Yazarlar İklim kriziyle mücadelenin yol haritası

‘İklim krizi’yle mücadelenin yol haritası..

Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

31Ekim’de başlayan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 26. oturumu 12 Kasım günü son buldu. İklim Değişikliğinden kaynaklanan küresel sorunların çözümlenmesine ilişkin olarak 2 hafta kadar süren müzakereler “yetmez ama evet" kabilinden taahhütlerle sonuçlandı. ‘Yeni Soğuk Savaş’ın iki kutbu ABD ve Çin ise İklim Kriziyle mücadelede kısmen anlaştı. Hindistan ve Afrika ülkeleriyse iklim değişikliğinde en büyük pay sahibi olan zengin ülkelerin masaya çok daha fazla para koymalarını istiyorlar. Önceki zirvelerde “küresel ısınma”nın taahhüt edilen oranlarda azaltılmasına dair hedeflere ulaşılamamıştı. Dolayısıyla bu zirvede verilen sözlerin yerine getirileceğinden şüphe ediliyor.

“İklim krizi”yle mücadele küresel ekonomik sistemin temelden değişmesiyle yakından ilgili. Bu yüzden yerleşik sistemin kazananları “iklim krizi”yle mücadeleyi hep savsakladılar. İklim krizi yapısal ekonomik dönüşümleri dayatıyor. “Tarım Devrimi” ve “Endüstri Devrimi” gibi tarihin büyük dönüşümlerinde görüldüğü üzere bu dönüşümün de kaybedenleri, kazananları olacak. Amerikalı yazar Elvin Toffler 1980’de yayınladığı “Üçüncü Dalga” kitabında insanlık tarihinin akışını değiştiren dalgaları anlatmış, yeni dalgaya ilişkin öngörülerini dile getirmişti. Her devrim tabiati gereğince üretim, tüketim, sanat, kültür gibi olguları da değiştiriyor tabii.

“İklim krizi”nin asıl olarak “Endüstri Devrimi”yle başladığı ve kapitalist üretim modeliyle daha da azdırıldığı konusunda kimsenin şüphesi yok. “İklim değişikliği”nin gerektirdiği dönüşüm politikalarından zarar gören sektörlerin şüphe uyandırma çabalarıysa bir örtbas etmedir. İnsanlığı varoluşsal bir tehditle yüz yüze getirdiklerinin farkında oldukları halde bu çabalarını sürdürüyorlar. “İklim Kriziyle Mücadeleyi Nasıl Baltaladılar?” başlıklı yazımda ABD’de gerçekleşen örtbas etme veya savsaklama girişimlerine şöylece bir değinmiş idim.

“İklim krizi”nin müsebbibi tabii ki “kapitalizm”. Ancak kapitalizmin merkez ülkeleri “iklim krizi”nin faturasını tüm insanlığa teşmil etmek istiyorlar. Başta Afrika ülkeleri olmak üzere krize en az katkı verdikleri halde en büyük zararı gören veya görecek ülkelerse bu haksızlığa haklı olarak itiraz ediyorlar. İklim kriziyle mücadeledeki en büyük açmazının adresi yine kapitalist merkezler. Kapitalizmin yol açtığı yıkım sadece iklim değişikliğiyle sınırlı değil elbet. Küresel gelir ve servet dağılımındaki çarpıcı eşitsizliğin (adaletsizliğin) kaynağı da kapitalizm.

“İklim krizi”nin sel baskınları, kuraklık, orman yangınları, bitki ve hayvan türlerinin azalması, gıda yetersizliği ve göçler başta olmak üzere ekonomik ve sosyal sorunların küreselleşmesine yol açtığı da bir vakıa. Özet olarak söylemek gerekirse, iklim krizi diğer bütün krizlerin anası.

“Küresel ısınma” ve “sosyal sorunlar” arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalarıyla tanınan Fransız gazeteci Herve Kempf “çevrebilimsel bunalımla(iklim krizi)” ile “toplumsal bunalımların” aynı felaketin iki yüzü olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Yazara göre iklim değişikliğiyle mücadelenin sonuç verebilmesinin yolu bu ilişkiyi kavramaktan geçiyor.

Dünya insanlığının mevcut krizlerini ben daha çok Ruslar’ın meşhur “Matruşka” bebeklerine benzetiyorum. Kitaplığımın vazgeçemediğim objelerinden biri Matruşka. Her olgunun köküne inme çabalarımda bana esin veren Matruşkam iç içe geçmiş dört ayrı bebekten müteşekkil. En dıştaki bebek, “iklim krizi”ni temsil ediyor. Bir alttaki bebek servet ve gelir dağılımındaki eşitsizliği, daha alttakiyse “politika”yı, en diptekiyse “aç gözlülük ve kapitalizmi” simgeliyor.

“İklim krizi”yle mücadelede temel mesele, sadece kâr odaklı çalışan yerleşik küresel kapitalist nizâmın değişmesiyle ilgili. İnsan odaklı adîl bir ekonomik nizâmın elzem olduğu konusunda şüphe yok. Sistemin değişmesi gerektiği konusunda dünyada bir görüş birliği var. Tartışmalar daha çok mevcut sistemin yerine hangi sistemin, nasıl konulacağı konusunda yoğunlaşıyor. İhtiyaç için üretim yerine kâr odaklı işleyen sistem, dünya servetini elinde tutan “Yüzde 1” için çalışıyor. İnsanî ekonomiyse büyük sayılar için çalışır. Kapitalist üretim/tüketim/kültür modeli değişmedikçe iklim değişikliğiyle mücadele havanda su dövmekten öteye geçemez.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.