Instagram Başkanı Adam Mosseri, geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda, normal bir düşünce zemininde
tüm anne-babalara gözbebekleri evlatları için radikal kararlar aldıracak
itiraflarda bulundu: “Çocuklarım Instagram kullanmıyor.”Düşünün… On, sekiz ve altı yaşlarındaki üç oğlunun hiçbiri, babalarının başında oturduğu dünyanın en büyük sosyal medya uygulamasına dokunamıyor.
O halde soralım: Instagram’ın en tepesindeki isim, gecesini gündüzünü katarak geliştirdiği ve tüm dünyanın ilgiyle takip etmesi için özel çabalar sergilediği mecradan,
kendi çocuklarını neden bu kadar özenle sakınır?
Çocuklarının 13 yaşından küçük olmasına dikkat çekebiliriz. Çünkü Instagram’da 13 yaşından küçüklerin hesap açması yasak. Bu arada başta Türkiye dahil çok sayıda ülkede, 15-16 yaş sınırları getirildi. Yani dünya
Instagram’ın koyduğu yaş sınırının çocuklar için güvenli olmadığı
konusunda hemfikir olmaya başladı.Ancak benim dikkat çekmek istediğim mesele şu: Adam Mosseri, 13 veya 16 yaşında olsalar da çocukların zihin dünyalarının sosyal medya platformları veya sürekli online olunan mecralar üzerinden işgal edildiğinin
farkında olan bir “baba” olarak kendi evlatlarını sakınıyor.
Mosseri, söyleşide evlerindeki dijital sınırları da anlatmış. Çocukları hafta içi ödevlerini tam yapma karşılığında hafta sonu için ekran süresi biriktiriyormuş.
Bu süre en fazla 90 dakika.
Çocuklara sadece uçak veya araçla yapılan uzun yolculuklarda esneklik gösteriliyormuş.Kulağa tanıdık geliyor. Bu tip ebeveynliğin Silikon Vadisi’nde bir gelenek olduğunu,
üst düzey yöneticilerin kendi çocuklarını internet ortamının her türlüsünden ya uzak tuttuğunu ya da katı bir şekilde kısıtladığını
bilmeyen yok.Bugün Silikon bahse konu şirketlerin üst düzey yöneticilerinin,
çocuklarını teknolojinin neredeyse hiç görünmediği Waldorf okullarına gönderdiği
de artık bir sır değil. Bu okullarda eğitim alan çocuklar zihinsel, duygusal, bedensel ve sanatsal yönlerini bir arada geliştiriyor.Yani sosyal medya mecralarını geliştiren, büyüten, reklam geliriyle zenginleşen iletişim ve teknoloji dahileri,
bu uygulamaları evlerinin eşiğinden sokmuyorlar.
Diğer yandan evlatları için aşırı hassas davranan, kılı kırk yaran bu insanlar Amerika’nın çok sayıda eyaletinde açılan davalarda,
başkalarının çocuklarını “bağımlı” yaptıkları suçlamalarıyla yargılanıyorlar.
Mosseri de geçtiğimiz ay dört eyaletin başsavcılarının Meta’ya açtığı bağımlılık davasında ifade vermişti. Mosseri,
Instagram ve Facebook’un gençleri “cezbetmek, bağlamak ve tuzağa düşürmek” için özel olarak tasarlanması
ve yönetici olarak etkilerini insanlardan gizlemekle suçlanıyor.İlginçtir, kendi çocuklarına hafta içleri en fazla 30 dakika ekran süresi koyan bu aşırı hassas baba,
Instagram’da günde on altı saat ekran kaydırmanın “bağımlılık sayılmaması gerektiğini” savundu.
Instagram başta olmak üzere platformların hesap açarken kullanıcıları mecbur kıldığı “
yaş doğrulamasının
” aslında bir hükmünün olmadığı da bu duruşmalarda ortaya çıktı. Çünkü Mosseri, kullanıcıların yaşları hakkında yalan söylediklerinin
“farkında” olduklarını söylüyor. Bu itirafta dehşete düşmemiz gereken bir detay var. Bu durumda 13 yaşındaki bir çocuk doğum yılını 18 yaş üstü girerek, yetişkinlerle mesajlaşabiliyor ve şiddet/cinsellik içeren videolara erişebiliyor.
Yani mecraların varsayılan ayarları aslında denetim sağlamadığı gibi, illegal içeriklere erişimin önünü de açıyor.RTÜK’ün yayımladığı araştırmalara göre
Türkiye’de 6-13 yaş arası çocukların ekran süresi günde ortalama 6,4 saat.
Amerikan Pediatri Akademisi ve Dünya Sağlık Örgütü, 6-12 yaş çocuklar için üst sınır olarak günde 1-2 saat, 13-17 yaş için ise 2 saatin altında ekran süresi öneriyor.
Silikon Vadisi patronlarının çocuklarını uzak tuttuğu “sosyal laboratuvar deneyini
”, bizler ülkemizin çocuklarına kendi ellerimizle yaptırıyoruz aslında.Bitirken can yakıcı üç soru soracağım:
Sizce Instagram’ın başındaki
Adam Mosseri, çocuklarına mı güvenmiyor
yoksa yönettiği platformdaki içeriklere mi?Peki biz,
çocuklarımıza duyduğumuz bu sınırsız güvenin nedenini
hiç sorguladık mı?Ya da biz,
anne-baba yetilerimizi kaybedecek kadar “bağımlı olduğumuz” için
mi yavrularımızın düştüğü dipsiz kuyuyu göremiyoruz?”
