Rusya'nın ihlali koalisyona bir mesaj
04:00, 01/02/2016, PazartesiG: Güncelleme: 04:09, 01/02/2016, Pazartesi
Yeni Şafak

Başbakan Davutoğlu, Türkiye’nin hava sahasını ihlal eden Rus uçağının Suriye’de uçtuğu bölgeye de dikkat çekti. İhlalin olduğu yerin Mare-Cerablus hattına yakın olduğunu belirten Davutoğlu, “Özgür Suriye Ordusu’nun DEAŞ’a karşı başarı kazandığı yer. Koalisyon güçleri ÖSO’ya destek için operasyon yapıyor. Rusya’nın bulunmasına gerek yok. Aksine risk oluşturuyor. Suriye’nin hava sahasında etkiliyim demeye çalışıyor. O bölgede bulunmaları bir mesajdır” dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Rusya'nın Türkiye'nin hava sahasını ihlal ederken aynı zamanda NATO'nun hava sahasını ihlal ettiğine dikkati çekerek, “Burada önemli olan NATO'nun öne çıkması ki çıktı. Eş zamanlı açıklama koydu. İlk haber geldiğinde bu NATO sahası ihlalidir öyle muamele görecek. Bunu NATO genel sekreterine izah edin diye talimat verdik. Sayın Cumhurbaşkanımızla gece yarısı yaptığımız değerlendirme de bu yöndeydi" dedi.
Suudi Arabistan'da bazı gazetelerin Ankara Temsilcilerinin gündeme ilişkin sorularını cevaplandıran Başbakan Davutoğlu, PKK'ya yönelik operasyonlardan, Cenevre zirvesine kadar çeşitli konularda önemli açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, Kabe'de “En doğru zamanlarda en doğru kararları alabilme 'basireti ver yarabbi...' diye dua ettim. Bazen doğru kararlar yanlış zamanlarda yanlış sonuçlar doğurabiliyor" dedi.
İşte Davutoğlu'nun gündeme ilişkin sorulara verdiği cevaplar:
KASIT OLSAYDI GEREĞİ YAPILIRDI
Uçak işi ne kadar ciddi?
Bu ihlalin olduğu yer bu sefer farklı. Bunu başka türlü değerlendirmeyi gerekli kılıyor. Burada önemli olan NATO'nun öne çıkması ki çıktı. Eş zamanlı açıklama koydu. İlk haber geldiğinde bu NATO sahası ihlalidir öyle muamele görecek. Bunu NATO genel sekreterine izah edin diye talimat verdik. Sayın Cumhurbaşkanımızla gece yarısı yaptığımız değerlendirme de bu yöndeydi. Bu konuda NATO'nun tavrı tatminkar. İhlalin olduğu Mare-Cerablus hattına yakın. Şu anda Özgür Suriye ordusunun DEAŞ'a karşı başarı kazandığı yer.Burada Koalisyon güçleri DEAŞ'a karşı Özgür Suriye Ordusuna destek için operasyon yapıyor. Rusya'nın bulunmasına gerek yok. Aksine bulunması risk oluşturuyor. Orada bulunarak Suriye'nin bütün hava sahasında ben etkiliyim demeye çalışıyor. Bunu koalisyon çerçevesinde de değerlendireceğiz. Suriye'nin o bölgesinde bulunmaları bir mesajdır.
ÇIKARLARI ÖRTÜŞMÜYOR
Bir kasıt mı var?
Öyle değerlendirseydik daha farklı şeyler yapardık. Uçak ihlali olduğu andan itibaren, çok yoğun diplomasi işlettik. Dışişleri Bakanları ile Mevlüt bey, yoğun temas içine girdi. İngiltere, ABD, Almanya, Fransa.. Bu bağlamda da diplomatik tempomuz hiç düşmeyecek.
Uçak olayının ardından Rusya'yı nasıl okumalıyız?
Rusya'nın açıklanmış bir askeri ve siyasi doktrini var. 90'lı yıllarda kaybettiğini düşündüğü bölgelerde tekrar nüfus kurmaya çalışıyor. Burada kimleri engel görüyorsa onlara dönük bir çaba içinde. Bizim ilişkilerimiz uçak düşene kadar iyiydi. Karşılıklı bir rasyonaliteye dayanıyordu. Suriye'deki politikaları ile Türkiye'nin çıkarlarını göz ardı ettiği için ve yürüttüğü operasyonlarla Türkiye'nin hava sahasını ihlal dışında, Türkiye'ye müzahir bütün grupları hedef aldığı için... Burada 2 vizyon çarpışıyor. Bizim ekonomik ilişkiler üzerinden bölgeyi bütünleştirme vizyonu ile mezhep ve etnik çatışmalar üzerinden bölgeyi yeniden bölme vizyonuz. Türkiye'nin projelerini akamete uğratmak için yapılan hamleler bunlar.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/01/31/10/11/resized_72fe8-76420c38unnamed.jpg
TÜRKİYE HER YERDE OLMALI
Bu ziyaretiniz İran gerginliğinden ötürü Arabistan'a bir destek mi..
Türkiye'nin o kadar geniş bir dış politika perspektifi var ki her yerde olması gerekiyor. İçeri kapanırsanız, içe kapanıklık sizi yorar ve tahrip eder. Cumhurbaşkanımız Latin Amerika'dan sonra Afrika'ya da gidecek. Buna mukabil ben Londra'nın ardından Hollanda'ya ve ardından Brüksel'e gideceğim. 15 Şubat'ta da Ukrayna var.
Diyarbakırlı bir genç “Diyarbakır'dan selam" diye seslendi… Bir de tavafta iken bir Kürt, “Bayır Bucak Türkmenlerine yardım edin" dedi. O an ne hissettiniz?
Mescid-i Nebevi'den otele gelirken bir çocuk “ben Diyarbakırlıyım" diye geldi sarıldı... Bize dua edin dedi. Şimdi o çocuğun önünde iki yol var. Ya buradaki vahdet duygusuyla hiç bir etnik ve mezhebi fark gözetmeden birlikteliği yaşayacak, ya da belli bir bağnazlıkla genç yaşlarda enerjisini yanlış yere sarf ettirecek bir ortamda devam edecek. 23 Temmuz'da operasyonların başlaması doğru bir karardı. Şimdi yakalanan malzemelere baktığımızda Sur'da 11 ton mühimmat, Cizre ve Silopi'de yakalananların niçin buraya sokuldukları amaçlarının ne olduğu aşikar. Türkiye'yi de bir ateş çemberinin içine sürüklemek... Eğer operasyonlar başlamamış ve bazı cesur kararlar alınmamış olsaydı bu yığınağın nerede kullanılacağı ve nasıl bir sonuç doğuracağı kaygı verici bir durum olurdu. Tabi belli ilçelerde yığınak yapılan yerlerin üzerine gidildi. İnşallah bu süreç tamamlandığında ki Silopi bitti, Sur ve Cizre'de de neredeyse bitti. Sona doğru yaklaştıkça terör olaylarını organize eden çekirdek kadroya yaklaşıyorsunuz. Burada bir çok yabancı keskin nişancı da tespit edildi. Bunların hedefi de Türkiye'yi karıştırmak.
Türkiye, Müslim'in önüne üç şart koydu
Cenevre görüşmelerinden ne bekliyoruz?
PYD konusunda Türkiye'nin tutumu ilkeseldi. Biz onlara 2013'te çözüm süreci ile birlikte bir şans verdik. Tercih yapacaklardı, ya Türkiye ile birlikte yürüyeceklerdi ya da öbür tarafla birlikte yürüyüp Türkiye'ye tavır alacaklardı. Gezi arkasından da 17-25 Aralık'tan sonra AK Partinin iktidarı geçici diye düşündüler, karşı tarafta paralel yapı da dahil kim varsa, dışarda da Suriye, Rusya ve İran vardı, onlarla ittifak yapmaya karar verdiler. Salih Müslim'le 2013'te müsteşarımız görüştü. Masaya 3 şart koyduk. 1-Türkiye'yi rahatsız bir iş yapmayacaksınız. 2-Suriye rejimi ile işbirliği yapmayacaksınız. 3-Suriye muhalefeti içinde yer alacaksınız. Eğer bunları yapmış olsalardı bunların masada olmaları için en büyük ağırlığı biz koyardık. Cenevre'de masaya gelebilirler mi.. evet gelebilirler.. Rejimin içinde. Buradaki tehlikeli oyun şuydu. Rusya öyle bir hesap yaptı ki, bir tarafta rejim saf olarak oturacak. YD'li biri bakanlar kuruluna oturduğuna kimi dinleyecek rejimi, İran'ı ve Rusya'yı dinleyecek. Biz buna izin verir miyiz.
MERHAMETİMİZE HERKES ŞAHİT
Mahsun Kırmızıgül Türkiye'de kullanılan çok tartışılan bir ifade kullandı. Bunlara karşı ne söylemek istersiniz?
Beni de hedef alan bazı ithamlarda bulunmuş. Bizim merhametimize dünya alem şahittir. Zulmümüze kimse şahit değil, ama merhametimize herkes şahit. Filistinli çocuklar da şahit, Arakan'lı yetimler de şahit. Açlıktan ölen Somalili bebekler de şahit. Yasin Börü'nün annesi babası da şahit. Doğu'da Güneydoğu'daki, teröre karşı mücadele eden gençler de şahit. Diyarbakırlı da şahit. Bizim merhametimize dünya alem şahit. Bunun için ayrı bir şahide ihtiyacımız yok. Ama zulmümüzü hiç bir kimse hiç bir yerde görmedi bizim.
Yeni güvenlik planı Mardin'de açıklanacak
Mahallekollar mı kurulacak?
Yeni güvenlik planlamasına gidiyoruz. Mardin'de açıklayacağım. Ama bu güvenlik önlemlerinin arttırılacağı anlamına gelmiyor. Sadece şartlara uygun tedbirler geliştiriyoruz. Burada klasik güvenlik yöntemleri ile başarılı olmanız çok zor. Ayrıca kapsamlı bir sosyal destek başlayacak. Son zamanlarda tartışılan ambulans meselesini genelkurmay başkanı ve sağlık bakanımızla konuştuk. Her türlü kolaylık gösterildi. Ambulanslar bizim güvenlik alanımızdan çıkıp teröristlerin yoğunlaştığı yere gittiğinde ki bu yaralıların kimlikleri de meçhul, bir iddia var ortada ama kaç kişidir kimlikleri nedir.. Bunları tespit etmek için oraya gitmek gerekiyor. Öyle bir algı oluşturuldu ki sanki gidilebildiği halde gidilmiyor.. Önce sağlık bakanlığı arkasında belediye ambulansları gönderildi..
DOKTORLARIMIZ KAHRAMAN
Ama bir yeri geçtikten sonra keskin nişancıların saldırısı başlıyor. Cizre'deki doktorların hepsi kahramandır. Cizre Devlet Hastanesi'ne 20 roket atılmış. O şartlarda hizmet ediyorlar.
Yeni operasyonlardan bahsediliyor…
Gerekirse operasyon yapacağız. Dikkati başka bir yere çekmek için bir başka eylem yapabiliyorlar. Şunu unutmayın Türkiye'nin Irak ve Suriye'de güvenlik anlamında sınırı yok şu anda. Her an yeni bir risk oluşabilir. Eskiden şöyle olurdu, terörle mücadele edilir diğer boyutlar unutulurdu.. Ya da diğer boyutlar olur terörle mücadele aksardı. Şimdi ikisini birlikte yapacak bir strateji gerçekleştiriyoruz. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi kapsamında muhatabın halk olduğu sadece bir kesimin olmadığı, büyük bir hareketlenmesi gerçekleştirmeyi planlıyoruz.. Bunun için de Cuma günü gideceğim orada kalacağım.. Cumartesi gerekirse bir gün daha kalacağım kritik yerlerde.. Silahlar bütünüyle bu ülkeden gidene kadar terörle mücadeleye ara vermek yok.
Barbarlara karşı ılımlı muhalefete desteğimiz sürecek
Başbakan Davutoğlu, Kraliyet Sarayı'nda düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: "Suriye'de hem katliam yapan rejim hem de barbarca cinayetler işleyen DEAŞ aynı ölçüde suçludur. Biz Türkiye olarak, Suudi Arabistan ile birlikte Suriye ılımlı muhalefetine vereceğimiz desteği sürdüreceğiz. Artık dünyada hiçbir ülke izole değil, herhangi bir yerde hava sahası ihlali olmuşsa saklamak da, olmamış bir hava sahası ihlalini var diye göstermek de mümkün değil. Dolayısıyla Rusya'nın şu veya bu gerekçeyle işlediği bazı ihlalleri örtmesi mümkün değil. Dün, bu çerçevede kısa süreli, çok kısa süreli bir ihlal söz konusu olmuştur. Bu ihlal hem bizim hem NATO radarlarınca tespit edilmiş bir husustur. Türkiye hiçbir şekilde Rusya ile olan gerilimi artırmak düşüncesinde değildir. Ama Türkiye hava sahasını koruma konusunda da gerekli hassasiyeti her zaman gösterir. Rusya'yı bir kez daha uyarıyoruz, gerek Suriye'deki muhalif unsurlara, ılımlı muhalefete verdikleri zarar, gerekse Türk hava sahasına yönelik sürdürdükleri tehditkar tutum Rusya'nın menfaatine değildir. Başbakan Davutoğlu: "Türkiye, her zaman Suriye halkının yanındadır. Türkiye her zaman ılımlı muhalefetin yanında, DEAŞ'ın, rejimin ve Suriye'yi işgale yönelen yabancı güçlerin, yabancı devlet unsurlarının karşısındadır, böyle olmaya da devam edecektir."
Kral Selman'la baş başa
Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdulaziz, Başbakan Ahmet Davutoğlu onuruna öğle yemeği verdi. Başbakan Davutoğlu, Suudi Arabistan'a gerçekleştirdiği resmi ziyaretin üçüncü ve son durağı Riyad'da temaslarını sürdürüyor. Davutoğlu, temasları kapsamında Suudi Arabistan Kralı Selman tarafından kabul edildi. Riyad Kraliyet Sarayı'nda gerçekleşen kabulde Kral Selman, Davutoğlu onuruna öğle yemeği verdi.
YATIRIMCILARA FIRSATLARI ANLATTI
Davutoğlu, Selman'a yemeğinden önce Arabistanlı yatırımcılarla bir araya geldi. Davutoğlu, Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansının organizasyonu kapsamında Suudi Arabistan'ın önde gelen 20 şirketinin sahibiyle görüştü. Görüşmede Başbakan Yardımcısı Elvan, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Elitaş, İçişleri Bakanı Ala, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı
Yıldırım ile Milli Savunma Bakanı Yılmaz da bulundu.
SAVUNMA BAKANI İLE DE GÖRÜŞTÜ
Başbakan Davutoğlu, Riyad'daki temasları kapsamında Suudi Arabistan Savunma Bakanı Muhammed Bin Selman'ı kabul etti. Görüşmede, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan da bulundu.
Org. Akar da heyette
Genelkurmay Başkanı seyahatinizde yer alıyor. Benim bildiğim bu bir ilk. Katılmasının sebebi nedir?
Bu doğal kabul edilmesi gereken bir husus. Herhangi bir özel şey hamletmeye gerek duymuyoruz. Böyle şeylere Genelkurmay Başkanımız katılmıyor. Cumhurbaşkanımızın son ziyaretinde, Suudi Arabistan ile yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyi mekanizması kurulmasına karar verildi. Yoğun bir savunma sanayi işbirliği var.. O nedenle Genelkurmay Başkanımızın olmasını istedim.
İslam ordusu ile mi ilgili?
Hayır onunla ilgisi yok.. Daha önce bu kararı aldık. Kasım ayı falandı.. Bundan sonra da Genelkurmay Başkanımız bu tür toplantılara katılacak. Bunu olağanüstü bir gelişme olarak görmemek lazım. Hatırlıyorum 2007'de Genelkurmay 2. Başkanı sayın Cumhurbaşkanımızın Washington ziyaretine katıldıklarında da anormal bir şey gibi anlaşılmıştı. Sonra normalleşti. Mesela Şah-Fırat operasyonu olduğunda Genelkurmay Başkanımızla birlikte basın toplantısı yaptığımızda hatırlayacaksınız, bu da farklı gelmişti. Ama olması gereken. Asker ayrı konuşur sivil ayrı konuşur. Asker ayrı toplantıya gider, sivil ayrı toplantıya gider gibi bir kanaati yıkmalı. Bunların hepsini normalleşme olarak değerlendiriyorum. Bundan sonra başka gezilerimize de katılabilirler.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.