Bir vatandaşımız, aldığı otomobilin durumunu merakla kontrole götürünce, ünlü Alman markası aracın gümrükten “beyaz eşya” olarak geçirildiğini öğrenmiş.
Buzdolabı, çamaşır makinesi cinsinden saymışlar.
Bari rengi beyaz olaydı düşüncesiyle merak edip bakınca, simsiyah bir araba çıktı karşımıza.
Biraz daha kurcalayınca, aynı durumda olan on bin civarında araç bulunduğu anlaşılmış.
Olur şey değil diyebiliriz.
Diyelim ama olmuş işte.
Peki nasıl?
İhtimaller muhtelif.
Gümrük görevlilerinin gözleri bozuktur.
Elif görünce mertek, araba görünce beyaz eşya sanıyorlardır.
Gözleri sağlamsa, niyetleri bozuktur.
Dolayısıyla görev bilinci ve ahlâkları bozuktur.
Bir yerde bozukluk olduğu kesin.
YANLIŞ YAKIT MOTORU BOZAR
Bu defa başka bir maceraya bakalım.
Akaryakıt istasyonunda bir araca yanlış yakıt doldurulur.
Gayet tabii araba arıza yapar, motor bozulur.
Araç sahibi durumu düzeltmek, aracını eski hâline döndürmek için yüklüce bir masrafa girer.
Daha sonra yanlış yakıt konusunu mahkemeye taşır, masrafının karşılanmasını ister.
Mahkeme, araç sahibini haklı bulur ve akaryakıt bayiini sorumlu tutar.
Dava yüksek mahkemeye intikal eder.
Yüksek mahkeme dağıtıcı firmanın da sorumlu olacağına karar verir.
İyi ki daha yüksek mahkeme yok.
Olsaydı iş nereye varırdı?
Nereye varacak; sorumluluk, silsile hâlinde petrolün işlendiği rafineriye, taşıyan tankerciye ve çıkarıldığı petrol kuyusuna kadar uzanırdı.
İKİ GÜZEL CÜMLE
Özgür Bey’den iki güzel cümle geldi.
“Bismillah diyerek partimizin kapısından içeri girdik.”
Yeni partinin yeni binasına nasıl girdiklerini anlatıyor.
Yeni binaya girerken Besmelesiz adım atmak olmaz tabii.
Diğer cümlede ise alışkın olduğumuz bir iddia var: “İlk seçimde partimizi iktidara getirmezsem, istifa edeceğim.”
Bu iddialı sözü bir yerlerden hatırlıyoruz.
Söylendiğini çok duyduk fakat tutulduğuna hiç şahit olmadık.
Özgür Bey sözünde durursa, bir ilk yaşayacağız.
Haydi hayırlısı.
Ömrü olana görür.
O sırada bir danışmanı kulağına eğilip ataların “Büyük lokma ye, büyük söz söyleme” nasihatini hatırlatmadı anladığımız kadarıyla.
Sözünü tutmazsa kimler bıyık altından güler, kimler bozulur?
BOZULAN HESAPLAR
İsrail’den bir haber: “Suriye’de YPG’nin entegrasyonu Tel Aviv’in hesaplarını bozdu.”
Anlaşılan o ki YPG üzerinden yapılan büyük planlar suya düşmüş.
Bugün daha yolun başındayken hesaplar bozuluyorsa…
Yakında kitapları da bozulur.
*
Yol kenarındaki tarlada çalışan çiftçiler öğle vakti oturmuş yemek yiyorlardır.
Yandaki yoldan geçen bir adam ile oğlu onları görünce “Afiyet olsun” diye seslenirler.
Sofradakiler “Buyurun beraber olsun” diye samimiyetle davet eder.
“Sağ olun” der yolcu “Biz o işi gördük.”
Tıpkı bunun gibi, kitabın bozulma işi çok evvelden görüldü. Binlerce yıl önce.
KAZA ÜSTÜNE KAZA
Daha Kıbrıs’taki gemi kazası tam çözülememiş, üzüntüsü hafiflememişken bu defa Marmara’da yeni bir gemi kazası oldu.
Bir vakit sonra aydınlatılacaktır. Hatası bulunan suçlu görülecektir tamam da koskoca denizde iki geminin çarpışması olacak iş mi?
Rumların duası kabul mu oldu yoksa diye insanın aklından geçiyor.
Burada da bir bozukluk var mutlaka.
Fakat geminin dümeninde mi, kaptanın kafasında mı bilmiyoruz.

