Türkiye’de Kemalistler, ulusalcılar, ırkçılar, siyasal Aleviciler, beyaz Türkler, FETÖ’cüler, daha başka unsurlar, kimi zaman da ulusalcı Kürtler bir araya gelerek muhalefet bloku oluşturdular. Aralarında bir uyumdan, bir insicamdan bahse-dilemez. Tek ortak yanları Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı.
Milli irade karşısında yıllardır istediğini elde edemeyen bu blok, umutsuzluk ve hayal kırıklıkları içinde kapalı bir cemaate dönüştü. Kapalı cemaatlerde akıl kiraya verilir. Mürit düşünmez, şeyh onun yerine düşünür. Kapalı cemaatler aynı zamanda manipülasyona açıktır, ajanlar için bulunmaz nimettir.
Gezi olaylarını hatırlayalım: Sol, ayağa kalktığını, dirildiğini, devrim ateşini yaktığını, bir halk hareketiyle devrimin provasını yaptığını zannediyordu. Oysa olan, CIA-MOSSAD destekli 5-10 FETÖ’cü sosyal medya hesabının kitleyi bir sağa bir sola döndürmesi, hop oturtup hop kaldırması, saman çöpü gibi rüzgârının önünde savurmasıydı.
Deniz Baykal gönderildi ve bütün o cemaat Kemal Kılıçdaroğlu’na yönlendirildi. Beklenen gerçekleşmeyince kitleye meydanlarda “hain Kılıçdaroğlu” sloganları attırıldı, bu sefer kitle Ekrem İmamoğlu’nun peşine monte edildi.
Ahbap vakası da aynı şekilde olmadı mı? Cemaate “AFAD’a, Kızılay’a değil Ahbap’a bağış yapacaksınız” denildi, sorgusuz sualsiz denileni yaptılar.
Şimdilerde cemaatin içinden bazı cesur sorgulamalar yapılıyor. Haluk Levent konusunda çekingen, tereddütlü, kuşkulu cümleler kurdukları için nasıl linçlendiklerini itiraf edenler var.
Bugünlerde o cemaat, aynı merkezlerden, aynı kaynaklardan, Ekrem İmamoğlu güdümlü, Özgür Özel yönetimindeki Yeni Parti’ye yönlendiriliyorlar. Umut balonu tekrar şişiriliyor, hayal kırıklığı tekrar yükleniyor. Bir kez daha aykırı düşünenler, soru soranlar, tereddüt bildirenler linç ediliyor, aforoz ediliyor. Talimat geldi, şimdi hep birlikte hunharca Yeni Parti övülecek.
Oysa görünen köy kılavuz istemez. Yeni Parti’de yeni hiçbir şey yok.
Yeni Parti’nin programını incelediğinizde de yenilik göremiyorsunuz. Şahsen programda gördüğüm en devrimci vaat, “Refik Saydam Hıfzıssıhha geleneğinin canlandırılması”. Gerisi “Cumhuriyet değerleri”, “Atatürk ilkeleri”, “Altı Ok”, “İstanbul Sözleşmesi”, “Çağdaşlık”, “sosyal demokrasi” vesaire.
Programda sıkça tekrarlanan slogan ise: “Bu kara düzeni değiştireceğiz”. Neden, nasıl, neyle? Bunların cevabı yok. Tıpkı Gezi’deki gibi, tıpkı Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Ahbap vakalarındaki gibi, sadece slogan. Altı yok. Dış politikayı, iç politikayı, ekonomiyi mevcut iktidardan daha iyi yöneteceklerine dair bir kadro, kaynak, sorun tahlili ya da somut öneri yok. Hatta iddia, hatta özgüven bile yok. Sadece slogan var: “Bu kara düzeni değiştireceğiz”.
Aynı yöntemler kullanılarak farklı bir sonuç elde edilemeyecek. Bir matematik denkleminde rakamları, işlemleri, toplama, çıkarma, bölme, çarpmayı yerinde tutarsanız sonuç aynı çıkar. CHP’deki aynı kadrolarla, aynı ruh, aynı fikir, aynı zikirle kurulan bir partinin farklılık oluşturacağını düşünmek ham hayaldir, yeni bir hayal kırıklığına, yeni bir dolandırılma macerasına yelken açmaktır.
İyi bir ana muhalefet, demokrasinin bütünleyici unsurudur. Onun için hatırlatalım: Türkiye, sosyal medyaya sığmayacak kadar büyüktür. Sosyal medyada 5-10 ajanın gazına gelenler, iktidarı denetlemek bir yana, sürekli ve sürekli dolandırılırlar.
Bu haliyle Yeni Parti eskinin aynısıdır; kapalı cemaatlerde münferit düşünmek zor ama beklentileri düşürmek Türkiye’nin, özellikle de muhalif kitlenin ruh sağlığı için faydalıdır, gereklidir.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.