısınız? İnsaflı solcular, köşesiz sekülerler, eski sağcılar, yorgun liberaller, okumuş İslamcılar kimi ararsanız vardı. Bu kadar geniş ve birbirinden farklı yelpazeyi bendeniz üç sebebe bağlarım. Birincisi, iktidar olmak isteyen yeni hareketin toplumun tamamına hitap etme arzusu. İkincisi 28 Şubatlara uzanan evvelki tecrübelerden hareketle biz salt İslamcı ve Refah Partisi’nin devamı değiliz imajını verme zarureti. Üçüncüsü ise kaht-ı rical!

O dönemde, Türk milletinin tamamı Milli Görüş hareketine gönül vermiş olsaydı, laikçilerin demokrasiye kast eden zorbalıkları hiç olmasaydı bile sırf bu üçüncü sebepten dolayı Ak Parti kuruluş kadroları yine böylesi bir alaca renge bürünürdü. Adam yokluğu! Sonradan başımıza bela olacak FETÖ’cü tiplerin devlet içinde pek çok sahada yer bulabilmesinin üç sebebinden birisi de budur diye zannediyorum. Ak parti kurmayları özellikle de Sayın Cumhurbaşkanı bunların ne mal olduğunu o zaman bilmiyor muydu? Biliyorlardı ama ya günü gelene kadar şerlerinden emin olmak ya yetişmiş adamlarından bu yokluk içinde istifade etmek ya da belki akıllarını başlarına devşirirler umuduyla onlara dahi devletin pek çok sahasında yer açıldı.

O günün şartları içinde bütün bu lüzumsuz taifenin Ak kadrolar içinde yer bulabilmesini yukarıda zikrettiğim sebepler yüzünden anlamak mümkün. Benim anlayamadığım bugündür! Bunu söylerken adam yetiştirmenin kolay bir şey olmadığını biliyorum, ülke yönetmenin zorluğunun da farkındayım. Dost sohbetlerinde bu bahisten hareketle eleştiri getirenlere verdiğim bir misal vardır: “Yahu ben 5 kişilik bir ailenin reisiyim ama ‘aman huzurumuz kaçmasın, hanım mutlu olsun, çocuklar güzel yetişsin’ diye ömrümden ömür gidiyor koca Türkiye’yi yönetenler ne yapsın? Şirkette on arkadaşla çalışıyoruz daha iyisini bulabilsem yarısıyla yollarımı ayırırım. Ben istediğim gibi beş adam bulamazken Tayyip Erdoğan’ın bütün adamları ehliyetli ve liyakatli olsun demek insafa sığar mı?”

İnsaflı bir yerden bakmaya çalışınca tablo bu ama samimiyetle itiraf etmek gerekirse kaht-ı rical artarak berdevam! Pek çok farklı sahada yetişmiş pırıl pırıl insanlara haksızlık etmek istemem ama görünen o ki ihtiyacımız kadar adam yetiştiremedik. Yetişmişlerimizin bir kısmını da makamın gücüne, paranın cazibesine, şehvetin davetine kurban verdik.

İsmail Hakkı Bursevî merhum, “Müftüler muttakî olmalı fakat muttakîler müftü olmamalı!” dermiş. Meydan yerine çıkaramadığımız yiğitlere ve meydana çıkınca nefsine yenik düşen sözüm ona yiğitlerin perişan hallerine bakınca ‘Siyasetçiler dürüst olmalı ama dürüstler siyasetçi olmamalı’ diyesim geliyor. Bin adama ihtiyacımız var yüz adam yetiştiremiyoruz. Elli adamımız var yarısını ya kaybettik ya henüz imkan bulamadıkları için kaybetmedik zannediyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanının çok fazla kişiye Yavuz’un Piri Paşaya baktığı gibi baktığını iddia edebilirim ama ispat edemem. Peki çare ne diyeceksiniz, kızımızın birisi evlendi ev altı nüfusa çıktı, şirkettekilerin dördü gitti altı arkadaş kaldı, kelin ilacı olsa başına sürermiş, ne diyeyim ben şimdi?

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026