Kürt sorununun çözümünden yana yeniden umutlandığımız günler yaşıyoruz. Başbakan Erdoğan"ın, "İmralı ile görüşülebilir, yeni Oslo olabilir" şeklindeki açıklamalarının ardından süreci dikkatle izlemeye çalışıyorum.
14 Temmuz 2011 tarihli Silvan saldırısından bu yana sesi çıkmayan Öcalan da kardeşi aracılığıyla, böyle bir role soyunabileceği mesajını verdi.
Mehmet Öcalan, "Kardeşim Öcalan, "Devletin muhatabı Kandil ve diğerleri değil, benim" dedi" bilgisini vermişti. Böylece, Öcalan da devletin uzattığı, "muhataplık" mesajını güçlendirici bir açıklama yapmıştı.
Ancak bu açıklamanın ardından kafamdaki birkaç soruya cevap aradım. Bunlardan biri de, "Kandil" Öcalan"ın çıkışını nasıl okuyacak ve nasıl tepki gösterecek sorusu oldu.
Sonuçta unutmayalım ki, silahı elinde tutan Kandil...
İmralı ve Oslo"da görüşmeler yapılırken Silvan saldırısı ile görüşme masasını deviren de Kandil"di.
Hatırlarsanız Öcalan o süreçte, "artık anlaştık" mesajlarını Kandil"e yollamıştı. Barış protokolünü yazmaktan söz etmişti.
Sonra ne masa kaldı, ne de protokol...
Aslında unutmamak gerekir ki, burası Ortadoğu coğrafyası. Burada son sözü silahı elinde tutan söyler.
İşte bu nedenledir ki, Kandil"den gelecek mesajı bekliyordum.
Geldi...
Hem de bir değil, iki.
İlk mesaj, 3 Ekim"de örgütün siyasi ideolojisini yapılandıran Duran Kalkan"dan geldi. İkinci ise Kandil"de, İmralı"ya kayıtsız şartsız biat ettiğini düşündüğümüz Karayılan"dan.
Öcalan, ""Devletin muhatabı Kandil ve diğerleri değil, benim" deyince, Karayılan, "Oslo gibi olmaz. İmralı"dan, Oslo"ya bir hat kurulamaz. Bu kez farklı" dedi.
Yani, "Paralel görüşme olmaz" diyor Karayılan.
Paralel görüşme nasıldı? Onu da anlatıyor Karayılan.
"Eskiden şöyleydi: Bir İmralı görüşmesi oluyordu, aynı heyet gelip bir de Oslo"da görüşme yapıyordu. O mektup meselesi de oradan çıktı. Önderlik o görüştüğü görüşmenin sonuçlarını bir mektuba yazar, o heyet gelir mektubu bizim heyete verir. Yani Oslo, İmralı görüşmelerinin bir devamı olarak yürütülüyordu."
Karayılan bu kez, "Aynı sistemle olmaz!" diyor.
PKK"nın ideolojik yapılanmasını kurgulayan Duran Kalkan da, "Başa dönüp eskiyi tekrarlayalım olmaz" görüşünde.
"Eskisi gibi paralel iki görüşme olmaz" düşüncesinde Karayılan. Yani Kandil...
PKK bu noktada Öcalan"la ters düşüyor.
Öyle anlaşılıyor ki, İmralı görüşmelerinin devamı olan bir Oslo istemiyorlar.
İkinci ters düştükleri bir nokta daha var.
Öcalan, "Devlet diyor ya, PKK on başlı yapıdır, diye. Ben tüm sorumluluğu üstüme alıyorum. Tek muhatap benim" diyor.
Oysa Kandil aynı görüşte değil...
İşte Karayılan"ın sözleri; "Bu sorunun bütün bileşenleri sorunu çözer. Siz ne PKK"sız çözebilirsiniz, ne İmralı"sız, ne de BDP"siz çözebilirsiniz. Çünkü bunlar bu sorunun bileşenleridir."
Bir de görüşmelerin İmralı"da yapılıp yapılamayacağı meselesi.
Duran Kalkan çok net bir şekilde buna karşı çıkıyor.
"İmralı"da görüşme olur mu? İmralı"da Türkiye"nin demokratikleşme sorunları, Kürt sorununun çözümü tartışılabilir mi? Şimdi heyetleri götürüp, İmralı"da dört metre karelik hücrede mi tartışacak? Mümkün mü bu?"
Bu ne demek?
Öcalan"ı diri diri mezara gömmek demek...
Tabii ne Karayılan ne de Duran Kalkan açık bir dille böyle demiyorlar.
Ne diyorlar?
Duran Kalkan, "Her şeyden önce İmralı sisteminin ortadan kalkması gerekiyor. Yani Önder Apo"ya bu çözümde rol oynaması için fırsat, imkan tanınması lazım" diyor.
Karayılan ve Kalkan"ın açıklamaları Öcalan"la yapılacak olan görüşmenin meşruiyetini tartışmaya açıyor.
"İmralı"da görüşme olabilir mi, bu sorunlar çözülebilir mi? Sen dört metre karelik hücreye koy birini en ağır baskıyı uygula, onunla müzakere yap! Öyle bir müzakere olur mu, o kişi o müzakereyi yapabilir mi?"
Karayılan ve Kalkan"ın sözleri, Öcalan iradesine karşı savaş ilanı...
"Bir defa Kürt tarafı, herkes bu konuda gerçeği görmeli. Eskisi gibi İmralı görüşmesi de olmaz, Oslo görüşmesi de olmaz. Avukatı da öyle, ailesi de öyle, devleti de öyle, heyetler de öyle hiç kimse görüşemez."
Yeni bir durum bu.
Şimdiye kadar, "Önderlik" ve "Tek muhatap" olarak gösterilen Öcalan"ın, artık örgüt için "Onursal başkan" hale getirildiğinin ilanıdır.
Başlıklar :

