Hayatın en unutulmaz anı-1

Hilal Acar
Hilal AcarYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 02/04/2014, Çarşamba • Yeni Şafak Haber Merkezi
Hayatın en unutulmaz anı-1

Bir anne adayı için hayatının en unutulmaz anı, bebeğini kucağına aldığı andır. Bu anı; senesi, günü, ayı, hatta dakikasına kadar saatiyle ömrü boyunca hatırlar. Bu unutulmaz an, anne ve bebeği için en özel, en güzel şekilde yaşanmalı ki, bu anın hatırasına olumsuz en ufak bir gölge düşmesin.

Şimdi neden bunu söyleme gereği duyduğumu merak edeceksiniz? Ülkemizde gerek devlet hastanelerinde, gerekse özel hastanelerde gerçekleştirilen epeyce doğuma tanık olmuş, dinlemiş, gözlemlemiş biri olarak bu özel anın çok fazla kesintiye uğradığı, yanlış uygulamalara maruz bırakıldığı kanaatindeyim Gözlemleme olanağı bulduğum hastaneleri/ doğumevlerini düşünerek şunu diyebilirim sanırım. Ülkemizde anne adayı kamu hastanesinde doğum yapıyorsa durum vahim...(Her ne kadar son yıllarda kamu hastanelerinde iyileştirmeler olmakta ise de) Özel oda, rahatlık, ayrıcalıklı hizmet vs. olamaz elbet.

Peki, özel hastanelerde durum nasıldır?

En iyi doğum hastanesinde bile normal doğumda usul şudur. Anne adayının özel odası vardır. Doğum anına kadar ön hazırlık ve sancıların yaşandığı bu odaya bazı hastanelerde baba adayı ve aileden istenen kadar kişi girebiliyorken, bazı hastanelerde yalnızca bir kişi girebilir. Doğum anı başladığında anne, doğum odasına alınır. Doğumun hemen ardından bir ebe, bebeği alıp hazırlama odasına götürürken, diğer ebe veya duruma göre doktor anne ile ilgilenir. Annenin hazırlığı yapılıp odasına alınır. Bebek de, bebek bakım odasında çocuk doktoru tarafından muayene edilir. Temizlenir ve hazırlanır. Bazı hastanelerde bebek yıkanır. Duruma göre doğumdan bazen bir saat sonra, bazen biraz daha uzun bir zaman sonra bebek ile annenin ilk buluşması gerçekleşir.

Asıl önemli ve üzücü olan ise, ülkemizdeki sezaryen doğum oranının dünya sıralamasında en üstlerde olması... Bunun gerekçesi olarak annenin korkuları, sancı çekmek istememesi, bebeğin kilolu olması, doğumun çok uzun sürmesi gibi sebepler gösterilebiliyor. Hâlbuki sezaryen uygulaması yalnızca anne ve bebeğin hayati risk taşıdıkları durumlarda olması gerekiyor, çünkü doğumun normal olmaması, bu sürecin en doğal haliyle yaşanmaması, anneye de bebeğe de zarar veriyor.

Peki, kadınları sezaryene yönlendiren sebep ne? Elbette ki toplumsal bildirimler, anlatılan korku dolu doğum hikâyeleri vb. Doğum çok ağrılı, çok korkunç ve zormuş gibi algılar geçen yıllarla birlikte güçlendirilmiş. Bunu pek çok doktor ve özel hastaneler de pekiştirircesine; bebek için doğum kanalından geçmenin sancılı, zor bir süreç ve büyük travma olduğunu, anne için ise dayanması çok zor ağrılarla dolu olduğunu anlatıp duruyorlar. Bir gün, annenin utangaç olması sebebiyle asla normal doğum yapamayacağını beynine empoze eden doktor ve bunu kabullenmiş hastasını tanıma fırsatı buldum. O kadar ki kadıncağız, hamileliğine dair her şeyi normal seyrettiği ve doğuma da sancıları başlar vaziyette gittiği halde sezaryene alındı, çünkü zihnen kendisinin doğum yapamayacağına çok inandırılmıştı.

Şimdi, bazı doktorlar neden sezaryene teşvik ediyor, sorusu gelecek aklınıza... Günü, saati belli bir operasyon normal doğuma göre kolay ve uygulanabilir, hem de kısa sürede daha çok operasyon ile yüksek gelir söz konusu. Oysa doğum normal seyrine bırakılırsa, bilhassa ilk doğumlarda üç güne kadar uzayabilen, sabır ve beklemeyi gerektiren bir süreç...

Bilinçli ve işinin ehli doğum uzmanları anne adaylarına, normal doğumun anne ve bebek için ne kadar faydalı olduğunu, sezaryen doğumun ise tıbben nelere sebep olabileceğini açıklıyorlar. Onların açıklamalarından sadece durumun ciddiyetini anlatmaya yetecek birkaç örnek alarak detayını uzmanına bırakalım. Bebek anne karnında su içinde bulunur, ciğerleri de bu suyla doludur. Normal doğumla bu suyun tamamını doğum anında atarken sezaryen doğumla ancak üç günde atabilir ve bu sürede kalp atışları da hızlı olur. Doğum anında anneye verilen narkoz bebeği de etkiler.

Annenin bedeninin doğum sancıları ile birlikte salgıladığı prolaktin hormonu sezaryende salgılanamaz. Prolaktin, anne ile bebeğin arasındaki bağı güçlendiren bir hormondur. Normal doğumda sancı süresince bu hormon salgılanır ve anne, bebeğine karşı aşırı duyarlı hale gelir. Sezaryen doğumda bu yaşanmamaktadır. Annenin yarasının kapanmasının uzun sürmesi, sütünün gelmesinin daha zor olması, kilo vermekte zorluk yaşaması gibi sonuçları da var elbet...

Bir doğuma dışarıdan müdahale varsa, o doğum normal doğum olsa da doğal doğum olmaktan çıkar. Her ne kadar çoğu doktor bu müdahalelerin zararsız olduğunu ifade etseler de gerek anne, gerekse bebek için kısa ya da uzun vadede yan etkilerinin bulunduğunu uzmanları açıklamaktalar. Ayrıca; anne ve bebeğin doğal doğum sürecini yaşamalarının ikisinin de sonraki hayatını ve ilişkilerini pozitif etkilediği artık araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Kadınlar çocuk doğurma vasfına sahip olarak yaratılmıştır. Cenab-ı Hak Fatır Suresi 35. ayeti kerimede: " Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir damla sudan yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. O''nun bilgisi olmadan ne bir dişi hamile olur, ne doğurur." buyurmaktadır. Buradan şunu anlıyoruz. Kadınlar Allah''ın emri ve yardımıyla doğum yapabilecek özelliklere sahipler. Bunu yapamayacağını düşünmek ve düşündürmek bir kadına yapılabilecek en büyük haksızlık... İşte bu sebeple öncelikle doktorlarımızın sezaryen ısrarından vazgeçmeleri ve sonra annelerimizi de bu anlamda bilinçlendirmeleri gerekiyor.

Ülkemizde Sağlık Bakanlığımızca, sezaryen oranını düşürmek; anneleri, hem anne hem de bebek sağlığı için normal doğuma teşvik etmek amacıyla ciddi çalışmalar başlatılmış durumda. Bu çalışmalara ağırlık verilmesi gerektiğine inanıyorum. Anneler için hayatlarının en unutulmaz anı olan doğum ve bebek ile ilk buluşma anına; başta sezaryen ve benzeri uygulamaların gölge düşürmesine izin verilmemeli...

Peki, anne ve bebek sağlığı konusunda gelişmiş ülkelerde doğumlar ne şekilde oluyor? Bir sonraki yazımızda bu konuyu değerlendireceğiz.

Sevgili anneler ve anne adayları! Ülkemizdeki hamilelik süreçleri ve doğum sizce nasıl? Ne gibi eksiklikler var? Anne ve bebek sağlığı için neler yapılmalı? Fikirlerinizi bizlerle paylaşırsanız memnun oluruz...
Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026