mustafa miyasoğlu, edebiyat dünyamızı ızdırap ve mateme boğarak çekildi gitti.. öyle canlı, hareketli, söz dolu, cümle dolu, fikir dolu bir edib olarak 40 sene edebiyat alemini dalgalandırmış, bitmez tükenmez bir enerji kaynağı olmuştur..
gerçek imanın tâviz vermez bir temsilcisi idi.. bâbıâlî, cağaloğlu, beyazıt cadde ve sokaklarında, üniversitede, marmara kıraathanesi''nde, lâleli''de, koska''da kime rastlasa yakasından yakalar, günün negatif adamlarını, negatif gelişmelerini, aynı zamanda muteber şahıslarını, olumlu tezahürlerini tane tane anlatırdı.. ya seni tevkif eder, yolda durdurur, öyle anlatır; yahut kolunuzdan tutar yürüyerek, yürüterek meramını öyle dinletirdi…
bir kere allah''ın şanslı kullarından olduğuna hiç şüphe yoktur.. kayserili olmak, kayseride doğmak birinci şansı idi.. benim yıllar yılı dostlarıma ve etrafıma söylediğim bir söz vardır: daima beyan etmişimdir ki, ankara''nın veya istanbul''un yahut hükümetin veya meclisin, üzerinde anlaşamadığı bir konu bir problem ortaya çıkmışsa eğer, bu problemi kayseri halkına havale edeceksiniz, ister plebisit, ister referandum, isterse anket usulü deyiniz, o üsülle kayseri ahâlîsinin fikrini alacaksınız, o ne derse, neye karar verirse, onu tatbik edeceksiniz.. kayserili akıllıdır.. ne aldanır, ne aldatır..
bazı arkadaşlarım artık eski kayserili kalmadı, falan gibi şeyler söylüyorlar.. hayır öyle değil.. bir şehrin asıl dokusu değişmez.. nesilden nesile devam eder…
miyasoğlu''nun başka bir şansı, ekrem ocaklı gibi, demokrat parti iktidarının temel direklerinden birisi olan bir zata damat olmasıdır.. o ailenin gelenekleri ve hayat ölçüleri miyasoğlu ailesinin de aynı pota içinde neşvünemâ bulmasına hizmet etmiştir..
mustafa''nın başka bir talihini hemen ilave edeyim: yüce allah ona mehmet, emre ve eren adında üç tane yetişmiş erkek evlat ihsan etmiştir.. akıllı, iradeli, çalışkan ve iyi yetişmiş üç evlat.. bir de kız evladı olsaydı da özenmekten ve o sevgiden mahrum kalmasalardı daha güzel olmaz mıydı, diyebilirsiniz.. mevlâ kime herşeyi tam ve tamam vermiştir ki!.. dünya imtihanının miktarını, mahiyetini ve cilvelerini ancak o biliyor.. o takdir ediyor..
***
kılodfarer caddesinde ilim ve san''at yayınları bürosu müdürü iken 1960 lı yılların sonuna doğru büromuza gelip gitmeye başlamıştır.. hararetli, inanç dolu, münakaşacı, müzakereci bir genç olarak dikkatleri hep üzerinde toplamıştır.. pakistan''dan döndükten sonra ''yazarlar birliği'' salonlarında edebiyatın fikir ve ilim meselelerinin, akademisyen ve entelektüel zümre arasında münakaşa edilmesini sağlayan ''münakaşalı konferanslar''da en çok konuşanlardan birisi miyasoğlu olmuştur.. sözü uzatırdı ama, sözlerinde tutarsız, isabetsiz, edebi hatâ ile muallel bir vasıf bulamazdınız.. o konferansları benim idare ettiğim zamanlarda herkese eşit nisbette söz hakkı versem de mustafa''ya zaman zaman hoşgörülü davrandığımız olmuştur.. uzun konuşurdu.. ama cümleleri muntazam fikirleri mantıklı ve daima canlı olurdu.. buna rağmen herkese yaptığımız gibi konuşmaları tahdit etmek mecburiyetinde kaldığımız haller çok olmuştur.. miyasoğlu''nun başka bir âdeti de edebiyatçı yazar dostlarına gerek eski evinde, gerekse küçükçekmecedeki evinde mükellef ziyafetler vermek olmuştur.. misafir ağırlamaya elverişli olan evinde tatlısıyle tuzlusuyla güzel yemekler yemişiz, hararetli münakaşa ve sohbetlere girmişizdir.. miyasoğlu; ibnülemin mahmud kemal inal, ismail hâmi danişment, sadi ırmak ve diğer fikir ve ilim dostlarının devamlı olarak yaptığı çay ve yemek ziyafetlerine nazire olacak pekçok toplantılar tertiplemiştir.. eserlerini başka bir yazıda sevgili okuyucularımızla görüşmek ümidiyle değerli arkadaşımıza yüce allah''tan rahmetler diliyoruz.. hizmetleriyle, icraat ve ibadetiyle, hasenatıyla cennetiâlâyı haketmiş bir kardeşimiz olduğuna inanıyoruz..
allah, çocuklarına ailesine, kayserililere, edebiyat alemine ve yakın arkadaşı olan sayın cumhurbaşkanımız abdullah gül''e ve bizlere sabır ve dayanma gücü versin…
Başlıklar :

