
“Geçen hafta yazdığım satırları bir kere daha yazayım. Politik açılımlar, iyi niyetli yaklaşımlar, siyasî çözüm yolları havanda su dövmekten öteye gidemiyor. PKK terörünün Türkiye'yi yorma, yıldırma hatta canından bezdirme görevi olduğu müddetçe, siyasî görüşmelerle bir çizgiye gelinmesi asla mümkün olmayacaktır. Herkesin bildiği gibi bugüne kadar bütün girişimler bilinçli bir şekilde akim bırakılmıştır. PKK içindekilerin hatta başındaki Murat Karayılan'ın bile silah bırakmak istedikleriyle ilgili sözleri, beyanatları daha büyük gürültülerle bastırılmış, o silahın hep elde kalması sağlanmıştır. Uludere katliamının da tıpkı 33 erin şehit edilmesi gibi terör örgütünün hayatiyetini devam ettirmesi adına planlı bir tezgâhtan başka bir şey olmadığı herkesin malumu.”
STV ekranlarında uzunca bir süre yayımlanan Şefkat Tepe, Tek Türkiye gibi dizileri de hatırlatırım.
Şuraya 7 şubat 2012'deki darbe teşebbüsünü de ekleyelim. Ne olmuştu? Özel Yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya, KCK soruşturması kapsamında MİT Müsteşarı Hakan Fidan üzerinden darbe teşebbüsünde bulundu, sonrası malum.
Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz aslında ancak köşe yazısı olması itibariyle sanırım bu kadarı kâfi…
Eski Türkiye'ye ait “devlet terörü” bu ülkede masum ve sivil insanları katlettiğinde, ben dâhil birçok köşe yazarı, akademisyen, sorumluluk sahibi insan bu tavrı sivil, şiddet içermeyen çağrılar ile kınadık. Zaman sonra yakın yıllara vardığımızda, eski Türkiye'nin “devlet terörü” yerini devlet eliyle yürütülen Çözüm Süreci'ne bıraktığında, bu sulh ve huzur adımı için yeni Türkiye'nin devlet anlayışını destekledik, destekledim. Bununla birlikte HDP'nin siyâset yapması gereğini savunduk.
Ancak gelin görün durum böyle olmadı. HDP, eski devlet anlayışının aynısı bir tavır aldı. PKK ile bağlarını kopartmadı. Silahı siyâsete tercih etti. 6-8 Ekim Olayları öncesi sokak çağrısı yapan Selahattin Demirtaş, 52 insanın katledilmesine sebebiyet verdi. HDP-PKK; İran, Esed aklıyla Türkiye'deki Çözüm Süreci'ni sabote etti. Durum böyle seyredince, teröre sebebiyet veren ve savunan HDP'yi de, HDP'li vekilleri de çok sert şekilde kınayan yazılar yazdık. Çünkü ülkeye terörü davet etmiş olmaları kabul edilemezdi.
HDP, HDP'nin silahlı terör güçleri, siyâset yapma yerine terör estirme tercihinde bulunmaya başladığında çok ilginç bir şekilde yukarıda cemaziyelevvelerini yazdığım Gülen yayınlarının kalemleri bu kez HDP'yi savunmaya başladı. Neredeyse PKK terörünü savunacak hale geldiler. Bir de bunun üzerine kendi geçmişlerine, yazılarına, twitlerine bakmadan, hükümete yakın tüm kalemlerin eski söylemlerini ortaya çıkarma yoluna gittiler. İyi de, sen bir dönüp arkana baksana, sen ne yapmışsın? Unuttuysa hatırlatayım…
Zaman gazetesinin eski Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, 13 Nisan'da Diyarbakır'a gitti. HDP'li Belediye Başkanı Gültan Kışanak'ı ziyaret etti. Dumanlı ve yanındakiler, Kışanak'la 40 dakika görüştü.
Nazlı Ilıcak, 6-8 Ekim kıyımından sonra, 7 Haziran sonrası artan PKK terörü sonrası HDP'ye oy vereceğini açıkça ifade etti.
Savaş Genç, HDP'ye oy istedi.
“Cemaat ablası” diye tanımlanan, emir komuta zincirinin tabanı, kapı kapı gezip HDP'ye oy istedi.
Zaman gazetesi ve malum yayınlar, HDP'nin iftira atarak, terörüne kılıf bulmak amaçlı söylediği “Türkiye DAEŞ'e destek veriyor.” yalanına destek verdi. Bu konuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kızına iftira atacak kadar ileri gittiler. Türkiye'yi DAEŞ ile ilişkilendirme komplosunda HDP ve PKK'nın tam destekçisi oldular.
"Dershaneler olmasa Kürt kızları kuma, Kürt erkekleri de terörist olurdu" diyenler, birden terör destekçisi oldular. Silahlar, Türkiye'ye, vatanın evlatlarına çevirilince hepsi birden HDP'li oldu.
Şimdi, birine laf söylemek için önce bir kendine bakacaksın ki, söylediğin yüzüne çarpılmasın. Bir de zulmün kimden geldiğine göre adam seçmeyecek, zulme tepki vereceksin. Misal, benim kalemin zalim devlet olunca devletin, zalim terör olunca terörün karşısındaydı. Yani hep aynı noktada… Peki, senin kalemin neden terör yokken terör oluşsun için uğraşıyor, terör varken teröre destek verene oy veriyor? Bence bunun cevabını çok iyi biliyorsun, o yüzden birer birer kaçıyorsunuz. Ama Allah'ın elinden kaçış yok, bak orada algı operasyonun, yalanın, iftiran hiçbir işe yaramayacak, bizinillah. Şimdi kendini o günlere hazırla!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.