|
Milli Görüş ruhundan selâm var

Avrupa’da ve dünyanın diğer uçlarında yaşayan Türklerin katıldığı büyük buluşma tam 10 yıl sonra Belçika’da gerçekleşti.

Her anı coşkulu ve her katılımcının hasretini dışa vurduğu bu tarihi buluşmayı izlemek için ben de Belçika’nın Hasselt kentindeydim.

İslâm Toplumu Milli Görüş’ün (IGMG) çağrısıyla 40 bine yakın insan kapalı spor salonunu deyim yerindeyse tıka basa doldurdular.

Salona girdikten bir süre sonra; buradaki ortamı, heyecanı, samimiyeti, gayreti ve muhabbeti aktarmak zor olacak en iyisi anı yaşamak, dedim. Instagram’dan birkaç hikâye paylaştıktan sonra ambiyansı izledim. Anı yaşamak gibisi yoktu.

Üç gündür ‘Nasıl ifade edebilirim’ diye düşünüyorum. Öncesinde, merhum Necmettin Erbakan ile arkadaşlarının, 80’lerin sonunda ise Refah Partisi çevresinde oluşan hava vardır ya hani, hep konuşulan, hasretle yâd edilen ve adına “dava” denilen…
Özelde Türkiye’deki dindar Müslümanların, genelde dünyadaki tüm mazlumların dertlerini omuzlayıp çetin bir siyasi mücadeleye koyulan insanların, muhabbet bağıyla örülmüş, hukukunu İslâm kardeşliğinin oluşturduğu ve artık ‘eskide kalan’ günlere gittim,
Belçika’da.
‘Milli Görüş’ün çatısı altında toplanmanın nasıl bir duygu olduğunu yıllar sonra yeniden tadarken,
Milli Görüş’ün Türkiye’deki politik ayrışmaların dışında, siyaset üstü bir yapı olduğunu da yerinde gözlemlemiş oldum.

Aktarmaya çalıştığım duyguları, Türkiye’den gelip İslâm Toplumu Milli Görüş’ün programlarına katılan çok sayıda isimden daha önce duymuştum. Evet gerçekten de “bizlerin 90’lı yıllarda” teneffüs ettiği ve zamanla kaybolan o samimi hava IGMG çatısı altındaki her etkinlikte ya da bir caminin çay ocağında esmeye devam ediyor.

Türkiye açısından bakıldığında bu hislerin nereye kaybolduğuna dair herkesin bir fikri, yorumu ve hatta eleştirisi var. Üzerine konuştuğumuzda, “muhafaza edilmiş Milli Görüş ortamları” için Türkiye’den uzak olma ve azınlıkta kalma, ana etken kabul ediliyor. Daha da açacak olursak, her veçhesiyle politik olarak muhalefette kalmak diyebiliriz. Daha fazla derinlere girmeden IGMG Kardeşlik Dayanışma Günü’nden aktarımlar yapayım.

Altmış yılın insanî, siyasî ve İslâmî birikimi olan, 1995’te Avrupa’da dini, sosyal ve kültürel etkinliklerle birlikte Müslümanlığın öğrenilmesi ve öğretilmesi için Avrupa Millî Görüş Teşkilatı adıyla kurulan ve sonraki süreçte dünya Müslümanlarına ve tüm topluma hizmet amacıyla
İslâm Toplumu Milli Görüş
adını alan yapılanma bugün bir dünya hareketine dönüştü. Teşkilatın, 10 yıl sonra gerçekleştirdiği büyük buluşmaya 43 ülkeden delege ve gönüllü katılımı oldu. Salonda, her ülke ve bölgeden yoklama alındı ve Avrupa’ya uzak diyarlar sayılan; Japonya, Avustralya, ABD ile Kanada delegeleri yoğun alkış aldı.

Dünya Uygur Kongre Başkanı Dolkun İsa, Arakan Rohingya Ulusal Organizayon Başkan Yardımcısı Nezamül Hasan, Kamboçya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Othsman Hassan ve Kuzey Makedonya Üsküp Müftüsü Dr. Kenan İsmaili’nin dünya mazlumlarını temsilen yaptıkları konuşmalar, merhum Erbakan’ın Milli Görüş’ü “tüm insanlığın kurtuluş reçetesi” ilân etmesinin sözlü ispatlarıydı adeta.

İslâm Toplumu Milli Görüş’ün Genel Başkanı Kemal Ergün’ün konuşmasında ise önemli detaylar vardı. “Bugün burada bir araya gelmemizin anlamı büyük. Bu buluşma, sadece bir araya gelmek değil, aynı zamanda kim olduğumuzu, ne için mücadele ettiğimizi hatırlamak için bir vesiledir” diyen Kemal Bey,yazının başında değindiğim o özlenen havanın nasıl muhafaza edildiğini, tüm camiaya hitabındaki şu ifadeleriyle açıklamış oldu: “Kardeşliğimizi hiçbir siyasi tartışmanın gölgelemesine müsaade etmeyiz. Biz bir siyasi parti değil, insanlığın hayrına çalışan, hayırlarda yarışan bir topluluğuz.”

Ve tabii ki Gazze…
Avrupa’da, Almanya’da Avrupa Birliği’nin merkezinde Gazze’yi konuşmanın, İsrail’in soykırımını haykırmanın farklı anlamları ve etkisi var. IGMG gibi, dikkatlerin üzerinde olduğu ve çeşitli yaptırımlarla tehdit edilen İslâmî bir yapının tavrı hem net hem de “ölçüler” içinde olmalıydı. Kemal Ergün, “İnsanlıktan nasibini almamış olmanın ne İslâm’la, ne Yahudilikle ne de Hristiyanlıkla hiçbir ilgisi olamaz. Biz İsrail hükümetini Yahudi olduğu için değil, çocukları katleden, adaleti ayaklar altına alan uygulamaları nedeniyle kınıyoruz” diyerek IGMG’nin ve Milli Görüş camiasının Gazze konusundaki tavrını on binlerin önünde bir kez daha ortaya koymuş oldu.

Yazıya 90’lar öykünmesiyle başladık. Lakin IGMG’nin bir hakkını daha teslim edelim. Geçmişi özlemek bir sosyal fıtrat artık. İnsanın geçmişte neyi aradığıyla alakalı. IGMG, kuruluş felsefesini ve ruhunu koruyarak bu günlere geldiği gibi, aradan geçen 30 yılda küreselleşen dünyaya ayak uydurmayı başaran bir teşkilat. Temsil ettiği Müslümanlara, yaşadıkları toprakların ayrılmaz parçası kılacak özgüveni aşılamasıyla da takdir edilmesi gerekiyor.

“Kökü mazide olan âtiyiz”
ifadesinde ruh bulan tüm duyguları aynı anda yaşadığımız bu buluşma hem Türkiye’nin, Türklerin mirasını, tarihsel önemini, hem geleceği inşa edecek ruhun hala aynı kökte olduğunu yeniden hissetmemizi sağladı.
#Milli Görüş
#İslâm Toplumu Milli Görüş
#Gazze
#Belçika
#Ersin Çelik
1 ay önce
Milli Görüş ruhundan selâm var
Hicret yurduna veda: Dağına taşına kadar vefa
Hayaller ve gerçekler
En baştan kaybetmek
Osmanlı şehirlerinde imaret sistemi
‘İsrail Lobisi’nin ev ödevleri!