Youtuber Ruhi Çenet’in 26 Ağustos’ta yayımladığı
“Hasidik Yahudiler” belgeseli bir haftada 70 milyon izlenmeye dayandı.
Belgeseli asıl viral yapan, Yahudilerin kutsal günü Şabat’ta çalışmayı yasaklayan dini kuralların etrafından dolaşmak için geliştirilen yöntemlerdi. Bir Hasidik’in kullandığı “Yahudi aklı buna da çözüm buldu”
sözü kısa sürede sosyal medya formatına dönüştü. Dünyanın dört bir yanında insanlar Hasidik kıyafetleriyle gündelik sorunlara buldukları absürt çözümleri aynı cümleyle mizahlaştırdı.Ancak bu videoları izleyip gülen insanların önlerine
“soykırım güzellemesi”
yapılan bir reklam filmi
çıkmaya başladı. “Yahudi aklı”
yine bildiğini okuyordu.Adidas, İsrail’deki mağazalarında başlattığı kampanyada
bir bacağı Gazze’de kopan eski İsrail askerini reklam yüzü yaptı.
Marka, tüm insanlığı aptal yerine koyarcasına, tek bacağı bulunan sporculara tek ayakkabı satın alma imkânı sağlandığını duyuruyordu. Fakat bunu Gazze’de katliamlara katılmış bir işgalci üzerinden anlatmak, uzuv kaybı olan sporcuları soykırım propagandasında kullanmaktı.
Yahudi aklı bunu da düşünmüştü… Çünkü Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de, aralarında çok sayıda çocuğun da bulunduğu
5 binden fazla insan uzuv kaybına uğradı.
Böyle bir tabloda Adidas’ın İsrail ordusunda görev yapmış bir askeri “ilham veren kahraman” olarak sunması siyasi bir tercihti. Yani bilerek, isteyerek çekilen ve yayımlanan bir videodan söz ediyoruz.
Yoksa, dünyanın önde gelen futbol kulüplerine sponsor olan, yıldız sporcuları giydiren ve dev organizasyonlarda boy gösteren küresel bir marka, kendisini neden soykırımla anılmak gibi ağır bir suçlamaya maruz bırakır? Coca-Cola, McDonald’s, Starbucks ve Burger King gibi şirketlerin İsrail’le ilişkileri nedeniyle cirolarına etki eden boykotlar ortadayken
Adidas’ın gelecek tepkiyi öngörmemesi mantığa aykırı zaten.
Üstelik şirket, yalnızca Arapça hesabından
“Kimseyi gücendirmek gibi bir amacımız olmadı”
açıklaması yapmakla yetindi. Türkiye dâhil küresel hesaplarında ise uzun süre herhangi bir açıklama yayımlanmadı. Tepkiyi Arap coğrafyasının hassasiyetine hapsetmeye çalışan Adidas, berbat iletişim stratejisiyle Batı’daki öfkeyi daha da büyüttü.
BDS hareketinden akademisyenlere, Avrupa Parlamentosu üyesi Rima Hassan’dan oyuncu Javier Bardem’e kadar geniş bir kesim Adidas’a yönelik boykot çağrılarına katıldı. Böylece Adidas’ın kapsayıcılık görüntülü kampanyasının aslında
soykırıma destek filmi olarak algılandığı tescillendi.
“Yahudi aklı” işte bunu düşünememişti...
Sonuç olarak küresel bir markanın sarsılışını ve belki de batışını izliyoruz. Ruhi Çenet’in belgeselindeki replikler üzerine üretilen içerikler ve Adidas’ın reklam filmi arasında
dolaylı ama çok ilginç bir bağ
var aslında.Şöyle izah edeyim. Belgeseldeki Hasidik’in ışığı cumadan açık bırakarak cumartesi günü elektrik açmama yasağını delmesini “Yahudi aklı buna da çözüm buldu” diyerek övünmesi ile Adidas’ın bir soykırımcıyı “kahramanlık hikayesi” olarak pazarlaması aynı varsayımdan besleniyor:
“Biz çok zekiyiz. Kuralları biz koyarız, gerekirse çiğneriz. Bunu çok iyi yaparız ve kimse bizi sorgulamaz.”
Adidas’ın yaptığı tam olarak budur.
Gazze’de binlerce insanın uzuvlarını kaybetmesini yok sayıp, bu vahşete neden olan askerleri ilham hikâyesine dönüştürebileceğini düşündü. Tepkinin sınırlı kalacağını ve güçlü marka imajıyla kamuoyunun yönetilebileceği hesap edilmişti. Çünkü bu hep böyle oluyordu.Oysa 7 Ekim’den sonra Gazze’den yayılan görüntüler,
Batı toplumlarındaki İsrail algısını yıktı. Yahudilere olan bakış açısını değiştirdi.
Gazze’nin çığlıklarıyla narkozdan uyanan insanlık, “aklını başına
alarak
” gerçekleri görmeye başladı.İsrail ve destekçileri markaların göremedikleri de yaklaşan o büyük dalga.
Güçlerine öyle güveniyorlar ki, karşılarındaki tepkiyi hesaba katmayı bile gereksiz görüyorlar.
Adidas’ın ülkemizde de
125 mağazası var ve spor ayakkabı pazarının yüzde 25’ine sahipler.
Günlerdir protesto edilmelerine rağmen markanın Türkiye hesabından tek satır açıklama yapılmadı mesela. Bu “kibir” değil de nedir?
Fakat göremedikleri şu: “
Yahudi aklı
”, yerle bir olan imajlarını toparlamaya bir çözüm bulamıyor.
Amerika ve Avrupa’dali karşıtlık oranları Yahudiler için onarılamaz seviyeleri çoktan aştı ve her geçen gün daha da yükseliyor.Kendini hep bir adım önde, ayrıcalıklı, üstün ve hep bir kural dışında gören “Yahudi aklı”, soykırımın gölgesinde parayla itibar satın alınabileceğini sanarak; siyasetçileri, şirketleri, devletleri ve ulusları da batıracak. Bunu yakın gelecekte tek tek göreceğiz…

