Güçlü insan ne ile ölçülür?
Güçlü kadın kimdir?
Güçlü erkek kimdir?
Güçlü aile, güçlü toplum nedir?
Güç nedir? Daha açık sorayım, psikoloji ve sosyoloji açısından ‘’güç’’ nedir?
Sadece fiziki kondisyon, kas yoğunluğu mudur güç? Kalabalık sülale, aşiret, makam, mevki, para, servet hatta eğitim, bilgi tek başına insanı güçlü kılar mı?
Yıllarca kadınlara, “güçlü kadın olmak” yeni dünyanın bir gereği olarak anlatıldı.
Peki kimdir, güçlü kadın?
Bir erkeğe muhtaç olmamak mı?
Mesleği olan, para kazanan, kendi kararını veren, evde bozulan musluğu da tamir eden kadın mı güçlüdür?
Ölçü bu ise, soruyu tersinden soralım.
Tüm erkekler güçlü müdür, mesela?
Meslekleri var, para kazanıyorlar, ağır kaldırabiliyorlar, kas yoğunlukları da kadınlardan fazla… Çoğu erkek tamiratta yapabiliyor. Bütün bunlar, bir erkeği tek başına güçlü saymaya kâfi gelir mi?
Öyleyse ‘’güç’’ başka bir şey olmalı.
KİMSEYE İHTİYAÇ DUYMAYAN İNSAN MI GÜÇLÜDÜR?
Belki de öncelikle, şu yanılgıyı konuşmalıyız:
Modern dünyanın en büyük kavram karmaşalarından biri, güçlü olmakla kimseye ihtiyaç duymamayı birbirine karıştırmasıdır.
İnsan kimseye ihtiyaç duymadığında mı güçlüdür?
Modern dünya, son yıllarda garip bir güç tarifi üretti:
Ağlama. Yardım isteme. Kimseye muhtaç olma.
Her şeyi kendin yap. Ama her şeyi…
Çocuğunu da tek başına büyüt… Aynı anda yedi televizyon dizisinde ‘’çocuğumu babasına bile ihtiyacım olmadan büyütebilecek kadar güçlü bir kadınım’’ teması işlendi bu ülkede…
Peki, gerçekten güç bu mudur?
Yoksa giderek yalnızlaşan modern insanın savunma mekanizması, yanılsaması mı bu?
MODERN PSİKOLOJİ TERSİNİ SÖYLÜYOR
Edward Deci ve Richard Ryan’ın geliştirdiği insanın motivasyonunun kişisel gelişiminin içsel süreçlerini çalışan ‘’Öz Belirleme Kuramı’’ (Self-Determination Theory), insanın psikolojik gelişimi ve iyi (güçlü) oluş hali için üç temel ihtiyaca dikkat çeker: özerklik, yeterlilik ve aidiyet.
Yani insanın kendi kararlarını verebilmesi (özerklik), (yeterlilik) yetkinliği, donanımı ve zorluklarla başa çıkabilmesi önemlidir. Ama bunların yanında üçüncü bir temel ihtiyaç daha vardır: Aidiyet. Başkalarıyla anlamlı bağ kurmak, ait olmak.
İnsan sosyal bir varlıktır ve motivasyonunun, iyi olma, güçlü olma halinin kayda değer bir kısmı çevresiyle olan ilişkilerden beslenir.
Buradan net bir şekilde görebiliyoruz ki; özerklik ile ait olmak, yeterlilik ile ilişki kurmak birbirinin düşmanı, rakibi değildir.
BAĞIMLILIK BAŞKA ŞEYDİR, BAĞLILIK BAMBAŞKA…
İnsan hem kendi ayakları üzerinde durabilir hem de bir başkasına bağlanabilir.
Hatta sağlıklı ve ‘’normal’’ olan tam da budur.
Asıl mesele ihtiyaç duymak değildir, o ihtiyacın bağımlılığa veya tahakküme dönüşmesidir. O zaman ilişkide bir sorun var demektir.
John Bowlby’nin Bağlanma Kuramı da ‘’güvenli bağlanmadan’’ bahseder.
İnsan, bebeklik döneminden itibaren, güvenebileceği bir ilişkinin varlığından güç alarak dünyaya daha cesurca açılabilir.
Yani ilişki, ait olma, insanı küçültmez. Hatta doğru ilişki insanın hareket alanını genişletebilir.
Bağımlılık başka şeydir, bağlılık bambaşka…
Sağlıklı bağlılıkta iki ayrı şahsiyet vardır; fakat birbirlerine güvenebilir, yardım edebilir ve gerektiğinde birbirlerinden yardım isteyebilirler.
Yani insan bazen bir başkasının omzundan güç alarak güçlüdür.
ASIL GÜÇLÜ KİM?
Hz. Peygamber’in yaklaşık on dört asır önce yaptığı ‘’güçlü insan’’ tarifi bu noktada tekrar hatırlamak gerekir; “Güçlü kimse, güreşte insanları yenen değildir. Asıl güçlü, öfke anında kendisine hâkim olandır.”
Gücü kas kuvvetinin üzerinden alıp kişinin kendisini yönetebilme kapasitesine taşıyan bir tarif bu.
Bugün modern psikolojisi buna duygu düzenleme, dürtü kontrolü, öz düzenleme gibi kavramlarla yaklaşıyor.
Buna, geniş anlamda kriz yönetim becerisi, çözüm üretme kapasitesi de diyebiliriz.
GÜÇLÜ KADIN, GÜÇLÜ ERKEK KİMDİR?
Baştaki soruya dönelim.
Güçlü kadın kimdir? Eğitimli, meslek sahibi, ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durabilmek bir kadını güçlü yapmaya yeter mi?
Ya güçlü erkek… Eğitim, mevkii, kas gücü, ekonomik güç bir erkeği güçlü saymamıza kâfi mi?
Gerçek güç, kimseye ihtiyacı olmadığını ispatlamaya çalışmak mıdır?
Aile sosyologları, güçlü aileyi; sorun çözme becerisi yüksek aile olarak tanımlar.
Sorunsuz birey, aile, toplum da olmadığına göre…
Mesele sorun çıkmaması, sorun çıkmasın diye tek başına olmak değil, sorun, kriz çıktığında bunu yönetme becerisi, sorunu çözüp yoluna devam edebilme kabiliyetidir, ‘’güç’’…
Güç, kendi ayakları üzerinde dururken başkasına omuz verebilmek, düştüğünde uzatılan eli tutabilecek kadar da kendisiyle barışık olabilmektir.
Diğer yandan bilinsin ki, güçlü toplum, yalnız insanlardan da kurulmaz. (Bu, başka bir uzun yazının konusu.)
Özetle;
İnsan, özerklik ve yeterlilikle birlikte, kriz çözmeyi, takım çalışmasını, bağ kurmayı, aile olmayı, toplum olmayı becerebildiği kadar güçlüdür.
Kadın ya da erkek…

