Yeni Parti ne kadar yeni?
04:00, 28/07/2026, Salı
Yeni Şafak

İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.
Osmanlı-Türk modernleşme tecrübesi de göstermektedir ki gerçek yenilik çoğu zaman eski yapılarla hesaplaşmayı, alışkanlıklardan kopmayı ve yeni bir kurumsal düzen inşa etmeyi gerektirir. Aksi hâlde “yeni”, zamanla sadece bir sıfata dönüşür.
Dr. Yunus Şahbaz/Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi
Türk/Osmanlı modernleşmesinde “yeni” sıfatını haiz birçok girişim olmuştur. İçtihad, tecdid, cedid gibi kavramlarla birçok askeri ve hukuki reform yapılmaya çalışılmış ve partiler kurulmuştur. Mesele “yeni” sıfatını haiz değişimlerin ne kadar “yeni” oldukları ve bu işin başındakilerin, istenilen yenilik için eskiden kopmayı ne kadar göze alabildikleridir. Nitekim III. Selim Nizam-ı Cedid adında yeni bir ordu kurduğunda eski yapıya dokunmadığı ve eskiden kopamadığı için başarısız olmuştur. Nizam-Cedid’le başlayan askerî yenileşme ancak Yeniçeriliğin kaldırılmasıyla hitama erebilecek ve Osmanlı’da tam manasıyla yeni bir ordunun teşekkülü mümkün olabilecektir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılan isimlerin kurduğu Yeni Parti için de benzer bir analoji kurulabilir aslında. Zira bizzat Özgür Özel partinin kuruluşunu CHP gibi köklü bir partinin grup kürsüsünden yaptı. Bu durum bir çelişki gibi görünebilir ancak çelişkiden de öte Yeni Parti’nin en büyük çelişkisi aslında. Kurucu kadro da bu çelişkiyi daha da katmerlendiriyor zira Yeni Parti’nin kurucuları içinde 5-6 dönemdir CHP milletvekilliği yapan isimler var. Dahası Özel, Lozan’ın yıl dönümü olması, Hacı Bayram Camii’nde cuma namazı kılınması gibi doğrudan 1923 CHP’sine göndermeler yaparak sadece güncel değil tarihsel CHP’yle de organik bir görüntü çizdi.
YENİ Mİ GERÇEKTEN?
Tüm bu sembolik adımlar yeni partiye dair bize şu fikri vermektedir; Yeni Parti aslında o kadar da yeni bir parti değil. Daha ziyade, CHP’nin oynaması gereken rolü oynayacağını, sahip olması gereken kimliği üstleneceğini iddia eden bir parti. Dolayısıyla yeni partinin ANAP gibi farklı siyasi parti ya da harekete mensup isimlerden müteşekkil bir merkez sağ partisi olma iddiası da rafa kalkmış görünüyor.
Özgür Özel’in tüm bu sembolik eylemleri ve tek parti dönemini andıran söylemlerinin arkasında şöyle bir motivasyon olabilir; Yeni Parti böyle yaparak aslında kendini, kimlik ve ideoloji tartışmasına sokmak istemiyor. Zira yeni kurulan partiler için en önemli handikap kendilerine ideolojik bir kimlik inşa etmektir. Şayet var olan partilerle, en azından ana akım partilerle özdeşleşen bir siyasi kimlikle yola çıkılacaksa, şu soru gündeme gelebilir: Aslı varken taklidine niye oy verelim? Yeni Parti bu anlamda ideoloji ve kimlik olarak CHP’nin olduğu pozisyona talip bir görünüm vermektedir.
CHP’NİN GÖLGESİ
Fakat buradaki esas sorun şu; CHP’nin kurumsal gücü, tarihi aidiyeti ve teşkilat organizasyonu hafife alınıyor. CHP, mevcut lideri ve yöneticileri yüzünden bir nefret objesi gibi lanse edilmektedir. Bu durum yeni parti için ilk etapta rövanşist duygularla bir sinerji oluşturabilir. Ancak bu sinerjinin orta ve uzun vadede kurumsal bir parti kimliğine dönüştürülmesi sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Zira yakın dönemde kurulan hizip partisi örneklerinde bu durum açıkça görülmektedir. Gerek milliyetçi çevrelerde gerekse de AK Parti’den ayrılarak kurulan hizip partilerinde, kuruluştan 1-2 yıl sonra sadece parti liderlerinin ismi hatırlanır hale geldi. Çok büyük umut ve iddialarla kurulan partiler masa başında yapılan pazarlıklarla Meclis’te birkaç sandalye kapmanın aracı kılındı. O yüzden yeni parti kurulurken temelde şu 3 şeyin orta ve uzun vadede “menüde” olması gerekir: Her şeye rağmen bir parti kimliği/aidiyeti; güçlü bir kadro ve lider; finansal planlama.
Yeni parti için en büyük handikap bir parti kimliğinin oluşturulmasıdır. Cumhuriyet değerlerine ve Kemalizm’e atıfla yola çıkacak bir hareketin orijinal bir söylem inşa etmesi mümkün değil. Buradaki motivasyon muhtemelen şu olacak; mevcut CHP yönetimi “butlancı” olarak lanse edilip bu yönetime duyulan öfke üzerinden CHP’nin tarihi misyonunu sahiplenme saiki ile hareket edilecek. Fakat CHP de zaten haddizatında çoğunluğu alabilen bir parti değil. Özgür Özel zamanında bile açık ara CHP’nin birinci parti olduğu iddia edilemedi. Sadece yerel seçimde CHP birinci parti oldu ancak seçimlerden sonra da bu sinerji hızla silindi. Dolayısıyla Yeni Parti gerek Meclis'te gerekse de anket firmalarında ana muhalefet olarak gözükebilir ve fakat güçlü bir iktidar adayı olabilmesi için çok daha kapsayıcı ve kuşatıcı bir söyleme ihtiyacı var. Birçoğu yıllarca CHP’de siyaset yapmış, halk nezdinde pek de “yeni” olmayan isimlerle yola çıkan bir partinin de bu anlamda bir kuşatıcılığa ulaşması çok daha zor olacaktır.
KADRO MESELESİ
İkinci büyük sorun ise kadro meselesidir. Eğer güçlü ve geniş bir kadro kurulur, bu kadro da güçlü bir liderlikle organize edilebilirse kimlik/aidiyet tartışmaları geri planda kalabilir. Ancak Yeni Parti için şimdilik böyle bir durum görünmüyor. Kuşkusuz CHP’den 90 civarında vekilin istifası büyük ve önemli bir rakam ancak bu isimlerin birçoğu CHP’de bile artık seçmende karşılığı kalmayan isimler. İçlerinde 20 yıl ve üzeri CHP’den aktif milletvekilliği yapan isimler bile var. Diğerleri de büyük oranda Ekrem İmamoğlu’na çok yakın isimler. Şayet popüler belediye başkanlarından bir destek gelirse kadro konusunda Yeni Parti biraz rahatlayabilir. Ancak şu ana kadar, Ankara ve İzmir dahil büyükşehir belediye başkanlarından Yeni Parti için bir sinyal gelmiş değil. Bu da Yeni Parti’nin geleceğine duyulan güven konusunda tereddüdü göstermesi açısından manidar bir durum.
FİNANSMAN SORUNU
Son olarak finansal problemlere değinmek gerekir. Türkiye’de siyaset maliyetli bir iş. Bunu sadece genel merkez giderleri ve parti yönetimi giderleri olarak düşünmemek gerekir. Teşkilatı organize etmek ve güçlü bir seçim çalışması güçlü bir sermeye gerektirir. Hele de hazine yardımı almayan partiler finansman konusunda ciddi problemler yaşayabiliyor. Yeni Parti için Hazine yardımı konusunda sayın Devlet Bahçeli’nin bir önerisi oldu ancak bunun için kanunî bir düzenleme gerekiyor. Dolayısıyla mevcut durumda Yeni Parti maliyetlerini kendi kaynaklarıyla karşılamak zorunda. Belli usuller çerçevesinde iş adamlarının bağışları genelde bu maliyetlerin karşılanmasında önemli bir enstrümandır. Ancak, sermaye başarıyı ya da en azından başarı ihtimalini satın alır. Yeni bir girişime yüklü bağışlar ancak bu girişimin istikbal vadetmesiyle mümkün olabilir. Dolayısıyla ilk etapta finansal konuları yönetmek Yeni Parti’nin önündeki en önemli sorunlardan biri olacaktır.
Son tahlilde, bir siyasi partinin adında “yeni” sıfatını taşıması, tek başına onu yeni kılmaya yetmez. Siyasette yenilik yalnızca yeni bir tabela, yeni bir genel merkez ya da eski kadroların farklı bir çatı altında buluşmasıyla inşa edilemez. Esas yenilik, yeni bir siyasi dil, yeni bir toplumsal koalisyon ve seçmende karşılık bulan yeni bir gelecek tasavvuru ortaya koyabilmekle mümkündür. Osmanlı-Türk modernleşme tecrübesi de göstermektedir ki, gerçek yenilik çoğu zaman eski yapılarla hesaplaşmayı, alışkanlıklardan kopmayı ve yeni bir kurumsal düzen inşa etmeyi gerektirir. Aksi hâlde “yeni”, zamanla sadece bir sıfata dönüşür.
Bu nedenle Yeni Parti’nin kaderini belirleyecek olan şey, CHP’den ne kadar uzaklaştığı ya da ona ne kadar benzediği değildir. Esas yenilik, Türk siyasetinde doldurulamayan hangi boşluğu doldurabileceği olacaktır. Bunun için de mevcut muhalefetin tekrarı olmaktan çıkıp kendine özgü bir kimlik, güçlü bir teşkilat ve geniş toplum kesimlerini kuşatabilecek bir siyasal gerekir. Yeni Parti bu konuda iyimser bir tablo sunmuyor ve bunun başarılamaması hâlinde, Türk siyasal hayatında büyük iddialarla kurulup kısa süre sonra etkisini kaybeden birçok hizip partisinin akıbetini paylaşabilir. CHP tarihi ve Türk siyasal hayatı bu akıbeti paylaşan mebzul miktarda örnek sunmaktadır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.