Antik Yunan’da Spartalılar-Netanyahu adındaki Siyonist soykırımcının “İsrail’i süper Sparta yapacağız” diye öykündüğü Spartalılar- Atina(Attika) topraklarına girdiklerinde ilk yaptıkları şey kırsaldaki tarlaları, zeytin ağaçlarını, bağları, bahçeleri yakmak idi. Bu arada kırsal halk Spartalılar gelmeden evvel Pire limanına dek surlarla çevrilmiş Atina’ya çekilmiş olurdu.
Osmanlı askerlerinin sefer halindeyken asmalardan kopardıkları üzüm salkımlarına keselerle para bıraktıklarına dair hikâyeleri çoğumuz duymuştur. Bu bir uygarlık farkı. Romalı tarihçi Tacitus ise İngiltere’yi istila eden Roma İmparatorluğu’nu eleştirirken “Soyguna, katliama, yağmaya imparatorluk adını veriyorlar; bir çöl yaratıp buna da barış diyorlar” demişti.
Uygarlıktan nasibini almamış olan Siyonistler işgal ettikleri Filistin topraklarını Amerikan bombalarıyla çöle çeviriyorlar ve buna da “İsrail’in kendini savunma hakkı” diyorlar. Spartalılar’a özenen Siyonistler öteden beri zeytin bahçeleriyle maruf Filistin’i çöle çevirmekle kalmıyorlar ve bunu da Batı dünyasının eğitimli cahillerine “İsrail çöllerden müteşekkil halksız topraklarda yemyeşil bir mucize gerçekleştirdi” diye yutturuyorlardı.
Spartalılar topraklarını işgal edip çiftçi-köle haline getirdikleri Helotlar’ın gençlerini düzenli aralıklarla avlayıp katletmek gibi bir huy edinmişlerdi. Bir yetişkin Helot’u avlayıp öldürmek ödüllendiriliyordu. Sparta terörü Helot’ların üzerinde insanlık dışı bir baskı aracıydı. İsrail de Batı Şeria ve Gazze’de Filistinliler’e böyle davranıyor. Buna da “çimleri biçme” diyorlar.
Spartalılar sadece Helotlar’ın ürettiği mahsullerle besleniyorlardı. Neredeyse hayat boyu asker olarak yaşayan Spartalılar’ın nüfusu giderek azalırken katliamlara rağmen Helotlar çoğalmaya devam ettiler. Spartalılar’dan sayıca çok fazla olan Helot’lar buldukları her fırsatta ayaklandılar. Sparta’nın kâbusu olan isyanlar Sparta’nın yıkılmasında önemli bir rol oynadı.
Gün gelip rakip güçler işgal ettiklerinde Sparta’da yeteri sayıda asker bulunmuyordu. Antik Yunan’ın en kudretli karasal askeri devleti olan Sparta giderek soldu. Antik Atina’dan geriye ziyaret edilecek birçok anıt kalmasına rağmen Antik Sparta’dan geriye görülecek kıymette hiçbir şey kalmadı. Amerikalı tarih filozofu Will Durant “Sparta” için bakın neler diyor:
” Militarizm onu yuttu ve bir zamanlar o kadar onurlandırılan bu şehri, komşularının nefret ettiği bir dehşet haline getirdi. Düşüşü karşısında tüm uluslar hayret etti ama hiçbiri yas tutmadı. Bugün, o eski başkentin seyrek kalıntıları arasında, burada bir zamanlar Yunanlıların yaşadığını gösteren neredeyse hiçbir heykel gövdesi ya da yıkılmış sütun kalmamıştır.”
Siyonistlerin Gazze ve Şeria’da hem fiziki, hem de ekolojik yapıyı ortadan kaldırmak için neler yaptıklarını herkes biliyor. Sadece Filistinliler’i katletmekle yetinmiyorlar, hayvanları bile işkence yaparak öldürüyorlar. İsrail’in Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir her gün 30-40 Filistinlinin öldürülmesi gerektiğini ilân edecek kadar gözü dönmüş bir soykırımcı.
İsrail işgal ettiği Güney Lübnan’da da köyleri toptan bombalayarak ortadan kaldırıyor, halkı ise kuzeye doğru göçe zorluyor. Bu da yetmezmiş gibi meşe ve çam ormanlarını ateşe veriyor, zeytinlikleri yok ediyorlar. Diğer yandan mahsül vermemesi için kurşun ve diğer ağır metallerle toprakları kirleten fosforlu bombalar kullanıyorlar. Tarımsal ekolojinin sistematik şekilde tahrip edilmesi göçe zorlanan insanların yüzlerce yıldır yaşadıkları topraklara dönmelerini engellemeyi amaçlıyor. İsrail Güney Lübnan’ı ve diğer işgal ettikleri toprakları “tampon bölge” veya “güvenlik bölgesi” oluşturma kılıfıyla yaşanmaz hale getiriyor.
Bütün bunlar belgelenmiş durumda. Uygarlığa ait ne varsa insanlarıyla, içindeki diğer canlılarıyla birlikte ortadan kaldırılıyor. ABD ve Batı’lı diğer yönetimlerse homurdanmak dışında İsrail’i dizginlemek için hiçbir şey yapmıyorlar. Tam aksine İsrail’e silah, bomba ve parça sevkiyatı açık ve gizli yollarla devam ediyor. Batı dünyasının birçok ülkesinde İsrail’i protesto etmek bile “Yahudi karşıtlığı” yaftalamasıyla bastırılıyor veya cezalandırılıyor.
Uygarlığın düşmanı İsrail’in kısıtsız ve engelsiz olarak dünyanın gözleri önünde yürüttüğü soykırım Batı uygarlığının ahlaken iflasının da bir simgesi olarak tarihe geçecek. Will Durant’ın da belirttiği gibi Sparta kendi sonunu kendi getirdi. Yeri geldi ve “Bana kime öykündüğünü söyle, sana sonunun ne olacağını söyleyeyim” diye bir laf cuk diye oturdu.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.