Botokslu Cenaze Kime Ait (21)  “Ben neyin içinde debeleniyorum...”

Fatma Barbarosoğlu
Fatma BarbarosoğluYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 30/08/2026, Pazar • Yeni Şafak Haber Merkezi
Botokslu Cenaze Kime Ait (21) 
“Ben neyin içinde debeleniyorum...”

Sanki bütün hislerim iptal olmuştu da şimdi yavaş yavaş ağır bir sisin altından çıkıyormuşum gibi parça parça kendime geliyordum. Eve gelir gelmez üst kata çıkmayı akıl etmeyişim, düşünme merkezimin sislenmesi ile alakalıydı belki de. Kafama geçirdikleri o şey. Neydi tarif et deseler tarif edemem. Öyle bir şeyin kafana takıldığına delil var mı deseler, yok. İyi de niye ben şimdi olağan şüpheliymişim de jürinin karşısına çıkmışım gibi onlar bana sormadan, onların bana sorabilecekleri sorulara dair cevap arıyor, cevap bulamadıkça biraz daha dibe düşüyorum. Bu sorular, zihnimin içinde gezinen sorular bana ait değil. Bana ait değilse bu sorular kimin tetikçiliğini yapıyor!?

Bir an önce üst kata çıkayım. Bir an öncesi mi kaldı ya hu!

Üst kata çıkayım çıkmasına da... İnşallah kapı kilitli değildir. Toplam kaç basamak var? En iyisi sayayım. Bir solukta kaç basamak çıkıyorum kendimi kontrol edeyim. Bir, iki, üç, dört beş... Yok böyle bir hamlık, sanki kalbim dışarı çıkacak. Benim hamlığımdan değil, basamakların mesafesinden. Merdiven ustası mı kaldı memlekette! Basamaklar hiç nizami değil. Oh üst basamağa varınca oturacağım.

Nihayet 16. basamağa eriştik. Bir Ahmet Haşim şiiri okumak vardı:

“Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,

Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...

Sular sarardı... Yüzün perde perde solmakta

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...”

Bize bu şiiri lise çağında mı okutmuşlardı. Bir şey anlamış mıydık? Anladıysak ne anlamıştık acaba? Alpay’ın şarkısı dilimizde: Eylül’de gel. Edebiyattan ikmale kalmıştık çünkü.

Kapıyı açınca neler göreceğim acaba?

Hah işte zurnanın zırt dediği yer. Aklıma gelen başıma geldi. İnsan kapıyı niye kilitler. Pandemiden bu yana evimize misafir bile gelmiyor. Temizlik için gelen kadından mı sakınıyor yani. Neyi sakınacak? Ne var ki içerde? Benim hatırladığım, Meşkure Hala’dan kalan ne var ne yoksa dağıtmıştı. Kendisi için hatıra olsun diye aldığı birkaç parçanın dışında... Hatta kıyafet-lerini, çantalarını verirken bir arkadaşı “Ayol bunlar çok pahalı. Sen ikinci el sat, ondan kalan parayı ver yardım edeceğin insanlara. Bu marka çantalar dar gelirliye verilecek şeyler değil” demişti.

İçerisi ne alemde acaba?

Kapıyı açmanın bir yolunu bulmam lazım. Hatırladım, bir defasında “Ne tuhaf, bütün kapıların anahtarı aynı. Ne anladım ben bu anahtar işinden” deyip kapıların üstündeki anahtarları toplamış, yatak odasında kapının arkasındaki anahtarı bırakmıştı sadece. Vera’da hastalıktır kullanılmayan odaları kilitli tutmak. Kapısı kapalı olunca daha temiz oluyormuş. Laf. Havasızlık, tozdan daha kötü.

Şimdi aşağı in, anahtarı al, buraya tekrar gel. Başka bir zamana mı bıraksam acaba. İçerden kilitlemiş de olabilir. E bu durumda... Evin anahtarını paspasın dışına koydu. NEDEN? Kendisinin dışarda olduğu izlenimini vermek için.

Bunların hiçbiri normal değil. Rüyada mıyım?

Anahtar deliğinden bakayım. Kapının arkasında anahtar varsa beyhude aşağı inip tekrar çıkmayayım. Ne tuhaf hallere düştüm. Biri beni görse, iki dizinin üstünde kendi evinde gözü anahtar deliğinde, bir profesör. Allah korusun.

İçerisi görünmüyor. Ne koymuş böyle kapının önüne!? Allah kahretsin Meşkure Hala’nın ta... Neydi o semtin ismi... Masumiyet Müzesi’nin olduğu yer. Dükkânın sahibi, bir söyle bin ah işit, ne çok dert yanmıştı. “Beni de yakında çıkartırlar, her yeri satın alıyorlar müze yapmak için. Yok pahasına elden çıkarıyoruz nadide eserleri” demişti.

İstanbul kazan, Meşkure Hanım’ın elinde biz kepçe, şöyle şık bir paravan bulmak için... İlle de Japon işi istiyor. Neymiş kapı açılınca Meşkure Hanım’ın mahremiyetine helal gelmesin diye… Helal değil tabi, halel... Kafamın içi yeniden sislendi. Sanki zihnim kar toplayan güneş gibi. Bir açıyor bir kayboluyor.

Belki de bu kapının kilidi değiştirilmiştir. İçerde ne var ki kapının önüne paravan koyacak kadar... Hatırladım Çukurcuma. Çukurcuma’dan almıştık, güya nadide Japon paravanını.

“Masif ahşap. Gül ağacından. Üstü kırmızı lake kaplama. Çiçeklerin canlılığına, tazeliğine bakar mısınız? El oyması, sedef kakma. Kuşların güzelliği MUHTEŞEM, kanatlarını açıp çıkıp gelecekler aramıza sanki... Doğanın tasvir edilişi ŞAHANE, adeta cennetten bir köşe. Lütfen dikkat buyurun bu figürler rast gele değil. Turna kuşları sadakati, çam ağaçları ve bu yaşlı bilgeler uzun ve sağlıklı bir ömrü simgeler.”

Ne tuhaf, biraz önce halel ile helali karıştıran sisli beynimin içinde bir kaset döndü, tıkır tıkır geçmişi önüme serdi, antikacıyı adeta karşıma dikti.

Bu tekinsizlik neyin nesi! Keşke yanımda biri olaydı. Bir tutamak, bir dayanak. Hadi hoca in aşağı, al anahtarı, aç kapıyı, bitsin bu tuhaf durum. Ya aşağıdan getireceğim anahtar kapıyı açmaz ise. Ne yapacağım o vakit?

Ayık gezmeyen bir edebiyat hocamız vardı. Daima dilinde kadın şairlerin şiiri. Bir iki üç derken bizim dilimize de yerleştirdi hepsini. Adamcağızın adı neydi? Adı yok ama dilindeki şiirler dimağımda, kıvırcık kafasının küt diye masanın üzerine düşmesi hep gözümün önünde.

Bazen hademe, öğretmenler odasına taşımak için gelir “Hoca, hoca hiç yakışıyor mu sana?” diye azarlar, o zaman kafasını dimdik tutar, biraz önce yığılıp kalan o değilmiş gibi ne demiş Fitnat Hanım ne demiş diye celallenir, dilindeki dolaşıklık çözülmüş olarak koridorları inlete inlete okurdu: 

“Mihrin görür kemalde her gün zevalini

Âkıl, felekde, câh ile mağrur olur mu hiç?”

Biz şiirden bir şey anlamaz, o sanki anlamadığımızı anlamış gibi “makammış mevkiymiş poh” derdi.

İşte ben de tam ordayım. Makam, mevki POH.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026