Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Dijital diplomaside yerimizi alma zamanı

Dijital diplomaside yerimizi alma zamanı

Ali Saydam
Ali Saydam Gazete Yazarı

Cumartesi sabahı TRT Haber"in "Haber Tadında" programında İnci Ertuğrul"un sorularını yanıtlayıp sohbet ederken, Atıf Ünaldı Bey"in Twitter"den hatırlatmasıyla "dijital diplomasi" üzerine kısa da olsa konuşma fırsatı bulabildik.

Hem devlet diplomasisi hem de kamu diplomasisi bahsinin önemli araçlarından biri olarak dijital diplomasinin iş hedeflerine uygun biçimde "sistematik" olarak ne kadar kullanıp kullanmadığımızı ortaya koyabilecek bir veri henüz yok elimizde. Niyet olduğunu biliyoruz ama…

Bir ülkenin algısının başka ülkelerin halkları nezdinde yönetilmesi olarak açıklanan kamu diplomasisinin en önemli ayaklarından biri olması gereken "dijital diplomasinin", bu işlerin beşiği olan ABD"de nasıl ele alındığına ilişkin ise çok sayıda doküman bulmak mümkün.

Arama motorları 80 binin üzerinde "sayfa görüntüsü" veriyor. Kendinizi fazla yormadan sadece genel bir bilgiye sahip olmak istiyorsanız, arama motoruna çift tırnak içinde "digital diplomacy" yazın. Hemen başlarda çıkan "The Future of Digital Diplomacy" başlıklı link"i tıklayın. Karşınıza 4 yıl yürüttüğü ABD Dışişleri Bakanlığı İnovasyon ve Teknoloji Danışmanlığı"ndan yeni ayrılmış olan Alec Ross ile geçen ay yapılmış bir söyleşi çıkacak. Obama"nın kampanyasından Suriye"deki direnişe kadar pek çok örnek var. Söyleşiyi yapan genç dijital gazetecinin (Alex Fitzpatrick) hikâyesi de hayli ilginç. Yeni gazeteci profiline ışık tutuyor…

Liderlerin twitter"ı hangi sıklık ve etkinlikte kullandığı meselesine indirgenebilen dijital diplomasi, henüz dünya ölçeklerinde yaygın ve etkili bir araç haline gelemedi. Küresel dilin İngilizce olması nedeniyle Rusya, Çin, Japonya, Güney Kore gibi Uzakdoğu ülkelerinin, Ortadoğu ülkelerinin çoğunun dijital diplomasinin odağına tam anlamıyla girmesinin henüz kolay olmadığı da bir başka gerçek…

Buna rağmen İngilizce"nin egemenliğinin durdurulamaz artışıyla hem dijital medyanın hem de viral pazarlamanı etkisi her geçen gün karesiyle artıyor. Peki ne yapmalı?..

Yunanistan"da "Başbakanlığa en uygun lider kim" sorusuna ankete katılanların yüzde 60"tan fazlası "Hiç kimse" yanıtını vermiş. Bilindiği gibi bu ülkede "lider" dediğimizde akla ND"nin Antonis Samaras"ı ve SYRIZA"nın Aleksis Tsipras"ı geliyor. Rekabet ikisi arasında ve ikisi de halkı tarafından Başbakanlığa layık görülmüyor. Yunanistan"da dijital ortam "çözümsüzlüğü" pompalıyor… Bu arkadaşlar Twitter"ı mükemmel kullansalar ne olur ki?

Adres bellidir. Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ve Dışişleri Bakanlığı. Üç tane de soru gerekir bu durumlarda: 1. Var mı? 2. Ölçülüyor mu? 3. İyileştiriliyor mu? Bu sorulardan birine verilen yanıt "Hayır" ise, birinci kareye dönmek gerekir: Mevcut durumun analizi ve hedefin belirlenmesi… Zor iş…

Hedef kitle, "Amerikan ofisi" mi istiyor?

Aslında teklifleri hiç fena değil. Dikkat çekici. Maddi açıdan, "Neden olmasın!" dedirtici… Ama satış konseptini ne yapmalı?

Lafa bakın: "Olsa olsa Amerika"da olur, dedirten kampüs ofis Türkiye"de!" Slogan tam sayfalık bir reklam halinde medyada boy gösterince, ardından bir espri mi çıkacak acaba, diye düşündüm.

Fer Yapı"nın Kağıthane"deki Premier Kampüs Ofis"inin reklamı... Ofislerin, lansmana özel fırsatlarla satışa açıldığını duyuruyor. İyi güzel de, bizim iş dünyamızın, ya da ofis satın almayı düşünen insanlarımızın bir Amerikan rüyasına ihtiyacı olduğunu mu düşünmüşler acaba? İnternette biraz dolaşıp şu ifadeyi görünce, "galiba reklamı bu bilgiden yola çıkarak hazırlamışlar" dedim.

"Ortak kullanım alanı, sosyal imkânları geniş bir tarz oluşturan kampüs ofis konseptini Google, Microsoft ve Apple gibi dünya markaları kullanıyor."

Kampüs Ofis"in mimari konseptinin menşei, neden bir reklam sloganına girsin ki? Amerika"da olup da bizde olmayan bir tek bu konsept kaldı herhalde. Kim bilir, belki bir ön araştırma yaptırıp, hedef kitleleri nezdinde Amerika"ya sempati duyulduğuna dair bir işaret almışlardır.

Bir marka kendini yeniliyor

LCWaikiki"yi ilk kez konum düzeltme çalışması içinde görüyoruz… Mehmet Günsür çok yakışmış markaya. Gülse Birsel de yandan idare ediyor. Aynı anda iki yoğun kampanya ve bir de dizide boy gösterince insana "Fazla olan yanlıştır!" ilkesini de akla getiriyor…

Bu reklamlarla LCWaikiki o eskimiş algısını taptaze, dinamik bir kimlikle değiştiriyor ve en önemlisi "ucuzcu" konumundan sıyrılıyor sanki.

Kim düşündüyse ve hayata geçirdiyse, kim reklamı "israf, harcama kalemi" değil "yatırım aracı" olarak gördüyse aklına sağlık…

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.