Karşımıza bir nehir çıkacaktı, uyarılmıştık

Yasin Aktay
Yasin AktayYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 03/10/2026, Cumartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Karşımıza bir nehir çıkacaktı, uyarılmıştık

Fon meselesi artık basit bir borsa hadisesi olmanın çok ötesinde uzun bir yolculuk muhasebesini yapmamızı gerektirecek boyutlara varmış bir konu.

Aileleriyle birlikte milyonlarca insanı ilgilendiren, büyük miktarlarda paranın, yatırım fonlarının, sermaye piyasalarının ve nihayet kamu otoritesine duyulan güvenin tartışıldığı ciddi bir hadise ile karşı karşıyayız.

Hayatında hiç borsa ile ilişkisi olmayan, borsaya parasını yatırıp para üzerinden para kazanmaya hiç tevessül etmeyen insanların sayısı Türkiye’de hala çoğunluk. O yüzden bu konu belki ilk bakışta sadece belli bir kesimi ilgilendirmiş oluyor ama oluşan zararın ekonomiye etkisi yüzünden hiç alakası olmayanlar bile bu işten zarar görmüş olacaklar. Çünkü bunun etkisi ekonomideki durgunluk, devalüasyon, enflasyon, güven yitimi oluyor ve bunun da dışarıda bırakacağı bir vatandaş bile kalmıyor. Borsa, fon, faiz işlerine girenler aslında bunu biliyorlar. Ekonomide herkesin pazarı kendine, herkesin kârı zararı kendine diyemeyeceğimiz bir noktadayız.

Fon meselesi üzerine karşıma çıkan bir sosyal medya paylaşımı fon ve borsaya yatırım yapanların meşrulaşmış ve normalleşmiş beklentileri dolayısıyla bütün bu olanlara bu ölçekte neden tepki gösterildiğine şaşırdığını söylerken sistemin bütün çarpıklığını da ifşa ediyordu aslında. “Borsa işine girenler zaten kısa zamanda 1’e 10 kazanma beklentisiyle giriyorlar. Bir gece ansızın aldıkları hisselerin şu veya bu spekülasyonlarla on katına çıkmasını beklemeyen, arzu etmeyen bir yatırımcı olmuyor.”

Doğruysa bu, hiçbir ticaretin bir günde bu kadar büyük bir kazanç sağlamayacağı bilindiğine göre insanlar bu yatırımı ancak hakları olmayan bir kazanca göz dikerek girmiş oluyorlar. Sistemin kendisi özünde çok bozuk zaten ve aslında nihai hedefin bu sistemi ortadan kaldırmaya veya radikal biçimde ıslah etmeye yönelmesi gerekiyor. Tabi böyle bir sistem içinde Müslümanların yer alması, bu sistemden bu şekilde kazanç elde etmeyi düşünmeleri başlıbaşına bir sorun.

Bunu yapıyorlar diye kimseyi İslam’dan çıkaracak (tekfir edecek) halim yok elbet, ama bir Müslümanın asla böyle bir yatırım şekline tamah etmemesi gerektiğini adım gibi biliyorum. Birkaç Müslüman bunu yaptı diye bunun meşrulaşamayacağını ve bunun bütün Müslümanların yeni bir normu haline gelmiş olduğunu da kimse söyleyemez. Başta söylediğim gibi, dinini bilen samimi Müslümanların genel normu hala sadece şüpheli bulduğu için bu yola asla tevessül etmemek şeklindedir.

Müslüman kimliğiyle siyasette yer almış insanların bu yola tevessül etmiş olmasını, hala tevessül ediyor olmasını ise cezası ve günahı sıradan insanlarınkinden kat kat fazla olan bir cürüm olarak görüyorum. Hiç gizlemeyeceğim bunu hem şanı büyük bir davaya hem de bu samimi yol arkadaşlarına çok tamahkarane ve kalleşçe bir ihanet olarak görüyorum.

Bu dava en genel anlamıyla insanları kula kulluktan kurtarmak, haksızlıktan korumak, tüyü bitmemiş yetimlerin haklarını himaye etmek ve insanları her türlü sömürüden (dini, siyasi, ekonomik ve ahlaki sömürüden) koruma ve kurtarma davasıdır.

Daha özelde ise son iki yüzyıldır ümmetin maruz kalmış olduğu büyük sömürge şartlarından sadece Türkiye’yi değil bütün mazlum gönül coğrafyalarımızı kurtarma davasıdır. Bu davaya gönül verenlerin büyük çoğunluğu dünyayı böyle görüyor ve bu yolda hiçbir fedakarlıktan kaçınmadılar, kaçınmıyorlar.

Çok yol katedildi ve bu yolda çok imtihanlar oldu, o gönül insanlarının her türlü fedakarlığı görüldü. 27 Nisan, 17-25 Aralık, 15 Temmuz’da bu millet canını ortaya koydu. Geçtiğimiz dönemde yaşanan Türk lirası krizinde sırf Reis çağrıda bulundu diye bütün parasını Türk lirasında tutan ve bu yüzden sermayesinin yarısını kaybeden onbinlerce insan oldu. Bunlar da bu siyasi hareket içinde yer alanların hiç kayda geçmeyen davranışları. Sadece Türkiye’den değil, çok yakından takip ettiğim Müslüman Araplardan gelip paralarını Türkiye’ye getirip Türk lirasına çeviren ve kısa zamanda parasının erimesini bir ibadet huşuu ve tevekkülü içinde izleyen mebzul miktarda örneğe şahit oldum. Bunlar ne istiyor, ne bekliyor ve ne görüyorlar? Bunlar gerçeklerden kopuk, romantik ideolojik şahsiyetler mi, yoksa dünyanın değişmiş olduğunu izleyemeyen, hayalleri nostaljide kalmış enayiler mi?


Asıl kazananın bunlar olduğunu anlamayanın bu davada yük olmaktan, insanları bu yolculuktan alıkoyan cahiller olduklarını söylemek zorundayım. Dünya malının sadece bir imtihan ve hatta bir fitne olduğunu idrak edemeyenin, ahiretin dünyadan evla olduğunu ve bir müminin asıl işinin ahirete yatırım yapmak olduğunu iliklerine kadar hissetmeyenin siyasetinde İslami hiçbir boyut da bulunamaz, Müslümanları yollarından alıkoymaktan başka bir şey de yapmaz böyleleri. Rabbimizin “Seninle geldiklerinde, sana yük olmaktan başka yapacakları bir şey olmaz” diye buyurdukları insanlar bunlar. Onlar çok akıllı, çok rasyoneller, onlar çok stratejik ve çağın gidişatını iyi okuyan insanlardır. Doğru zamanda, doğru yerde olmayı çok iyi bilirler. Tek unuttukları şey, asıl şey, yukarıda Allah’ın olduğu ve nihayetinde öleceğimiz ve yaptığımız herşeyden, hatta yapabilip de yapmadığımız herşeyden, yediklerimizden, içtiklerimizden ve giydiklerimizden hesap sorulacağı bir ahiretin bizi bekliyor olduğudur.

Karşımıza bir nehir çıkacaktı. Uyarılmıştık. Biliyorduk aslında. Bilenler hala biliyor da. Aşırı derecede susamış olacaktık. Çok normaldi çünkü çok uzun ve yorucu bir yolculuktan gelmiştik. Ama bu yola çıkarken verdiğimiz bir söz vardı. Ne kadar susamış olursak olalım o gürül gürül akan nehrin cazibesi bizi ayartmayacak, bizi yolumuzdan çıkarmayacaktı. Kana kana içmeyecektik. İzin verilen bir miktar vardı, hayatta kalabileceğimiz kadar bir avuç içi kadar. Onu içip yolumuza devam edecektik.

O nehir cazipti tabi. Bunun da haberi verilmişti. Kana kana içmek ne kelime, o nehrin ihtişamlı manzarasını karşısına alıp yerleşenler oldu. O saatten sonra her türlü dava işine “romantik-ideolojik işler” diye bakmaya başladılar.

Elbette bu da öngörülen bir durumdu. Çok az kalınacaktı ama yola devam edilecekti. Nice az topluluğun nice çok topluluğa galip geldiği Allah’ın mucizelerini yaşayacağız daha. Gazze’de yaşadığımız gibi, Suriye’de, Afganistan’da yaşadığımız gibi. Orada yaşananlar tam da Allah’a hakkıyla inanıp sabredip sebat edenlere Allah’ın vaad ettiği cevap değil de nedir?

Şimdi de azalacağız ama daha da güçleneceğiz. Yeri geldiğinde azalmaktan korkmamak lazım. Bize güç kattığını zannettiğimiz bazı kalabalıkların bize yük olmaktan başka bir şey yapmadığını bilmek lazım. Yeter ki adaletten sapmayalım. Bizim veya yakınlarımızın aleyhine bile olsa adaletten sapmayalım. Başkasına karşı kullandığımız adalet ölçülerini yeri geldiğinde kendimize karşı kullanmaktan geri durmayalım. Bu bize asla bir zarar vermez. “Kızım Fatıma bile çalsa, elini kesmekte tereddüt etmem” diyen bir peygamberin ümmetiyiz.

Fon krizi konusunda değerli arkadaşlarımız Aydın Ünal, Ersin Çelik, İsmail Kılıçarslan ve Hüseyin Likoğlu’nun bütün söylediklerine ve çağrılarına aynen katılıyorum. Bu davanın üzerinde yük olmasın kimse. Kendileri ortaya çıkıp çekilsinler. Cumhurbaşkanımızın çağrısı da mesajı da gayet net.

“Bizden” olanın kusurunu örtmeye başladığımız anda adalet fikrini kaybederiz. Daha da kötüsü, insanları yıllarca adalet talebi etrafında toplamış büyük sözleri küçük kişisel menfaatlerin hizmetine vermiş oluruz.


Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026