Yunanistan’ın İsrail ile yaptığı anlaşmaya güvenerek ülkesini savunabileceğini düşünmesini “Başkasının ipiyle kuyuya inmek” şeklinde tanımlayanlar oldu.
Örnekler çoğaltılabilir.
El atıyla çalım satmak da derdi eskiler.
El atına binenin tez ineceğini söylerlerdi.
Dede Korkut, yabancıdan gelen silaha dikkat çekmiştir vaktiyle.
“El pusatı keskin olsa bile düşmana kör olur, seni kanatır.”
Dedemiz daima doğru söyler ve her seferinde haklı çıkar.
*
Başkasının arabasıyla drift yaparak, makas atarak kazaya sebep olmak örneği de bizden gelsin.
Aşil Kalkanı dedikleri savunma sisteminin kontrolü hangi ülkede olacak, şimdi onu tartışıyorlar.
İki taraf da kontrolün kendisinde olduğunu iddia ediyor.
Sen yuları baştan kaptırmışsın komşu… Yanlış yola girmiş, hesabı hatalı yapmışsın.
Bundan sonra gençlik döneminin şarkıcısı Lora kalkıp gelse, “Self kontrol” diye seslense, ancak alkışlarsın.
Yanında durup bir de selfi çekersin.
BAĞIMLILIK
Bağımlılığın her türü kötüdür.
En kötüsü ise dışa bağımlılık.
Miço’ya ev ödevi: Yazar bu iki cümlede ne kast etmektedir? Kaynak kullanarak ve örneklerle açıklayın.
İSİM DEĞİŞİKLİĞİ
DEM Parti adını değiştirdi.
Daha önce defalarca parti adı değiştirilmişti.
Parti kapatma yüzündendi hepsi.
Bu defa baktılar kapatan yok, bu isim eskidi yenileyelim diye düşündüler herhâlde.
Demini aldıysa, daha fazla beklemenin anlamı yok.
Eskiyi at, yeniyi al.
KİMİN ESERİ
Portakalla mandalinayı dilimlemiş.
Soyup yiyelim diye, muzu pasta kıvamında paketlemiş.
Karpuzun kavunun kesilecek yerlerini işaretlemiş.
Kirazı eriği tane tane yapmış.
Elma ile armudu porsiyonlamış. Ayva da öyle. Her birini bir kişi için saymak uygundur.
Cevizi kestaneyi de fındık fıstığı da kabuklar içine saklamış.
Mısırı koçana dizmiş inci gibi.
Üzümü salkım hâlinde şekillendirmiş.
Ayçiçeğinin danelerini küçük bir tepsiye istiflemiş.
Arpa, buğday, yulaf gibi tahılları başakta toplamış.
İncir, şeftali, kayısı, çilek, dut, nar… Her biri ayrı lezzet, ayrı güzellik içinde.
Soğanı katman katman, sarmısağı diş diş vermiş.
Ne kadar farkındayız?
Kıymetini ne ölçüde biliyoruz?
*
Bir burasını düşünelim, bir de kim yapmış bunları diye kafa yoralım.
Manav yahut pazarcı değil.
Haldeki kabzımal yahut tarlasında üreten çiftçi de değil.
Kimine göre, hep “doğa”nın marifeti bunlar.
“Hay gurban olduğum…”
Bizim Temel Reis olsa böyle söyler.
Meyve sebze dâhil, herhangi bir şeyin yeryüzünde kendi kendine oluvereceğini, tesadüfen şekillenivereceğini aklına bile getirmez.
O yüzden “Hay gurban olduğum” sözünü dilinden düşürmez.
Onun doğaya kurban olabileceğini düşünemeyiz.

