Medyayı izlerken demokrasiyi solumak

Hasan Ali Yıldırım
00:00, 01/05/1999, CumartesiG: Güncelleme: 11:30, 21/11/2013, Perşembe
Yeni Şafak
Medyayı izlerken demokrasiyi solumak
Medyayı izlerken demokrasiyi solumak

Medyanın görevi sadece bilgilendirme, haber verme ve eğlendirme mi? Yoksa farklı görüş ve düşüncelere sahip insanların bilinçlenmelerine, toplumun kültür düzeyinin yükseltilmesine katkıda bulunmak mı? Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Suat Cebeci, 'Medyayı izlerken demokrasiyi solumak' başlıklı yazısında medyanın 'raiting' uğruna gerçekleri çarpıttığı kanaatinde. Cebeci, özellikle görsel medyanın içinde bulunduğu tutarsızlıkları ve çelişkileri gündeme getiriyor.

DOÇ. DR. SUAT CEBECİ

Televizyon hayatımızdaki yerini aldıktan sonra yıllarca insanımız tek ses ve tek görüntü karşısında alternatifsiz bilgi ve kültür enjeksiyonuna muhatap oldu. Toplumumuz için yeni ve orijinal olan bu soluk benizli sihirli kutu, aile içi ve aileler arası sohbet ve muhabbeti yok ederek insanları siyah beyaz görüntüler karşısına çivilerken onların düşünce ve zihniyet yapısını belli yöne kanalize ediyordu. Birilerinin görmemizi istediklerini görmek, duymamızı istediklerini duymak zorundaydık.

Gazeteler yok mu diyeceksiniz. Onların bu zihniyet şarjındaki payları dikkate alınmayacak kadar küçük ve etkisizdi. Hepsinin toplam tirajı ya bir milyonu bir miktar geçiyor veya geçmiyordu. Sosyal ve kültürel kanaatlerimiz, siyasal kararlarımız büyük ölçüde tek yanlı televizyon yayınlarına endeksliydi.

İşlerine gelince 'demokratız' diyorlar

İnsanlarımız bu cenderede sıkılırken kuşatılmışlığa olan tepkiler teröre, terör kargaşaya dönüştü. Arkasından demokrasi özentisi bıçak kesimi bir darbe ile uçuverdi. 1980 darbesi sonrası yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Artık insanımızın kimlik mücadelesi dizginlenemez noktaya gelmişti. Sihirli kutunun darbe sonrası yönlendirme çabaları aksi tesir yapmaya başladı ve bu aksülamel 1983 seçimlerindeki siyasi tercihle kendini açıkça göstermiş oldu. Seçimden bir gün önce darbe liderinin asker güdümlü MDP'yi destekleyen Özal'ın kurduğu ANAP'ı eleştiren konuşması televizyonda yayınlanınca iktidar olacağına kesin gözüyle bakılan MDP ancak üçüncü parti olabildi ve demokratik görüntü adına seçime katılma imkanı verilen ve hiç şans tanınmayan ANAP iktidar oldu. Bu olay halkımızın medyatik yönlendirmeye ilk defa baş kaldırışı olarak tarihe geçti.

Kuşkusuz demokrasi fazilet rejimidir ama bir kısım insanlar faziletsiz olunca, hele topluma zihniyet planında yön verme sevdasındaki medya, belli ideoloji ve maddi çıkar uğruna fazilet duygularını ayaklar altına alınca demokrasi bir aldatmacadan öteye geçmemektedir. Türkiye'de bir çok kimse kendi doğruları öne çıkarıldığı ölçüde demokrattır. Kendini aydın sanan belli bir kesim karşıt düşüncelerin seslendirilmesini demokrasi adına baskı altına alabilmekte, "hiçbir rejim kendini yok edecek düşüncelere izin vermez" safsatasına sığınarak alternatif görüş ve düşünceleri mahkum etmeyi içlerine rahatlıkla sindirebilmektedirler.

Sosyal bir gerçeklik olarak toplumları daima iyiye, güzele ve doğruya aydınlar ve devlet adamları yönlendirir. Bizde halk, aydınlar ve devlet adamlarının önünde gidiyor ve onları evrensel değerler yönünde dürüst ve olumlu davranmaya zorluyor. Çok kanallı ve çok sesli televizyonlar dönemi bu gerçeği ortaya koymuştur.

'Kendilerinden başkalarına söz hakkı tanımıyorlar'

Medyatik zenginliğin getirdiği çok sesli ortamda tam her tür düşünceyi dinlemenin ve değişik fikirlerin karşılıklı tartışılmasını izlemenin keyfini çıkaracaktık ki, halkın yıllarca gerisine düşen medya mensuplarının tek kanallı ve tek sesli döneme taş çıkartacak ölçüdeki saplantılarının güdümlü mermiler gibi aynı noktaya kilitlendiklerine şahit olduk. Dengesiz, haksız, adaletsiz programlarla İslâmi konuları, inançlı kimselerin düşüncelerini, dünya görüşlerini ve hayat tarzlarını tartışmaya açtılar; karalama, kötüleme, çamur atma kampanyasına giriştiler. Böyle bile olsa yine de taraflar ekranda idi.

Her ne kadar yayınlar dengesiz, adaletsiz ve taraflı olsa da tartışmalar onların beklentilerini aşan ölçüde faydalı olmaya başladı. Dayatmacılıktan bunalmış, şahsiyetine ve özgür düşünceye düşkün duyarlı insanlarımız için bu kadarı da yeterli olmuştu. Her düşünceyi kendi temsilcisinden dinleme, böylece sağlıklı yargılara ulaşma şansı elde edilmişti.

Medya asıl görevini yapmıyor

Çok kanallı dönemin ilk yıllarından sonra artık tarafların karşılıklı tartışmalarına imkan veren programlara da yer verilmez oldu. Çünkü her ne şartta olursa olsun diğer alternatif düşüncelerin konuşulmasına tahammül edilmiyordu. Halkı güdüleme huyundan ve alışkanlığından vazgeçmeyen, bunu kendisi için bir hak olarak görenler birbirlerini suçlamaya başladılar. "Adamları ekrana çıkarıp konuşturuyorsunuz, onlar da hazırlıklı gelip baskın çıkıyorlar" tarzında sitemlerle kendi farklılıklarını bir tarafa bırakıp ortak hedefler için birbirlerini kontrol etme yoluna gittiler. Fakat bu kadar medya zenginliği içinde ve aralarındaki rating mücadelesi karşısında arzuladıkları sonucu alamadılar.

Kerhen tanınan imkanlarla da olsa, taraflı, adaletsiz, yönlendirici, karalama gayreti içinde bir tutumla da olsa insanın farklı fikirleri duyması, kendini düşünce zenginliği karşısında bulması güzel bir şey. Meğer değişik düşünceleri duymaya, onlarla kendi düşüncelerimizi test etmeye, değişik çehreleri tanımağa ne kadar da ihtiyacımız varmış. Toplumun gerisinde kalmasına ve bütün olumsuzluklarına rağmen bu medyatik imkan zenginliği ile doyasıya olmasa da bir nebze demokrasiyi solumanın hazzını duymak güzel bir şeymiş. Medya daha olumlu bir çizgide, saplantılardan uzak objektif tavır içinde olursa bilgi edinme, görüş ve anlayış geliştirme hususunda toplumumuz çok daha seviyeli bir konuma geleceği muhakkaktır. Bu da hepimiz için bir kazanç olacaktır.

Bir kısım medyanın çelişkisi

Medyanın görevi sadece bilgilendirme, haber verme ve eğlendirme değildir. Bunların yanında belki de en önemli görevi, halkın serbest görüş ve anlayış geliştirmesine, kültür düzeyinin yükseltilmesine, bilinçlenmesine, kendini ve yöneticileri denetlemesine katkıda bulunmaktır. Oysa bugün medyanın düşünce karşısındaki tahammülsüz, saldırgan tavrı kadar rating uğruna sığındığı "reality show"lardaki ve magazin haberciliğindeki suça cinayete ve ahlaksızlığa yol açan tavrı da utanç vericidir. Belli bir kısım medya kendisini her yaştan insanların, her duyduğunu doğruymuş gibi algılayıp öylece öğrenen küçüklerin izlediğini unutarak veya umursamayarak en bayağı ve galiz sözleri yayınlamakta bir beis görmemektedir. Kendilerini hakim, savcı ve infaz memuru yerine koyabilmekte, insanların kişilik haklarına rahatlıkla saldırabilmektedirler.

Bütün bunları yaparken de ancak demokratik toplumlarda var olabilecek basın özgürlüğüne sığınarak kendisinin sorumsuz ve dokunulmaz olduğunu sanmaktadır. Hem demokratik gereklere ve faziletlere uymamak hem de yalnız demokrasilerde var olan bir hakka sığınmak... Bir kısım medyanın içinde çırpındığı bir çelişkidir bu. Bundan da acısı, basın özgürlüğünü medya dokunulmazlığı olarak kabul eden anlayışın hukuk devletine egemen olmasıdır.

Halkın doğru ve objektif haber alma hakkını kendi çıkarları uğruna engelleyebileceklerini düşünenler kafalarını kumdan çıkarmasalar da dünya dönüyor ve halk olup bitenleri ibretle seyrediyor. Artık medya da ciddi olarak sorgulanıyor. Her söylenen doğru kabul edilmiyor. Yalancıların ve art niyetlilerin yüz hatları ve ses tonları biliniyor. Onların sözleri tersinin doğru olduğuna delil sayılıyor. Hiç kuşku olmasın ki, halkın sağ duyusu ve basireti eninde sonunda bir gün medyayı adam edecektir. Ne yazık ki Türk halkının kaderi bu; Devleti yönetmeye talip siyasetçileri de, toplum mühendisliğine soyunanları da, vicdanı ile cüzdanı arasına sıkışmış aydın zümreyi de medyayı da adam etmek. Halkımız bu şerefin hazzını daha uzun süre yaşamaya devam edecek gibi görünüyor.

Her şeye rağmen medyatik zenginlik güzel bir şey. Bu zenginlik karşısında kazancımız sadece bir soluk demokrasi olsa bile.


Başlıklar :
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026