İnsanlık M. Foucault’un Disiplin Toplumu’ndan, Byung-Chul Han’ın Yorgunluk (performans) Toplumu’na hızlıca geçti.

“Mesaj araçtı” ve toplum, sanal medyanın da sistematik telkini ile üretim ve başarı baskısı altında performans toplumu olmakla kalmadı, “performans yorgunu” bir topluma dönüştü.

Güney Kore asıllı Alman filozof Byung-Chul Han, Yorgunluk Toplumu’nda modern insanın bu yeni hâlini “performans öznesi” üzerinden anlatır. Performans toplumunun çıktısı yorgunluk toplumudur. Modern insan artık patron, egemen güç vb bir dışsal baskı olmadan da kendi kendini sömürerek tüketebilmektedir.

Ona göre eski disiplin toplumunun “Yapmalısın!” buyurgan dilinin yerini, performans toplumunun “Yapabilirsin!” telkini almıştır.

İlk bakışta özgürleştirici görünen bu değişim, insanın dışarıdan zorlanmak yerine kendisini sürekli daha fazlasına zorlaması sonucunu doğurdu.

Bu sayede patron görünümlü gardiyan adeta insanın içine yerleştirilmiş oldu.

Mesela: Kimse size kusursuz bir bedene sahip olmanızı emretmez. Ekranınız size binlerce “kusursuz beden” gösterir, siz aynadaki kendinizden hoşnut olmamaya başlarsınız.

Kimse size sürekli seyahat etmeniz, iyi restoranlarda yemek yemeniz, mükemmel sofralar kurmanız, süper anneler olmanız gerektiğini söylemez. Fakat başkalarının hayatlarından seçilmiş birkaç saniyelik görüntüler, kendi hayatınızı eksik hissettirmeye yeter.

Her izlediği video, modern insanın kulağına fısıldar:

-Daha güzel görünebilirsin.

-Daha çok gezebilirsin.

-Daha iyi çocuk yetiştirebilirsin.

-Daha iyi yemek yapabilirsin.

-Daha çok spor yapabilirsin.

-Daha başarılı olabilirsin.

Evin küçük mü? Daha büyük ev sahibi olabilirsin.

Büyük evde mi yaşıyorsun? Tiny house veya karavan hayatına geçebilirsin…

Ha bu arada, bütün bunların hepsini aynı anda yapabilirsin!

“Bak burada yapanlar da var” denilerek, sanal medyadaki 40 saniyelik videolar ile toplumun her bir ferdi performans şiddetine yenik düşüyor.

Hayatın bütün sekmeleri aynı anda açık ve hepsi için aynı anda gaza basarak yaşamak ne yorucu?

Hatırlayın, “Bir kişi bile yaptı ise sen de yapabilirsin’’ cümlesi ne çok geçer modern dünyanın motivasyon konuşmalarında… O bir kişinin habitatı, kişisel ve çevresel şartları ve hepsinden önemlisi “nasibi’’ konuşulmaz ama…

Medeniyetimiz insana ne söylüyor?

Tam burada meseleyi yalnız Batılı referansları ile okumak eksik kalır. Medeniyetimizde üretim, alın teri, helal kazanç son derece kıymetlidir.

“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” hakikati ile birlikte insanın değeri sadece ürettiği miktarla ölçülmez. Üstünlük sadece ve sadece takva iledir.

İslâm düşünce yapısı, çalışmakla birlikte nasip, kanaat gibi (modern dünyanın kurduğu düzeni tamamen altüst edeceği için lügatten çıkardığı) kavramları da hayatımızın merkezine koyar.

Çalışmak başka şeydir, insanlıktan çıkmak başka…

Başarmak başka şeydir, kendini başarıdan ibaret zannetmek ise bambaşka…

İnsan süreçten sorumludur ama sonuç, nasiptir, Allah’ın takdiridir.

Nurettin Topçu’nun aradığı insan, yalnız başaran insan değildir; kendini esir alan maddi ihtiraslara karşı direnen insandır.

Gerçek hürriyet insanın her istediğini yapabilmesi değil, iradesini bir hakikat, ahlâk ve mesuliyet fikrine bağlayabilmesidir.

Cemil Meriç’in modern medeniyet eleştirilerinde de benzer bir yaklaşım görülür. İnsan, eşyanın, kendi ürettiği araçların ve kavramların hâkimi olacağını düşünürken eşyanın, tüketimin, statünün, itibarın esiri hâline gelebilir.

Her ikisi de özde şu soruyu sorar aslında: İnsan dünyayı büyütürken kendini de büyütebildi mi?

Diğer yandan, performans yorgunu toplumun esir aldığı insanlık, toplum sağlığı açısından bir başka sorun ile de karşı karşıya…

Byung-Chul Han’a göre, insanın “Yapabilirsin!” şiddetini kendine yöneltmesi, nöronal hastalıkları da (depresyon, DEHB, tükenmişlik sendromu gibi çağın hastalıkları) doğurdu.

Bakın etrafınıza, özellikle ergenlik çağındaki çocuklarda OKB ve kaygı bozukluğu arttı mı?

Belki artık “Daha ne yapabilirim?” sorusunun yanına başka sorular da sormalıyız:

-Niçin yapmalıyım?

-Neyi yapmasam da olur?

Belki de daha görünür olmak yerine hakikati iliklerimize kadar yaşamak, daha hızlı gitmek yerine nereye gittiğimizi yeniden tefekkür etmek gerekiyor.

Önceliklerimizi yeniden gözden geçirmek…

‘’Yapabilirsin!” telkiniyle transa geçmeden evvel “Niçin yapmalıyım?” sorusunu sormak…

Bazen durmak gerek… Derin bir nefes almak…

Ve bazen hiçbir platforma koymadan, hiç kimseye göstermeden, fotoğrafını dahi çekmeden bir fincan kahveyi içmek…

Belki de çağımızda en büyük özgürlüklerden biri de,

“Kimseye göstermeden sessizce, kendisi için yaşayabilmek” olacak.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026