Herkes her şeyi biliyordu. Herkes her şeyi bilirken olmaması gerekirdi ama gene de fona hücum oldu.
Sebep SPK’nın serbest fonları hedef alan rehberi miydi? Yoksa başka bir şey mi oldu?
Rehber çıktığı gün otoritenin ikiden birini oyun dışına çıkardığı bir düzenleme yaptığı anlaşılıyordu.
Kademeli bir geçiş tercih etmemişti. Piyasanın tarlasına bir tırpan savurdu. Peki, bu katılık kabul edilebilir miydi?
Vallahi, o kadar sıkıldık ki değerlerimizin aptallık olarak yorumlanmasından… Evet, toplumsal maliyetin de çok yüksek olmaması adına bu kadarsa da kabul edilebilirdi.
Mesele bu kabulün toleransı içinde ikiden biriyle kapanacaktı.
Süreç stratejinin tuttuğunu da gösterdi.
Fakat ne oldu, nasıl oldu da; ikiden birinden kurtulan, öbürüne çökmeye kalktı, bilmiyorum. Nasıl izin verildi, nasıl yol verildi ya da nasıl göz yumuldu, bunu da bilmiyorum. Firma bunu kendi şovu olarak kullandı da acaba bürokrasinin şovu muydu, bilmiyorum? “Bakın, kamuya yük olmadan sorunu çözüyoruz,” hevesine mi kapıldı otorite, bilmiyorum. Yönlendirme değil, lüzumsuz bir inisiyatiftiyse bile; bu kısmı skandal gören tek ben değilimdir herhalde…
Sorun da buradan çıktı.
Şurası kesin ki; SPK’nın düzenlemesi değil, piyasa oyuncusunun hangi saikle girdiğini bilmediğimiz bu hesapsız hamlesi hücuma neden oldu.
Kurtulmuş idi kendini de diğerlerini riske atıp bulaşmayanın da zararına neden oldu.
Hatta iş nereden patlayacağı bilinemez bir krize dönüşmekteyken devlet, devletliğini yaptı. Kapasitesinin sadece ucuyla sorunu çözdü.
Bir kriz çıkmayacağına artık adım kadar eminim.
Çünkü…
Çünkü yaşanan kriz, bir kural değişikliği krizi değildi, liderlik kriziydi.
Bir şirketi devraldım deyip, yönetim kurulunun başına geçip sonra aslında devralmadım derseniz kriz çıkar.
Dik durulsa süreç, tüm zorluklarına rağmen gene de yönetilirdi. Ama durulmadı. Türk milleti doğru olanın bükülmeyeceğini bilir.
Açıkçası ben otoritenin, tarla operasyonun kontrolsüz bir anız yangınına dönüşmesi karşısında geri adım atıp esneklikler getireceğini düşündüm. Yanılmışım.
Kamu otoritesi şaşırtıcı şekilde gram tereddüt göstermedi. Mutlak liderlik sergiledi. Kriz de böyle aşıldı.
Devlet duruma vaziyet ettiyse sıkıntı yoktur. Ancak devletin vaziyeti uçtan uca olur. Erkini zahmete koyan kimse sorumluluğundan kaçamaz.
Güveni de böyle sağlar.
Ekonomi yönetiminin liderliğinin tereddütsüz olmasının sırrı ise her hâlükârda kendini haklı görmesindendir.
Fakat bu kez durum farklı.
Sorun 2023’ten itibaren ivmelendi. Hatta bugünün tartışmalı isimlerinden birinin kamu sayılabilecek kadar piyasa düzenlemesinde yetkili bir kurumun yönetim kuruluna getirilmesi, ekonomi yönetiminin ilk icraatlarından biriydi.
Deşince, mevzu ilk lisans günlerine kadar da iniyor.
Denklemin parçası olanlar, skandal saydığım kısmın tarafı olanlar sorumluluktan kaçamaz.

