NATO, Suriye ve Erdoğan’ın ısrarı: Stoltenberg’in şahitliği

Turgay Yerlikaya
Turgay YerlikayaYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 19/01/2026, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
NATO, Suriye ve Erdoğan’ın ısrarı: Stoltenberg’in şahitliği

Suriye iç savaşı sürecinde DAEŞ’e karşı silahlandırılarak teçhiz edilen YPG, Türkiye açısından hep bir terör örgütü olarak görüldü. PKK’nın Suriye uzantısı olan bu yapının uzunca bir süre ABD tarafından desteklenmesi sadece Türkiye-ABD arasında değil doğrudan Türkiye-NATO ilişkileri açısından da ciddi sorunlara neden oldu. Türkiye uzunca bir süre Batı’ya, diplomasi seçeneğini kullanarak PKK ile YPG’nin aynı şey olduğunu anlatmasına rağmen Batı ısrarla bu örgütü, terörle mücadelede başarılı bir performans sergileyen özgürlük savaşçıları olarak takdim etti. Türkiye, kendi sınırlarına yakın bir bölgeyi işgal eden ve hendek terörü sürecinde de kontrol ağını Türkiye topraklarına teşmil etmeye çalışan bir örgüt ile karşı karşıyaydı. Türkiye’nin önünde tek bir seçenek vardı: askeri bir operasyonla tampon bölge oluşturmak.

O günleri hatırladığımızda Türkiye’nin bu kararlı tutumuna karşı Batı’da ciddi bir eleştirel hava vardı. Türkiye, bir başka ülkenin sınırlarına yönelik mütecaviz bir tutum takındığı gerekçesiyle eleştiriliyor ve YPG ile mücadelesi DAEŞ gibi bir terör örgütü ile mücadeleyi zafiyete uğratacağı gerekçesiyle engellenmeye çalışılıyordu. 2016 yılının sonu ve devam eden yıllarda Batı basını, tıpkı bu gün olduğu gibi, Türkiye’nin terörle mücadelesini manipüle ediyor ve Kürtlere karşı saldırgan ve ayrıştırıcı bir tutum içinde olduğunu söyleyerek Kürtler ile YPG’yi eş görüyordu. Halbuki YPG tıpkı PKK gibi Kürtler açısından hem demografik mühendislik hem de siyaset açısından en büyük tehditlerden biri olagelmiş ve farklı sesleri sindirerek örgütün bütün alanlar üzerinde vesayet kurmasını temin etmiştir.


STOLTENBERG VE BİR DÖNEME TANIKLIK

Türkiye’nin tampon bölge için askeri operasyonlara başlayacağı o günlerin en yakın diplomatik tanıklarından biri olan dönemin NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg anılarında bu durumu şöyle açıklıyor: “Erdoğan ile İstanbul’da görüştük. Ben konuşurken sabırsızlandığını fark ettim. Kızmadı ama acil bir açıklama yapma ihtiyacı duydu. “Biz Kürtlere karşı değiliz” dedi. Karşı olduğumuz grup YPG. Onlar terörist. Burada kendi halkımıza karşı ölümcül saldırılar yapıyorlar”.

Erdoğan’ın o gün Stoltenberg’e söyledikleri bugün Suriye sahasındaki gerçekliğin çok erken bir tarihte öngörüldüğünü gösteriyordu. Bugün SDG içindeki YPG unsurları Halep’in mahallelerdeki işgaline devam ederken Kürt ailelerden devşirdikleri çocuk teröristleri araçsallaştırmakta ve onları canlı bomba olarak kullanmaktan da imtina etmemektedir. Bugünkü tabloda YPG’nin Suriye ordusu tarafından cerrahi operasyonlarla Fırat’ın batısından itilmesi, Türkiye’nin kararlı bir tutumunun yansıması aynı zamanda.


GRÖNLAND VE NATO’NUN ÇARESİZLİĞİ

Bugünlerde Trump’ın Grönland’ı ilhak etme ya da satın alma kararlılığının NATO açısından ne anlam ifade ettiğini uzun uzadıya tartışmak gerekiyor. 2016 yılında Trump’ın seçimleri kazanmasının ardından yapılan ilk NATO zirvesinde, Avrupalı ülkelere çok ağır biçimde yüklenmesi ve 5. madde ile ilgili en ufak bir şey dahi söylememesi NATO’nun geleceğini tehdit edebilecek bir tutumdu. Her ne kadar Trump, Avrupa’nın savunma harcamalarında ABD’nin geride kalmayacağı bir düzlemi ilk döneminde yapamasa da yarım kalan bu misyonunu ikinci dönemde tekrarlıyor ve çok daha agresif biçimde bu vaadini yerine getiriyordu.

Peki NATO 5. maddenin gereğini her bir üyesi için uyguluyor mu? Ya da diğer bir ifadeyle ilgili madde bir caydırıcılık üretiyor mu? Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yaptığı operasyonlar öncesinde patriotların çekilmesi ya da NATO’nun bu operasyonlara herhangi bir biçimde destek vermemesi, söz konusu maddenin her üye açısından aynı anlamı taşımadığını gösteriyordu. Her ne kadar Türkiye’nin NATO için vazgeçilmez bir müttefik olduğu bütün toplantılarda dile getirilse de gerçek bir tehdit anında bu müttefiklik ruhunun nasıl işlediği de görülmüş oluyordu.

Türkiye’nin o dönemki kararlılığı Trump’ın YPG ve Suriye’nin kuzeyi ile ilgili fikirlerinin de değişimine vesile olmuştur. Uzun ve ısrarlı bir tutumun ardından ortaya çıkan tabloyu yine Stoltenberg’ten dinleyelim. “İki NATO müttefiki (Türkiye ve ABD) birbiriyle tamamen çelişen gerekçelerle Suriye’nin kuzeyinde bulunarak ciddi bir ihtilaf içindeydi. Trump’ın tutumu, Amerikalıların Suriye’nin kuzeyinde fazlasıyla uzun süre kalmış olduğuydu; Avrupalıların ve komşu ülkelerin ortaya çıkan bu karmaşayı kendi başlarına çözmesi gerekiyordu. Erdoğan’ın kararlı tutumu sonrasında ortaya çıkan askeri operasyon, Trump’a Amerikalıları oradan çekmek için ihtiyacı olan bahaneyi verdi”.

Türkiye’nin Suriye’de YPG’ye karşı verdiği mücadelede Stoltenberg’in yaptığı şahitlik çok açık biçimde şunu gösteriyor; Türkiye’nin kararlı tutumu sahada elini güçlendiren en önemli unsur. Eğer burada NATO, Avrupa ve kısmen ABD içindeki lobilerin etkisinde kalınsa ve güvenli bölge operasyonları yapılmasa bugünkü sonuçlar elde edilemez ve YPG’nin alandaki işgali muhtemelen hukuki bir statü kazanırdı.

Mevcut reel-politik göstergeler üzerinden okunduğunda devletlerin herhangi bir pakt ya da birlik içerisinde yer almaları onları mutlak biçimde korumuyor. Devletleri müstakil bir aktör olarak küre sahasında koruyan ve caydırıcılık üreten ana faktör askeri kapasitenin belirli bir noktaya erişmiş olması. Türkiye’nin on yılı aşkın bir süredir kararlılıkla sürdürdüğü savunma sanayi adımları otonomisinin tahkim edilmesine de ciddi katkı sağlamıştır. Kadim Yayınları’nın Türkçe çeviri ile okurlarına kazandırdığı Stoltenberg’in anıları, on yıllık NATO görevi boyunca tanık olduğu gözlemleri anlatıyor. Türkiye başta olmak üzere birçok ülke ve liderin tutumunu anlamaya katkı sağlayan bu kitap farklı bakış açılarını sentezleyen bir diplomasi trafiğinin de soluksuz bir hikayesini sunmaktadır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026