Yazarlar Sorumluluktan kaçıyorlar

Sorumluluktan kaçıyorlar...

Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

“Amerikan Askerî-Endüstriyel Kompleksi” büyük silah şirketlerinin çıkarlarının korunması veya ilerletilmesi için lobilere, sözde düşünce kuruluşlarına, siyasetçilere oluk oluk para akıtıyor. Öte yandan “Askeri-Endüstriyel Kompleks” Amerikan yönetimlerinde kritik makamlara ‘güvenilir’ isimlerin getirilmesi için büyük çaba harcıyor. Bu çabaların iki parti nezdinde olduğunu belirtmeliyiz.

Trump döneminde olduğu gibi, Biden Yönetimi’nde de büyük silah şirketlerinde çalışan üst düzey yöneticiler veya bu şirketler için çalışan lobicilerden birçok isim yer aldı. “Döner Kapı” adıyla anılan bu yönteme göre “Pentagon”dan emekli olan generaller bir süre silah şirketlerinde yöneticilik yapıyorlar. Bu emekli generaller daha sonraysa ABD yönetimlerinde önemli görevlere getiriliyorlar. Meselâ, 2016’da “Merkez Kuvvetler Komutanlığı(CENTCOM)” görevinden emekli olan Lloyd Austin Savunma Bakanlığına getirilmeden önce silah şirketlerinden Raytheon’da yönetim kurulu üyesiydi.

ABD’de yönetim, siyaset ve kamu kurumlarını etkilemeye yönelik nüfuz mekanizmaları tabii ki fosil yakıt şirketleri için de geçerli. ABD’yi “Paris İklim Anlaşması”ndan geri çeken Donald Trump, “Enerji” ve “Çevre” ile ilgili üst düzey makamlara da fosil yakıt şirketleriyle yakın bağları olan isimler atamıştı. Bariz bir İklim Değişikliği inkârcısı olarak bilinen Trump’ın bu atamaları o sıralarda çokça tartışılmıştı.

“İklim Değişikliği” veya “Küresel Isınma”nın mahiyeti çok iyi bilindiği halde neden bu felâkete hâlâ maruz kalıyoruz? İklim değişikliğine yol açan sera gazlarının salınımının yüzde 71’den 100 kadar fosil yakıt şirketi sorumlu. “Kovid-19” salgınından önce dünyanın en büyük 14 petrol şirketinin yıllık kazancı 2 trilyon doları geçmişti. Yılda trilyonlarca dolar kazandıran sektöre egemen olan fosil yakıt şirketleri tatlı kârlarından vazgeçmek istemiyorlar. Hatta bu yüzden geçtiğimiz yüzyıl içinde savaşlar başlattılar, iç savaşlar çıkardılar, askerî darbeler yaptırdılar. ”Askerî-Endüstriyel Kompleks” ile Petrol Şirketleri bu bağlamda ortak hareket ettiler. ABD’nin “Sonsuz Savaşlar”ından da bunlar faydalanıyor.

Aslında büyük petrol şirketleri küresel ısınmaya kendilerinin yol açtıklarını 1950’lerden beri çok iyi biliyorlar. Bu şirketlerin işe aldığı bilim adamları küresel ısınmada fosil yakıtların oynadığı rolü daha o yıllarda tespit etmiştiler. Ne ki şirketler kâr güdüsüyle bu gerçeği örtbas etmeyi yeğlediler. Üstüne üstlük İklim Değişikliği hakkında şüphe uyandırmak için sözde bilim adamlarını işe koştular, yanı sıra çıkarlarını korumak içi lobilere para yağdırmaya, siyasetçilere de bağışlar yapmaya devam ettiler.

Mevcut durumda büyük petrol şirketleri küresel ısınma gerçeğini görünüşte kabul ettikleri halde perde arkasında farklı davranıyorlar. Nitekim “Amerikan Petrol Enstitüsü”nün(API) iklim değişikliği ile ilgili yasalardan rahatsız olan şirketlerden yüklü bağışlar aldığı biliniyor. “API” de Paris İklim Anlaşmasına karşı çıkan siyasetçilere bağışlar yapmış. Trump’ın ilk Dış İşleri Bakanı Rex Tillerson hem enerji şirketi “Exxon Mobil”in CEO’su, hem de “API” de yöneticiydi. Yılda 200 milyon doları aşan bütçesiyle “API” İklim değişikliğiyle ilgili yasaları engellemek veya zayıflatmak için lobi gibi çalışıyor.

Büyük petrol şirketleri fecî doğa olaylarını tetikleyen küresel ısınmanın durdurulmasını sağlamak için ihtiyaç duyulan kamusal yatırımların maliyetine iştirak etmekten kaçınıyorlar. 2008’deki finans krizine sebebiyet veren finans şirketlerinin açtıkları zararlar da kamu kaynaklarından karşılanmış idi. Finans sektörü gibi “Küçük hükümet” isteyen Amerikan enerji şirketleri de devletin sınırlayıcı, düzenleyici, denetleyici rolünden hoşlanmıyor. Ortada büyük para var, dolayısıyla Finansal Kapitalizm ile iç içeler.

Önceki yazımda “Küresel iklim krizi” sebebiyle “Çevreciliğin” geleceğin en güçlü ideolojilerinden biri olabileceğine dikkat çekmiş idim. Bu ideolojinin ete kemiğe nasıl bürüneceği ayrı bir tartışma konusu. Diğer yandan ‘Yeşil-Endüstriyel Kompleks’ veya ‘Yeşil Yeni Ekonomi’ daha insanî, daha sosyal, daha güvenli bir küresel sistemin kurulmasına mı yol açacak yoksa kapitalizmin yumuşatılmış yeni bir formunu mu üretecek? Bu soru da tartışılması gereken ciddi bir başlık olarak önümüzde duruyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.