BM İsrail’i neden durduramıyor?

04:00, 07/08/2026, Cuma
Yeni Şafak
BM İsrail’i neden durduramıyor?
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

Türkiye’nin merkezinde yer aldığı Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan gibi aktörlerle kurulan bölgesel bir ortaklık, ileride işlevsel bir baskı mekanizmasına dönüşebilecek normatif bir zemin hazırlayabilir.

Doç. Dr. Mehmet Rakipoğlu/Mardin Artuklu Üniversitesi

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da yerleşimci şiddetinin tırmanması ve bu şiddetin İsrail ordusu tarafından doğrudan ve/veya dolaylı biçimde desteklenmesi, uluslararası hukuk çerçevesinde Birleşmiş Milletler’in (BM) rolünü yeniden gündeme getiriyor. İsrail merkezli B’Tselem başta olmak üzere on yedi İsrailli insan hakları örgütünün “toplu pogrom” uyarısıyla yaptığı çağrı, BM sisteminin, işgal altındaki topraklarda kamu düzenini sağlayamayan bir işgal gücüne karşı hangi araçlara sahip olduğu sorusunu önemli kılıyor.

İSRAİL İŞGALİNİN SÜREKLİLİĞİ

Batı Şeria’da yerleşimci şiddeti, uzun süredir devam eden yapısal bir olgu olarak literatürde settler colonialism yani “yerleşimci sömürgeciliği” çerçevesinde ele alınıyor. Son dönemde tırmanan olaylarda, yerleşimci grupların Filistinlilere ait mülkleri yakması, yerli Filistinlileri zorla yerinden etmesi ve bu eylemlerin İsrail ordusu tarafından ya göz yumularak ya da doğrudan desteklenerek gerçekleştirildiği biliniyor. B’Tselem’in açıklamasına göre, Batı Şeria’daki Nablus kentinin yakınlarında bulunan Tel köyünde yaşanan ve çok sayıda can kaybıyla sonuçlanan olay, yerleşimciler, bakanlar ve Knesset üyelerinin misilleme çağrılarıyla birleşince, şiddetin kontrolden çıkma riskini artırmıştır. Bu durum, işgal gücünün Cenevre Sözleşmeleri’nin IV. protokolü uyarınca işgal ettiği topraklarda kamu düzenini ve güvenliği sağlama yükümlülüğünü (occupatio bellica hukuku) yerine getirmediği yönünde ciddi bir hukuki iddia oluşturmaktadır. Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) 2024 tarihli istişari görüşü de İsrail’in işgalinin uluslararası hukuka aykırılığını teyit etmiştir ancak bu görüşün bağlayıcı bir icra mekanizması bulunmamaktadır.

BM’NİN SEÇENEKLERİ

Teorik düzlemde, BM sisteminin elinde -siyasi irade bulunması koşuluyla- birkaç somut araç mevcut. Birincisi, Genel Sekreter’in, Şart’ın 99. maddesi uyarınca, durumu doğrudan Güvenlik Konseyi’nin gündemine uluslararası barış ve güvenliğe yönelik bir tehdit olarak taşımasıdır. Bu, sembolik olsa da siyasi baskıyı artıran bir adımdır.

İkincisi, Güvenlik Konseyi düzeyinde hedefli yaptırımlar (silah ambargosu, yerleşimci liderlerine yönelik seyahat yasakları ve mal varlığının dondurulması) ile bir barış gücü konuşlandırılması olasılığıdır. Ancak bu, veto riski (ABD kaynaklı BMGK’nın felçli yapısı) nedeniyle büyük ölçüde teoride kalmaktadır.

Üçüncüsü, Konsey’in felç olması durumunda 1950 tarihli “Barış İçin Birleşme” (Uniting for Peace) kararı çerçevesinde konunun Genel Kurul’a taşınmasıdır. Genel Kurul’un aldığı kararlar bağlayıcı olmasa da 2022’de Ukrayna örneğinde görüldüğü gibi geniş uluslararası meşruiyet ve siyasi baskı üretebilmektedir.

Dördüncüsü, devletlerin tek taraflı olarak silah satışını durdurması ve ticari ilişkileri kısıtlamasıdır. Bu, BM’nin doğrudan bir eylemi olmasa da Genel Kurul kararlarının devletler nezdinde normatif bir referans noktası oluşturmasıyla dolaylı biçimde teşvik edilebilir. Son olarak, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) soruşturmalarının BM Güvenlik Konseyi tarafından desteklenmesi ve bireysel sorumluluğun öne çıkarılması da bir seçenek olarak gündeme gelmektedir. Fakat bu seçenek, İsrail’in Roma Statüsü’ne taraf olmaması nedeniyle bu mekanizmanın etkinliğini sınırlamaktadır.

KRONİK AÇMAZLAR

BM’nin harekete geçememesinin temel nedeni, kurumsal yapının kendisinde yatmaktadır. Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesinin veto yetkisi, bu tür krizlerde sistemi felç eden en önemli unsurlardan biridir. ABD’nin İsrail’e yönelik yaptırım veya müdahale kararlarını tarihsel olarak veto etme eğilimi ve hatta bu durumun bir teamül/örüntü haline gelmesi, Konsey’in bu konuda bağlayıcı bir karar almasını fiilen imkânsız kılmaktadır. Bu durum, uluslararası ilişkiler literatüründe “büyük güç istisnacılığı” (great power exceptionalism) olarak adlandırılan olguyla örtüşmektedir. BM Şartı’nın eşitlikçi ilkelerine rağmen, sistemin işleyişi güç dengelerine tabidir.

İkinci neden, jeopolitik çıkarların hukuki normların önüne geçmesidir. ABD ve bazı Avrupa devletleri için İsrail, Orta Doğu’daki stratejik ittifak yapısının merkezi bir unsurudur. Üçüncüsü, BM Genel Sekreterliği’nin Şart’ın 99. maddesini kullanma konusunda gösterdiği çekingenlik de kurumsal bir ihtiyat kültürünün ürünüdür; bu madde nadiren, yalnızca istisnai krizlerde (örneğin Sekreter Guterres’in Gazze’ye ilişkin 2023 başvurusunda olduğu gibi) devreye sokulmaktadır ve dahi bu başvuru otomatik olarak bağlayıcı bir Konsey kararına dönüşmemektedir.

BÖLGESEL ORTAKLIKLAR BASKI MEKANİZMASI OLUŞTURABİLİR

Sonuç olarak, ABD’nin İsrail’e olan bağımlılıktan kurtulması, öncelikle BMGK’daki fiilî veto kalkanını devre dışı bırakmasına bağlıdır. Aksi hâlde, BM’deki İsrail’i koruyan sistemin yapısal felcinin sürmesi ihtimali oldukça yüksek. Bu bağlamda BM üyesi devletlerin Konsey’in tıkanıklığını beklemeden bireysel düzeyde somut adımlar atması —silah satışı yasakları ve ticari kısıtlamalar gibi— öne çıkan bir alternatif. Nitekim, işgalci İsrail rejimi ateşkese rağmen Gazze’de soykırıma devam ediyor. Üçüncü olarak, Türkiye’nin merkezinde yer aldığı Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan gibi aktörlerle kurulan bölgesel bir ortaklık, ileride işlevsel bir baskı mekanizmasına dönüşebilecek normatif bir zemin hazırlayabilir. Nihayetinde, İsrail bugüne kadar işlediği ihlallerden ötürü etkin biçimde izole edilmediği ve cezalandırılmadığı sürece, Gazze’de yaşanan yıkımın Batı Şeria’da ya da başka coğrafyalarda tekrarlanması kaçınılmaz görünmektedir.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026