17 yıllık sır yeniden masada: Özel harekatçı Behçet Oktay’ın şüpheli ölümü araştırılacak
10:23, 06/08/2026, PerşembeG: Güncelleme: 14:04, 06/08/2026, Perşembe
Yeni Şafak

Behçet Oktay - Akın Gürlek
Eski Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın 2009’da “intihar” olarak kayıtlara geçen ölümü, 17 yıl sonra yeniden Adalet Bakanlığı’nın gündeminde. Adalet Bakanı Akın Gürlek ile görüşen Oktay ailesi, FETÖ’nün yasa dışı dinlemelerinden kayıp telefonlara, açılan makam kasasından adli raporlardaki çelişkilere kadar dosyanın bütün yönleriyle yeniden incelenmesini istedi. FETÖ’nün olayda rol oynadığına ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmasa da ölümden yalnızca 6 gün önce yapılan sahte isimli dinleme, ailenin şüphelerini güçlendiren en somut bulguların başında geliyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, eski Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti. Görüşmenin içeriğine ilişkin detaylara Yeni Şafak ulaştı. Görüşmede aile üyelerinin, Oktay’ın ölümünün yeniden ve kapsamlı biçimde incelenmesi yönündeki taleplerini Gürlek’e ilettiği öğrenildi. Aile, özellikle olayın FETÖ bağlantısı, yasa dışı dinlemeler, kayıp deliller ve soruşturmadaki ihmaller yönünden ele alınmasını talep etti.

Görüşme, 2009’dan bu yana kapanmayan tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Güneydoğu’daki kritik görevlerin ardından Oktay, 1997’de Özel Harekât Daire Başkanlığına getirildi ve ölümüne kadar yaklaşık 12 yıl bu görevi yürüttü. Evli ve üç çocuk babası olan Oktay, Emniyet teşkilatının terörle mücadeledeki en tecrübeli isimlerinden biri olarak biliniyordu.
DİKMEN’DEKİ KARANLIK GECE
Oktay, 25 Şubat 2009 gecesi Ankara’nın Dikmen semtindeki Keklikpınarı Mahallesi’nde başından vurulmuş hâlde bulundu. Soruşturma belgelerine göre Oktay, daha önce arkadaşlık yaptığı Nergis Kesici’nin ailesinin yaşadığı binanın önüne otomobiliyle gelmişti. Aracın kara saplanması üzerine Nergis Kesici’nin kardeşi Halil Kesici’nin yardıma çıktığı, silah sesinin bu sırada duyulduğu ileri sürüldü. Hastaneye kaldırılan Oktay kurtarılamadı.
Olayın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan ilk soruşturma iki ay içinde tamamlandı. Savcılık, başka bir kişinin kastı veya katılımının bulunmadığını, ölümün Oktay’ın kendi eylemi sonucunda gerçekleştiğini belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Böylece dosya, resmî olarak “intihar” değerlendirmesiyle kapatıldı. Ancak Oktay’ın ailesi, olay yerinin yeterince incelenmediğini, tanık anlatımları ile adli bulguların uyuşmadığını ve ölümün intihar olarak kabul edilemeyeceğini savunarak karara itiraz etti.
MAHKEME TAKİPSİZLİĞİ KALDIRDI
Ailenin itirazını inceleyen Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Ocak 2011’de takipsizlik kararını kaldırdı. Mahkeme kararında Halil Kesici’nin çelişkili görülen ifadelerine, Oktay’ın vücudundaki travmatik izlere ve olay sırasında yanında bulunan kişinin elinde atış artığı tespit edilmesine dikkat çekildi.
Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Özdemir Kolusayın tarafından hazırlanan bilimsel görüşte, Oktay’ın başında, göğsünde, ellerinde ve ayaklarında travmatik belirtiler bulunduğu, kanındaki alkol seviyesinin direncini önemli ölçüde azaltabilecek düzeyde olduğu ve bu şartlar altında ölümün doğrudan intihar olarak kabul edilmesinin mümkün görünmediği belirtildi. Mahkeme, bu bulguların duruşmalı bir yargılamada değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.
Takipsizlik kararının kaldırılmasının ardından savcılık soruşturmayı yeniden başlattı. Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Düzgün tarafından hazırlanan iddianamede, olay gecesi Oktay’ın yanında bulunan Halil Kesici hakkında “kasten öldürme” ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından dava açıldı. İddianame, Mayıs 2012’de Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Behçet Oktay
ATIŞ ARTIKLARINDAKİ ÇELİŞKİDosyada tartışılan başlıklardan biri de el svapları oldu. Kriminal raporlara göre Oktay’ın sağ elinin üst bölümünde ve montunun sağ kol ağzında atış artığı tespit edilirken, avuç içinde atış artığı bulunmadı. Halil Kesici’nin ise elinin iç kısmında atış artığına rastlandı.
Kesici, bu artıkların yaralı Oktay’ı tutarken bulaşmış olabileceğini savundu. Mahkeme de atış artıklarının tek başına cinayeti kanıtlamadığı değerlendirmesinde bulundu. Oktay’ın vücudunda tespit edilen kırık ve morlukların ise sağlık görevlilerinin yaptığı kalp masajı ve yeniden canlandırma müdahalesi sırasında oluşmasının kuvvetle muhtemel olduğu kabul edildi.
Aile ise profesyonel olarak sol elini kullanan Oktay’ın sağ tarafından vurulmasını, atış artıklarının dağılımını ve olay yerindeki silahın konumunu intihar tezini zayıflatan unsurlar arasında gösterdi. Solaklık ve atış yönü, dosyanın başından bu yana cevap aranan temel çelişkilerden biri oldu.
TEK SANIK BERAAT ETTİ
Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Mayıs 2013’te Halil Kesici’nin üzerine atılı suçları işlediğinin kesin delillerle kanıtlanamadığına hükmederek beraat kararı verdi. Mahkeme gerekçesinde, Oktay’ın başka biri tarafından öldürüldüğünü ortaya koyan “kesin ve inandırıcı delil” bulunmadığını, mevcut bulgularla ölümün intihar sonucu gerçekleştiği kanaatine ulaşıldığını belirtti.
Oktay’ın ölümüne karıştığını öne sürerek cezaevinden savcılığa mektup gönderen Nurhan Önder hakkında ise iddiaları doğrulayacak bir delile ulaşılamadı. Önder, “suç üstlenmek ve adli makamları yanıltmak” suçlarından altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Aile ve avukatları beraat kararını temyiz etti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 2014’te hazırladığı görüşte, ailenin eksik inceleme yapıldığı yönündeki itirazlarının reddedilmesini ve beraat kararının onanmasını istedi. Aynı dönemde aile, özel bir kriminal inceleme yaptırarak hazırlanan kapsamlı raporu Yargıtay dosyasına sundu.
SAHTE İSİMLE DİNLEME
Behçet Oktay dosyasındaki FETÖ şüphesini güçlendiren en somut gelişme, ölümünden yıllar sonra ortaya çıkan yasa dışı dinleme kayıtları oldu. İncelemelerde Oktay’ın telefonunun, ölümünden yalnızca altı gün önce, 19 Şubat 2009’da “Abdurrahman Doğru” adlı bir Hizbullah şüphelisine aitmiş gibi gösterilerek dinlemeye alındığı belirlendi.
Dinleme izni Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinden alınırken, işlemin dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in görev yaptığı dönemde gerçekleştirildiği ortaya çıktı. Ülkenin Özel Harekât Daire Başkanı’nın gerçek kimliği gizlenerek başka bir terör örgütünün üyesi gibi gösterilmesi, aileye göre Oktay’ın ölümünden önce sistemli biçimde takip edildiğinin en güçlü kanıtını oluşturuyor.
DİNK SUİKASTİ DAVASINA DA O SAVCI BAKIYORDU
Ramazan Akyürek, ilerleyen yıllarda Hrant Dink cinayeti davasında “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı ve bu hüküm 2023’te Yargıtay tarafından onandı. Ancak Akyürek hakkındaki bu hüküm, Behçet Oktay’ın ölümüyle doğrudan ilgili değil. Buna karşın ailenin, dinleme talimatlarının ve kayıtların Oktay dosyası yönünden yeniden araştırılması talebini güçlendiren önemli bir gelişme olarak görülüyor.
Oktay’ın kız kardeşi Şule Oktay, 2016’da yaptığı açıklamada ağabeyinin ölümünden önce “Çok üzerime geliyorlar” dediğini, FETÖ’nün emniyet içindeki yapılanmasına ilişkin önemli bilgilere ulaştığını ve bu nedenle hedef hâline geldiğini savundu. Aile, Özel Harekât teşkilatının örgütün denetimine girmesinin önündeki en büyük engellerden birinin Behçet Oktay olduğunu ileri sürüyor.

ÖLÜMDEN SONRA KULLANILAN TELEFONLAR
Dosyada cevaplandırılamayan bir diğer başlık, Oktay’ın biri şahsi, diğeri resmî iki cep telefonu. Ailenin ulaştığı kayıtlar ve son dönemde basına yansıyan incelemelere göre telefonlar ilk olay yeri listelerinde yer almadı ve daha sonra kimin teslim ettiği açıkça yazılmayan bir belgeyle dosyaya girdi.
Telefonların Oktay’ın ölümünden sonraki saatlerde Ankara’nın farklı noktalarında sinyal verdiği, cihazlardan görüşmeler yapıldığı ve mesaj gönderildiği ileri sürüldü. Bu iddiaların doğrulanması hâlinde, telefonları olay yerinden alan kişilerin ve cihazlardaki verilerin neden korunmadığının belirlenmesi soruşturmanın en kritik ayaklarından birini oluşturacak.
MAKAM KASASINI KİM AÇTI?
Ailenin araştırılmasını istediği konulardan biri de Oktay’ın Gölbaşı’ndaki makam odasında bulunan kasa. Basına yansıyan aile anlatımlarına göre kasa, Oktay’ın cenazesi henüz defnedilmeden savcı hazır bulunmaksızın ve resmî bir tutanak düzenlenmeden açıldı.
Kasadan hangi belgelerin alındığı, işlemi kimlerin yaptığı ve Oktay’ın cebinden çıkarıldığı öne sürülen anahtarın kim tarafından kullanıldığı kesin biçimde açıklığa kavuşmadı. Aile, devletin hassas operasyonlarına ilişkin bilgilerin bulunabileceği kasanın açılmasının yalnızca idari bir işlem olarak değerlendirilemeyeceğini, olası delil kaybı yönünden incelenmesi gerektiğini savunuyor.
KRİMİNAL RAPOR YENİ SORULAR ORTAYA ÇIKARDI
Ulusal Kriminal Büro tarafından Oktay’ın silahı, kıyafetleri ve olay anındaki kişisel eşyaları üzerinde yedi uzmanın katılımıyla yeni bir inceleme yapıldı. İlk olarak 105 sayfa olarak duyurulan ve daha sonra ek çalışmalarla genişletilen rapor, temyiz aşamasındaki dosyaya sunuldu.
Raporda, Oktay’ın tabancasının arka nişangâhında 3,61 milimetrelik sağa kayma ve darbe izi bulunduğu, merminin olay yerindeki konumunun resmî senaryoyla uyuşmadığı, ölümden önceki yaklaşık iki saatlik güzergâhın MOBESE ve tanık kayıtlarıyla ortaya çıkarılamadığı ileri sürüldü. Uzmanlar ayrıca Oktay’ın bileğindeki izlerin ve vücudundaki bazı travmaların ölümden önce darbedilmiş veya hareketleri kısıtlanmış olabileceği ihtimalini gündeme getirdi.
Raporda yer alan bir başka iddiaya göre olaydan sonra yapılan otopsi işlemi resmî kayıtlarda yaklaşık 12 dakika sürdü. Savcının olay yerine bizzat gitmediği, kapsamlı bir olay yeri keşfi yapılmadığı ve ateşli silahla meydana gelen şüpheli bir ölümde araştırılması gereken birçok konunun ilk aşamada ele alınmadığı savunuldu. Bu tespitler yargı makamlarınca ölümü cinayet olarak kabul ettiren kesin deliller hâline gelmedi ancak ailenin yeniden inceleme talebinin temelini oluşturdu.
AYM’YE BAŞVURU
Oktay ailesi, sahte isimle dinleme kayıtlarının ortaya çıkmasının ardından Eylül 2015’te Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda yaşam hakkının, özel hayatın gizliliğinin ve etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiği ileri sürüldü. Aile, kriminal raporları da AYM’ye sundu.
Aynı dönemde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2000-2013 yılları arasındaki bazı faili meçhul veya şüpheli ölümlerde FETÖ bağlantısını araştırdığı çalışmaya Behçet Oktay dosyasının da dâhil edildiği kamuoyuna yansıdı. Aile ayrıca 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ’nün emniyet ve yargı yapılanması yönünden suç duyurusunda bulundu. Ancak bu başvurular sonucunda Oktay’ın ölümü ile FETÖ arasında bağ kuran, kamuoyuna açıklanmış kesinleşmiş bir yargı kararı çıkmadı.
İDDİA İLE KESİNLEŞMİŞ BULGU AYRILACAK
Behçet Oktay dosyasında FETÖ’ye ilişkin en açık ve belgelendirilebilir bulgu, Oktay’ın ölümünden altı gün önce sahte kimlikle ve Hizbullah üyesi gösterilerek dinlenmiş olması. Telefonların ölümden sonra kullanılması, makam kasasının tutanaksız açılması, kritik zaman dilimlerinin araştırılmaması ve soruşturma sürecinde görev alan bazı kişilerin daha sonra FETÖ soruşturmalarına konu olması ise örgütsel bağlantı şüphesini büyüten başlıklar arasında yer alıyor.
Bununla birlikte mevcut yargı kararları, Behçet Oktay’ın FETÖ tarafından öldürüldüğünü kesinleşmiş bir olgu olarak ortaya koymuyor. Ailenin talebi de tam olarak bu noktada yoğunlaşıyor. İddiaların yalnızca kamuoyu tartışması olarak kalmaması, dinleme evraklarındaki imzaların, telefonların HTS ve veri hareketlerinin, kasa açma işleminin, olay gecesi görev yapan personelin ve kriminal raporlardaki çelişkilerin yeni soruşturma yöntemleriyle tek tek incelenmesi.
BAKANLIK KONUYU MERCEK ALTINA ALACAK
Adalet Bakanı Akın Gürlek ile yapılan görüşme, 17 yıldır sonuç alamayan ailenin adalet arayışında yeni bir eşik olarak değerlendiriliyor. Görüşmenin ardından gözler, telefonlar, HTS ve veri hareketleri, kasa açma işlemi ve kriminal raporlardaki çelişkilerin giderileceği yeni

Gündem
İsrail'e Türkiye sürprizi: ABD'nin yeni planı Tel Aviv'i derinden sarstı

Gündem
Türk tarihinin gizemli mirası Iğdır'da zamana meydan okuyor

Dünya
Aşırı sıcaklara karşı flaş karar: O saatlerde çalışmak 10 gün yasaklandı
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.