Yürümek iyidir, sağlığa faydalıdır. Hekimler böyle söyler. Söylememiş olsalar da fark etmez.
Yürürken olumsuz bir manzara ile karşılaşmaksa hiç de iyi değil.
Mesela bir kaza ile karşılaşmak.
Patlayan bir su borusu görmek vs.
Önceki gün yürürken böyle bir manzara karşıma çıktı.
Hemen ilçe belediyesine telefon ettim.
Otomatik açıklamalar başladı. Bilmem kaç sayılı kanun gereği diye başlayan açıklamanın hepsini dinlemeden kapattım.
Su durmadan boşa akıp gidiyor, yetkililere bir an önce ulaşmak ve durumu bildirmek gerekirdi çünkü.
*
Acilen ilgilenirler düşüncesiyle belediyenin mail adresine yazdım. Patlayan borudan akan suyun yerini açık şekilde bildirdim.
Az sonra cevap geldi.
“Sayın İlgili,
4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında, Belediyemiz sisteminde başvurunuzu kayda alabilmemiz için, başvuru sahibine ait T.C. Kimlik Numarası, doğum tarihi (gün/ay/yıl) ve iletişim numaranızı tarafımıza iletmeniz gerekmektedir.”
*
Yahu benimle ilgili ayrıntılı bilgiyi ne yapacaksınız?
Su akıyor.
Boşa gidiyor.
Bir damla suyun bile kıymetli olduğu zamanda acil durumla ilgilenmek daha mantıklı değil mi?
Kimlik numaram, gün ay yıl olarak doğum tarihim, iletişim numaram olmayınca kayda almayacak mısınız?
Bu nasıl bir mantıktır?
Hangi akla hizmettir?
Makul bir açıklaması var mıdır?
Ayakkabı numaram, boy ve kilomu da ister misiniz?
Sabıka kaydı ve sağlık raporu da gerekir mi?
*
Aklımdan bunları sormak geçse de sinirlendiğimi belli etmemeye çalışarak bir cevap gönderdim.
“Önemli olan boşa akıp giden suyun durdurulması.
Benim iletişim numaram, TCKN vs hiçbir işinize yaramaz.”
*
Bunun adı ipe un sermektir.
İşi yokuşa sürmektir.
Suyun kıymetini bilmemektir.
İş yapmaktan kaçınmaktır.
Bahane üretmek, kalıpların altında ezilmektir.
Durumun ciddiyetini kavrayamamaktır.
Memleketin suyu boşa akarken horozsuz aynada saçını taramaktır.
Daha birçok benzetme yapabiliriz.
Hiçbiri işe yaramaz, kimseye fayda sağlamaz.
Benzetmelerin de benzetmemelerin de hepsi boşa çıkar.
Tıpkı suyun boşa akması gibi.
Şu saat itibariyle, su hâlâ akıyor.
*
Yürümek beden sağlığına iyi gelse de karşılaşılan olumsuz manzaralar sebebiyle ruh sağlığına iyi gelmeyebilirmiş demek.
Yine de yürümekten ve vatandaşlık görevini yerine getirmekten vazgeçmeyiz. Kötü ihtimal için eve kapanacak değiliz.
*
“İstanbul’un barajlarındaki doluluk oranı azaldı, her gün biraz daha azalıyor” diye cümle kuranlar, ne dersiniz, bu hadisenin akla yatkın bir açıklaması var mıdır?
*
Şimdi bir yetkili bulup “Hizmet anlayışınız bu mudur, durum muhakemesi yapmaktan ve harekete geçmekten aciz misiniz?” diye sormak gerekir.
Bulursak sorarız.
Bu konu şahsî bir mesele değil ki.
Vatan deyince, gerisi teferruattı; akan sular dururdu hani?
Ne oldu?
Akan sular durmadı.
Su akmaya devam ediyor.
*
Acilen ekip gönderilip borunun yenilenmesini beklerken aldığımız cevabın tercümesi şudur fikrimce:
“Yahu git işine! Seninle mi uğraşacağız? Zaten başkanımız içeride. Her an bizi de alabilirler endişesi içindeyiz. Akan suymuş, duran suymuş ilgilenecek durumda değiliz. Aksın akabildiği kadar. Benden sonra tufan!”

