Prof. Dr. Yaşar Bülbül/İstanbul Medeniyet Üniversitesi

Tarihte yeni teknolojilere karşı dirençlerin örneği çoktur. Mesela Sokrat yazı yazmanın, bilgileri yazıya dökmenin insanın hafızasını kolaylaştırarak zayıflatacağını öngörerek alfabeye şiddetle karşı çıkmıştı. Sonraki örnekler arasında makine kırıcıları (Luddite isyanı), elektriğe şiddetle karşı gelenler, at sahiplerinin traktör karşıtlığı, internete ve şimdilerde de yapay zekâya karşıt neo-ludditeler akla ilk gelenler. İşin doğrusu, hiç birinde de galip geleni görmedim.

BİR LABİRENTİN İÇİNDEYİZ

Bu dirençlerin en sonuncusu olan yapay zekâ, birçok meslek ve bazı kurumlara çok güçlü bir meydan okuma olarak kabul ediliyor. Yapay zekâ insan beyninden milyonlarca kat daha hızlı matematiksel ve mantıksal işlem yapabiliyor. Mesela benim de içerisinde olduğum üniversite camiası, bilgi üretme vasfı da olan bu ciddi ve yaman rakiple karşı karşıya. Acaba karşı mı gelecek, ittifak mı yapacak? Nasıl bir tutum belirleyecek? Tümden engellemek ya da reddetmek makul bir tedbir olur mu? Kısmi engelleme politikasında dengeler nasıl oluşturulacak? Yani gemiye binmek ya da binmemek noktasında nasıl bir karar bizi kurtarır? Üniversiteler bilgi üretirken, her saniye işlem hacmini ve hızını daha da artıran bu yapay zekâ performansına karşılık, kapasitesi belli olan insan beynine dayanarak nasıl etkili, sürdürülebilir bir yanıt verecekler? Şansları var mı? Gemiye binmezsek, varlığımızı ne kadar sürdürebiliriz? Hayatta kalma şansımız ne kadardır?

Sorular uzar gider. Bir labirentteyiz. Yine de bir çıkış yolu bulmak zorundayız. Daha genel anlamıyla dijital kanallar kullanılarak alınan eğitimin her gün daha da artan hızı ve gücü karşısında, üniversitenin bizzat verdiği örgün öğretimin varlığını ve sürdürülebilirliğini nasıl sağlayacağız?

YAPAY ZEKANIN HENÜZ ULAŞAMADIĞI BİLGİLERİ HAİZ REHBERLER

En yakın cevap şu; fiziki varlıkların daha etkin kullanılmasının yollarını bulmak. Bunların da en önemlisi, öğretim üyeleri, yani “Hocalar”. Heyetiyle, duruşuyla, sınıftaki varlığıyla, hemen öğrencisinin karşısında, onunla doğrudan iletişim kuran, ses tonuyla, üslubuyla, esprisiyle, sorulara verdiği kendine özgü cevaplarla, kurduğu farklı bağlamlarla, belki sorduğu karşı sorularla, belki birkaç öğrencisinin rol-model alabileceği hoca. Öğrencinin, kendisinin de mensup olduğu meslek camiasının duayeni, aşkını, ilerisi, ötesi hocasından güvenilir, yazmadıysa henüz yazılmamış, yani yapay zekânın henüz ulaşamayacağı bilgileri haiz, sağlıklı öngörüleri, kişiye özel nokta tavsiyeleri ile doğru rehber hükmünde hocası.

Üniversitelerin bu profile yatırım yapması, çok hayati bir karar gibi görünüyor. Mesela hocalara vücut dili kullanma eğitimi verilmeli. Göz teması, duruş, el hareketleri ve beden hareketlerini içeren vücut dili, bir manada hocaların teatral yönü, öğrencinin bizzat sınıfta bulunmasını teşvik eden bir unsurdur. Kürsüde hareketsiz duran bir hoca öğrencide tembelliğe ve ilgisizliğe yol açarken, hareket halinde olması öğrencinin göz ve sonrasında da düşünsel takibine katkı yapar.

Yine hocalara diksiyon eğitimi verilmeli. Ses kişiliğin en önemli cüzlerinden biri. Hocalarımızın ses tonlarını, kelime vurgularını eğitimli bir şekilde kullanmaları sağlanmalı. Ses tonu konunun önemine dikkat çeken bir unsurdur. Çok hızlı konuşma, kelime sonlarını yutma, tekdüze bir ses tonuyla konuşma gibi yaygın şekilde görülen zafiyetler, sözün dinleyen üzerindeki etkisini, haliyle ortama yönelik konsantrasyonunu olumsuz yönde etkiler.

ÖĞRETİM ÜYELERİNE YAPAY ZEKA EĞİTİMİ VERİLMELİ

Hocalara yapay zekâ kullanım rehberi sunmalı, bunun için kapsamlı bir eğitim vermeli. Gözlemlediğim kadarıyla öğrencinin bu eğitime ihtiyacı hocalar neslinden daha az. Göçmen sosyolojisi çalışanlar öyle diyorlar. Yani bilim, göç edenin intibakı ile orada doğan ikinci neslin intibakı arasında fark vardır diyor. Haliyle çocuklar biz önceki nesle ait hocalarından daha ilerideler. Dahası, Türkiye bu nesille ilk kez çağdaş medeniyet seviyesini yakalamış görünüyor. Hocalarının zamanında Amerikalı, İngiliz, sair Batılı öğrenciler onlardan bariz bir şekilde daha üstündü. Fakat mevcut öğrenci nesli, artık onlarla aynı donanımlara, aynı hedeflere sahip. Onlardan bir eksiği kalmadı. 2025 PISA sonuçları da bunu destekler nitelikte. Bu nesli doğru yönlendirirsek, çok büyük Türkiye çok uzakta değil. Bu nesli büyük meydan okumalara karşı donatmak bu işin bir parçası. Haliyle yapay zekâ konusunda hocaları eğitince, hocalar yapay zekâyı kendi eğitimlerinin bir parçası, bir unsuru, bir desteği olarak kullanabilirler. Bu öğrenci için de doğru bir rehber eşliğinde metodolojik ve etik bir çerçevede yapay zekâyı kullanma avantajı sağlar.

Her hocanın kendi dersinde makul şekilde kullanmasını temin ettikten sonraki aşamada, o branşta yapay zekânın nasıl kullanılacağına yönelik bir ya da birden fazla ders konmalı. Her öğrencinin kendi müstakbel çalışma alanında yapay zekânın kullanımını bu dersler vasıtasıyla öğrenmesi hedeflenmelidir.

ÖĞRENCİLERİMİZE GÜVENECEĞİZ

Öğrencilerimize güven, bu sürecin en değerli parçalarından biri. Esasında LinkedIn benzeri iş dünyasına, kariyer gelişimine odaklanan birçok platform, bu konudaki sınırsızlığı ne güzel resmediyor, temsil ediyor. Birçokları için bir profesyoneller havuzu olarak bilinen bu platformlar, adeta bir meydan okuma sözlüğü. Bir gördüğüm iş tanımını bir daha görmüyorum desem, mübalağa olmaz. Gençler iş dünyasının ihtiyacını görüp öyle güzel nitelik geliştirme yapıyorlar ki, hayran olmamak elde değil. Bu kesinlikle çok sağlıklı bir reaksiyon. Aynı zamanda da yeni bir teknolojik gelişme olduğunda insanların işsiz kalacağı, çaresiz kalacağı endişesine kapılanlara çok güzel bir cevap.

Bu platformlardaki umut verici manzaranın eğitim süreciyle desteklenmesi için son derece uygun seçenekler var, yok değil. Üniversitelerde sonsuz kombinasyon imkanları sunan çift anadal ve yandal eğitimleriyle öğrenciye çok değerli ilave donanımlar kazandırılabilir. Sanki artık bu da bir zorunluluk. Hiç olmazsa bir yandal yapmayan öğrenci kalmamalı. Bu donanım kombinasyonları, öğrencinin ilave bir güçle rekabete hazırlanması anlamına gelecektir.

Hasılı kelam, bu gemiye bineceğiz. Dümenin de kontrolünü almak kaydıyla…

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026