Tehlikeli bir dönemeç
00:00, 28/04/1999, ÇarşambaG: Güncelleme: 17:46, 20/11/2013, Çarşamba
Yeni Şafak
Tehlikeli bir dönemeç
Dünkü sayfamızda, Amerika'da entellektüel çevrelerde ilgiyle izlenen haftalık haber yorum dergilerinden The Nation'ın henüz piyasaya sürülmeyen 10 Mayıs 1999 tarihli nüshasında yer alan, Genel Yayın Yönetmenimiz Yusuf Kaplan'ın çevirisiyle sunduğumuz "NATO nereye koşuyor?" başlıklı yazının bugün ikinci bölümünü yayınlıyoruz. Benjamin Schwarz ile Christopher Layne'nin birlikte kaleme aldıkları yazının bugünkü başlığı 'Tehlikeli bir dönemeç'. Yazıda, Pentagon tarafından yayınlanan raporda yer alan görüş ve önerilere dikkat çekiliyor.
BENJAMIN SCHWARZ
CHRISTOPHER LAYNE
ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'un 1992'de hazırladığı Soğuk Savaş Sonrası'na İlişkin Savunma İçin Planlama Rehberi başlıklı raporda aynen şöyle deniyor: "Amerikan yönetimi NATO aracılığıyla ileri sanayileşmiş ülkelerin ABD'nin dünyada üstlendiği liderlik rolüne karşı çıkmalarını egellemeye; bu ülkelerin küresel olarak daha büyük bir rol ya da bölgesel bir güç haline gelmelerini önlemeye çaba gösterecektir." Başka bir deyişle ABD, diğer ülkelerin uluslararası sisteme hakim olmasına veya şekil vermeye kalkışmasına kesinlikle izin vermek istemiyor.
ABD, tüm bunları gerçekleştirebilmek için Batı Avrupa'nın eski büyük güçlerini ve tabii Japonya'yı, bizzat ABD'nin inşa ettiği 1945 yılından sonraki dünya sisteminin sınırları içinde kalmaya zorluyor. Pentagon'un raporunda da açıkça belirtildildiği gibi, diğer büyük güçlerin ABD'nin rehberliğine "saygı" duymaları isteniyor ve onlara "hamilik" yapma vadinde bulunuluyor. Buna göre, ABD, diğer güçlü ülkelerin "süper güç"müş gibi hareket etmelerini önlemek için, bu ülkelerin hemen bütün çıkarlarını onlar adına korumak zorunluluğu hissediyor. Bunun için ABD'nin savunmaya, "ulusal güvenliği"ni sağlamaya ayıracağı paranın tüm dünya ülkelerinin savunmaya ayıracakları paradan daha fazla olması gerekecektir! Bu açıkça, ABD'nin hegemonyasına meydan okumak sonucunu doğuracağı için, gerçek anlamda bağımsız aktörlere tolere edilmeyecektir. Washington, ABD'nin dünya üzerinde kurduğu hegemonyanın müreffeh ve istikrarlı uluslararası bir sistemin varlığı için hayati önem taşıdığını savunuyor.
Şimdilerde ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright'ın yakın danışmanlarından James Dobbins, 1990 yılında, Amerikan Hükümeti'nde Avrupa İşleri'nden Sorumlu Bakan Yardımcılığı yaparkan Kongre'de konuyla ilgili olarak önemli bir konuşma yapmıştı. Dobbins, "NATO'nun kurulmasına neden olan gerekçeler bugün de geçerli olduğu için şu an NATO'ya ihtiyaç hissediyoruz. NATO'da ABD'nin liderliği olmazsa, Batı Avrupalılar önceki kötü alışkanlıklarını yeniden hortlatmaya kalkışabilirler. Örneğin askeri güçlerini yeniden millileştirme, eskiden sahnedeledikleri jeopolitik oyunları yeniden sahnelemeye ve hatta ittifak değiştirmeye veya yeni ittifaklar kurmaya yeltenebilirler. İşte bu nedenlerden ötürü, ABD'nin NATO'da belirleyici rol oynaması ve Avrupa Birliği'nin başka şeylere dönüşmesini önlemesi kaçınılmazdır. Bu yüzden Başkan Clinton, ABD'nin bu noktada üstlenmesi gereken rolün çok iyi farkında olduğu için, Batı Avrupa ülkeleri arasında geçmişte olduğu gibi lokal rekabetlerin ve çatışmaların yeniden patlak verme ihtimalini yok etmeye çalışmaktadır."
Ancak Dobbins'in bu görüşlerinde ifadesini bulan ABD'nin NATO'da üstlendiği bu "olağanüstü" rol, soğuk savaştan sonraki dönemde iki önemli, tehlikeli ve tartışmalı gelişmenin zuhur etmesine zemin hazırlamıştır: Birincisi, NATO'nun Doğu'ya doğru genişlemesi; ikincisi de, Balkanlara bile müdahale yapılma yoluna gidilmesi.
NATO'nun Güvenlik Şemsiyesi'nin Doğu ve şimdilerde de Güney Avrupa'ya kadar genişletilmesi girişimi, ABD'nin Avrupa ülkelerinin iç işlerine karışmasını öngören, Amerikalılar'ın Avrupalılar'a "hamilik yapması gerektiği" şeklindeki argümanın bir uzantısıdır. NATO'nun genişlemesi gerektiğini savunanlara göre, eğer ABD'nin dominant konumda olduğu bir NATO Soğuk Savaş Sonrası dönemdeki Avrupa'nın güvenlik sorunlarıyla (örneğin, etnik sürtüşmeler, Batı Avrupa'ya mülteci akını ya da sözgelişi Almanya'da ortaya çıkabilecek aşırı milliyetçi eğilimlerle vs.) ilgilenmezse veya ilgilenemeyecek olursa, böyle bir durumda NATO gücünü ve işlevini yitirmek gibi bir açmazla karşı karşıya kalabilir ve NATO'nun varlığı sorgulanmaya başlanabilir.
Amerikalı bazı stratejistler ve siyasetçiler, NATO'nun ve NATO'nun Güvenlik Şemsiyesi bünyesinde ABD'nin rolünün artırılmaması durumunda Avrupa'da büyük ölçekli yeni savaşların veya çatışmaların patlak verebileceğini, bunun da Batı ittifakını sarsabileceğini, Batı ittifakı içindeki siyasi ve ekonomik işbirliği girişimlerini sekteye uğratabileceğini öne sürüyorlar.
Pentagon'un raporunda da açıkça belirtildildiği gibi, diğer büyük güçlerin ABD'nin rehberliğine "saygı" duymaları isteniyor ve onlara "hamilik" yapma vaadinde bulunuluyor. Buna göre, ABD, diğer güçlü ülkelerin "süper güç"müş gibi hareket etmelerini önlemek için, bu ülkelerin hemen bütün çıkarlarını onlar adına korumak zorunluluğu hissediyor.
Başlıklar :
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.