Kaşif Kozinoğlu’nun tutuklu olduğu koğuşta ölmesinden iki gün önce
Kurtlar Vadisi dizisinde infaz edilmesi
yeniden herkesin gündeminde. Dizi seneler önce sona erdi ancak geriye doğru izlenince, sosyal medyada “bunu da bilmişler”
paylaşımları yapılıyordu. Amerika’daki Simpsonlar diziyle yarıştırılır oldu neredeyse ve senaristlerine öngörüleri için takdirler diziliyordu. Hatta dizinin yeniden çekilmesi için kamuoyu bile oluşturuldu.Ancak Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle dizi arasındaki bağlantı
“öngörü kabiliyeti” algısını kırdı.
Bir dizinin senaristleri, hayatta olan bir ismi hedef gösterip sonunu işaret etmişlerdi çünkü. Önceki gün Siyaseten programında da dile getirdim. “Senarist oturup yazmış” falan... Ben buna inanmıyorum.
Kozinoğlu’nu FETÖ’nün hedef göstererek tutuklatması, eş zamanlı olarak Kurtlar Vadisi senaryosuna dahil edilmesi ve önce dizide infaz edilmesi elbette araştırılmalı.
Savcılar soruşturuyor. Vadi’nin senaristleri ifade verdi. İddiaları inkar etseler de
ortada çok somut yansımalar var.
Geçmişe bir bakalım. Kaşif Kozinoğlu, 15 yıl Bordo Bereli olarak görev yapmış, sonra MİT’e geçmiş, Orta Asya’dan sorumlu Baş Müşavir olmuş bir isim. Mart 2011’de Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanıyor. İlk duruşmasına 10 gün kala,
12 Kasım 2011’de Silivri’de “kalp krizinden” ölüyor.
Adalet Bakanlığı Faili Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, 15 yıl sonra dosyayı yeniden açtı. Hapishanede acil düğmesine basıldıktan sonra müdahalenin geciktirilmesi şüphesi üzerinde duruluyor.
FETÖ’cü Enver Altaylı’nın bilgisayarından çıkan mektuplara göre Kozinoğlu, örgütün Orta Asya’daki okullarının kapatılmasında rol oynamış, teröristbaşı Gülen de kendisini hedef tahtasına bu yüzden oturmuş.Diziye gelecek olursak...
10 Kasım 2011’de, Kozinoğlu ölmeden iki
gün önce, Kurtlar Vadisi Pusu’nun 136. bölümünde “Kazım Kaşifoğlu
” adlı karaktere ölüm emri veriliyor. 8 Aralık’ta yayınlanan 139. bölümde karakter “kalp krizi” geçiriyor. Sahnede bir görevli, kolundan hava enjekte ediyor.
Şimdi biz bu örgüye nasıl tesadüf diyebiliriz?
Zaten savcılık da aynı soruyu soruyor.
Ama asıl mesele şu:
Bu operasyonun FETÖ’nün STV kanalındaki dizilerine de sıçraması gerekiyor.
İşte o zaman farklı bağlantılar ortaya çıkabilir.Bakın yine soruşturmalara giren ve STV dizilerinde gerçek olaylarla çok fazla ilintili sahneler var.
BİR
: Kollama. 18 Mart 2011’de yayınlanan 120. bölümde MHP’ye yönelik bir “kaset operasyonu
” işleniyor. Gerçek kaset skandalı bundan yaklaşık bir ay sonra patlıyor. 121. bölümde ise Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’ün yetkilerinin elinden alınması sahneleniyor. Bu ayrıntılar TBMM’nin 15 Temmuz Araştırma Komisyonu taslak raporuna
da girmiş.İKİ
: Şefkat Tepe. Peygamber Efendimiz’in “ışık huzmesi” olarak temsil edilip bir kamyon kasasına bindirilmesi sahnesi ile çok tartışılmıştı. Aynı dizinin 93. bölümünde ise devletin Suriye politikasına dair “gizli” bir toplantının dinlenmesi
kurgulandı. İlginçtir dizinin o uhrevi formatı, 17 Aralık emniyet ve yargı kumpasından sadece dört gün sonra
değiştirilmişti.ÜÇ
: Tek Türkiye. Organize suç iddianamelerinde doğrudan referans gösterilen bir yapımdı. Yani bu dizide işlenen konular, neredeyse aynı ifadelerle FETÖ’nün kumpas soruşturmalarına girdi.
DÖRT
: Nizama Adanmış Ruhlar. 30 Aralık 2014’te yayınlanan 89. bölümde bir büyükelçiye suikast sahneleniyor. Aralık 2016’da Rus Büyükelçi Karlov, Ankara’da FETÖ’cü Haşhaşi bir polis tarafından gerçekten öldürüldü. Sahne, gerçek suikasttan yaklaşık iki yıl önce ekrana gelmiş. Bu benzerlik de bir iddia değil. Karlov suikastı iddianamesine girdi.
Bunlar, TBMM raporunun ve iddianamelerin detaylandırdığı dört örnek. Ama raporun kendi listesi daha kalabalık: Sır Kapısı, Büyük Buluşma, Beşinci Boyut dizileri de aynı dönemin “çok izlenen” STV yapımları arasında sayılıyor. Kitleler üzerindeki etkisi herkesin malumu.
Hangi STV dizisinin hangi bölümde, hangi isme, hangi tarihte gönderme yapıldığı ortaya çıkarılırsa “sektördeki tarlaların” kimler tarafından sürüldüğü de ortaya çıkarılır.
Hedef göstermiş olmamak için isim vermeyeceğim ama bahsi geçen dizilerde oynayan bazı oyuncuların setten sete, rolden role bürünmeleri de araştırılmalı. Misal, Kurtlar Vadisi’nin son dönemlerinde STV dizilerinden çok fazla isim rol almış.
Aynı havuzda yer almışlar ve sanki personel devri yapılmış.
Örgüt belli. Dönemler aynı. Yöntem ortada.
Özellikle 17-25 Aralık kumpasından önce kurgu diye sunulan sahneler, gerçek olaylardan önce ekrana getirilmiş. Sonra da gerçek olaylar yaşanmış. Hadi birine “tesadüf” denildi. Bu kadarına rastlantı demek için mukayeseden yoksun olmak gerek.
Yargı, Kurtlar Vadisi’ni mercek altına aldı ama F
ETÖ’nün senaryo ve dizi karargâhı STV’ydi
. Sır Kapısı’ndan Küçük Gelin’e, Büyük Buluşma’dan Beşinci Boyut’a, o dönem ekrana gelen her yapımın arşivi hâlâ bir yerlerde duruyor olması gerek. Eğer birileri tarafından silinmediyse.
Demem o ki bu
inceleme STV tarafına sıçrarsa, çok farklı isimler çıkar ortaya.
Kozinoğlu bir başlangıç olur. Çünkü asıl liste henüz ortaya çıkarılmadı.

