Yemek için gittiğiniz yerlerde siparişten hemen sonra masaya gelen küçük küçük meze tabakları sadece bir “ikram” değil, zekice kurgulanmış bir biyoloji ve pazarlama taktiği diyor birisi.
İşte o masum ikramın arkasındaki üç gizli nedeni de şöyle sıralamış:
Anında Mutluluk: Aç karnına yediğiniz sıcak ekmek ve yağ, kan şekerinizi hızla fırlatır. Bu ani yükseliş beyninize “güvendeyim ve mutluyum” mesajı gönderir.
Sabır Artışı: Kan şekeri yükselen müşterinin toleransı ve sabrı artar. Mutfakta yemeğiniz hazırlanırken yaşanabilecek olası gecikmeler gözünüze batmaz, zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız bile.
Dopamin Etkisi: Karbonhidrat ve yağın o kusursuz birleşimi beyninize dopamin salgılatır. Kendinizi o kadar iyi hissedersiniz ki; masaya fazladan bir içecek veya yemek sonunda o tatlıyı sipariş etme ihtimaliniz tavan yapar!
Pazarlama ticaretin en önemli aşaması.
Berber bile traş etmeden önce ne yapar?
Cilt yumuşasın diye yüzü sabunlar.
*
Nefis denen egonun en küçük menfaate seni satacağını pazarlamacılar bilir ama sen bilmezsin.
Eskiler boşuna sürekli nefis terbiyesi demiyorlardı.
Her türlü aldanma ve aldatmanın arenası orası.
Her şey orada başlıyor orada bitiyor.
*
2026-2027 zeytin hasadında erken ve geç tartışması başladı.
Tartışmalara katılan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Eski Başkanı ve sektörün duayeni Ali Nedim Güreli’nin ne dediği ve nasıl baktığı önemli.
Ali Güreli şunlar söylüyor; “Aslında 29 ekimden önce hasat başlamazdı ama genellikle sektöre sonradan girenler erken hasat, soğuk sıkım taş baskı, zeytin sütü, polifenol şampiyonluğu, yarışmalarda ödül filan derken Eylül’ün ilk haftasında hasada başlayanlar oldu.
12-20 kg zeytinde 1 kilo yağ aldılar ve bunu büyük bir başarı olarak anlattılar. Aslında bu işi seneye daha da geriye çekip zeytin taneleri karabiber kadarken temmuz sonu falan sıkıp 100 kg da 1 kilo almak da kabil olabilir inşallah.
Türkiye’de tüm tarımın ve onun alt kolu olan zeytin zeytinyağının onlarca sorunu varken ve bunların çözümüne hiç katkıda bulunmayan hatta kafa yormayan sektörün yeni oyuncuları sektör kurumlarında profesyonel çalışırken şimdilerde danışmanlığa soyunanlar artı bunlara hizmet sağlayan yan unsurlar gündemi tamamen işgal edip hiçbir sorunun tartışılmaması ve dolayısı ile çözüm üretilmemesine sebebiyet verdiler.
Üretenler, alan satanlar ve ihracatçılar için hayırlı bir sezon olsun.”
Aslında bütün sektörlerde küresel ekonomide ve bizde tek ana sorun var; Sorun üretenlerin çözüm üretenler tarafında söz sahibi olması.
*
Çokbilmişliğin ilacı yok ve hiç olmadı.
Bilmediğini bilmeyenlerle hiç tartışmayın, gülümseyin ve konuyu değiştirin.
Hayat onları zaten tokatlaya tokatlaya terbiye edecek.
*
3-4 yıl önce Suriye-Irak ve Afganistanlı göçmenlere ekonomik sağlık ve eğitim desteği veren ABD Merkezli bir sivil toplum derneği ve yardım kuruluşunda tercüman olarak çalışan bir arkadaş anlatmıştı o zaman.
“Abi yardım adı altında sadece eşcinsel eğilimli olanlara her türlü ekonomik ve sağlık desteği veriliyor. Onların dışında kimseye hiçbir destek yok.”
Geçen haftanın gündeminde bu konu vardı.
MASAK raporuna göre İstanbul merkezli 6 derneğin yurt dışı fonları incelenmiş.
Altı derneğe farklı dönemlerde toplam 3 milyon 359 bin 167 dolar aktarıldığı tespit edilmiş.
BU derneklere para aktaranlar kimler?
-ABD Dışişleri Bakanlığı bağlantılı ödemeler.
-Fransa Büyükelçiliği.
-Hollanda ve Almanya bağlantılı kamu kurumları.
-ILGA Europe, European Endowment for Democracy, German Marshall Fund gibi çeşitli uluslararası vakıf ve kuruluşlar.
Dışarıdan gelen paralar nereye gidiyor?
Cinsiyet değiştirmek isteyen gençlerin ameliyat masraflarına.
Türk ve göçmen gençlere, “Sen cinsiyet değiştirmeye karar ver, para bizden” diyorlar.

