-İnsan birlikte yaşlanmak, birlikte olgunlaşmak istiyor. Acı olan şu ki, yıllar geçtikçe yanındaki insanın en çok hatalarıyla zenginleştiğini görüyorsun. Dönüp geriye baktığında, hayatını yaşanır kılmak için o kadar çaba sarf ettiğin adam, senin en değer verdiğin şeyleri değersizleştirmeye çalışmış hep. Çalışmaya da devam ediyor.
-“Halanı rüyamda gördüm” dedim, konu nerelere geldi. Gerçekten kadınları anlamak hiç mümkün değil.
-Anlamak için konuşmak lazım. Oysa sen kategoriler hakkında konuşmayı seviyorsun. Herkesi genelleyip, herkesi parantez içine alıp sonra da önüne bir sıfır koyup... Benimle konuşmuyorsun, kadınlar hakkında konuşuyorsun. Halamla konuşmadın, halamın zaafları hakkında konuştun daima, yüzünde müstehzi ifade...
-Sen sahiden bana ne yapmaya çalışıyorsun! Biraz sonra TV’den almaya gelecekler. Gassaller hakkında bilgi toplayacaktın. “Ne güzel” diyordum ki yine paketin içinden halan çıktı.
-Halama hep haksızlık ettin. Onu anlamaya hiç çalışmadın. Bir gün de bana sormadın, “Nasıl oluyor da bu kadar nazına dayanıyorsun?” demedin.
-Demedim, çünkü bak kendin söyledin, yaşlı başlı kadının peşinde, onun süsüne püsüne yetişebilmek için ömrünü verdin. Çocuk Esirgeme’den bebek alsak şu an yetişmiş bir evladımız olurdu.
-Bak Hoca, taşırma benim sabrımı. Senin haberin yok ama hadi söyleyeyim. Biz halamla on tane çocukla, ilk okul öncesinden başlayıp her türlü eğitimleri ile ilgilendik. On çocuktan üçü şu an yurt dışında. İki tanesini evlendirdik.
-Benim niye bunlardan haberim yok?
-Biraz önce söylediklerin yüzünden. Çünkü o zaman da derdin ki “Onuyla beşiyle ilgileneceğimize, birini evlat edinelim”.
-Evet aynen öyle.
-İşte ben de senden ömür boyu sakladım bunları. Babandan kalan gayri menkullerin kirası filan diye arada laf sokuşturuyorsun ya işte o paralar hep çocukların eğitimine harcandı.
-Merak ettim fikir kimindi? Cimri halana ait olacağını pek sanmıyorum. Kendine cömert, etrafına cimri idi malum.
-Ölenin arkasından güzel konuşulur. Yoksa söyleyebileceğin bir iki güzel cümle, o zaman susulur. İşte bunlar hep nezakettir, görgüdür, inceliktir.
-Biz kabayız, görgümüz yok. Urfa’da Centilmenlik Okulu vardı da biz mi gitmedik?
-Bayat bunlar Hoca. İbrahim Tatlıses’in bin yıllık cümlelerini ağzına almak sana yakışmadı.
-Neymiş bize yakışan? Koy ortaya, biz de kendimize yakıştıralım, takıp takıştıralım.
-Alınganlık ile bir arpa boyu yol gidilmez. Nitekim gidemedik zaten. Üniversite hocası olacaksın ama hayata dair merak sıfır. İnsanlar neyi neden yapar, bir sor. Ondan sonra Z kuşağı şöyle, Z kuşağı böyle. Biliyor musun, ben Z kuşağını çok seviyorum. Çok seviyeli buluyorum.
-Tabi tabi, ana avrat küfrediyor kızlar bile.
-Sen seviyesizlerine odaklanmak yüzünden iyi olanları görmüyorsun.
-Sen nereden görüyorsun?
-Hakikaten senin takip sorunun var. Sohbeti bile takip edemiyorsun. Biraz önce söyledim, on çocuk okuttum. Sevgi Evleri’ne gidiyorum yıllardır.
-...
-Geçen hafta dolaşımda olan bir haber vardı. Ama sen kesin görmemişsindir.
-Diyelim ki ben görmedim ve sen gördün. Ne oldu? Senin başın bulutların arasına karıştı da benimki kör kuyulara mı düştü?
-Alınganlığın dibini buldun, hadi hayırlısı.
-Tutturdun bir alınganlık da alınganlık. Kendinde olanı bana sıvamaya kalkma. Esas alıngan olan sendin her zaman. Halanın tuhaflıklarını bile savundun yıllarca.
-İşte ben de sana tam bunu anlatacaktım, “Halanı rüyamda gördüm” dedikten sonra. Halamın, yaşadığı hayatla orantılı düşünüldüğünde hiç de alıngan olmadığını söyleyecektim, ama fırsat vermiyorsun ki!
-Hadi buyur. Anlat. Yüz sayfalık konuşursun kesin.
-Tipik alıngan insan tavrı. Kendisine karşı aşırı hassas, muhatabına karşı yargılayıcı ve kibirli.
-... (Ağzına fermuar çekme eylemi yapıyor)
-Geçen hafta dolaşımda olan haber, adeta halamın hayatının ikizi idi. Manisalı iş adamı kendi öz kızını yıllarca hizmetçisi olarak çalıştırıyor. Adam öldükten sonra kızı DNA testi yaptırıyor ve babasının mirasından payını alıyor.
-(Sesini çıkarmadan ağzı ile ooooo hareketi yapıyor.)
-Meşkure Hala, babamın anne bir, baba ayrı kardeşi. Yıllar sonra o buldu beni. Mirasa kavuştuktan sonra. Babam hikâyeyi hep biliyormuş zaten. Ama annesine söz verdiği için bu sırrı hayatı boyunca saklamış. Babaannem köyden on dört yaşında Aydınlı toprak zengini bir aileye hizmetçi olarak getiriliyor. Zengin aile de o köyden. Aile reisi, babamın dedesine gelip “Senin kızı ahretlik olarak büyüteceğiz, okutacağız. Bizim kızımız yok, hanımın kız evlat hasreti bir parça teselli bulsun” diyor.
-(Eliyle yaz yaz işareti yapıp yönetmen havasında iki eline kamera açısı veriyor. Lakayt bir dinleyiş içinde.)
-Ama evin küçük oğlu babaanneye saldırıyor ve zavallı babaanne çocuk yaşta hamile kalıyor. Bu zengin aile oğullarının günahını örtmek için babaanneyi hemen evlendiriyor. Tabi öncesinde, Meşkure Hala dünyaya gelir gelmez onu apar topar annesinin kucağından alıp çocuk esirgeme kurumuna veriyorlar. Maksat hak iddia edemesin. Fakat babaanne kızının izini sürmeyi hiç bırakmıyor. Önce onun İzmir Çocuk Esirgeme’ye verildiğini öğreniyor. Kimden? Bahçıvandan. Bahçıvan babaanneme çok üzüldüğü için ailenin konuşmalarını gizli gizli dinliyor. Allah’ın masum kullarını nasıl koruduğu bana Meşkure Hala üzerinden çok çarpıcı bir şekilde aşikâr oldu. Hakan Ural’ın tıpkı Selçuk Ural’ın kopyası olması gibi Meşkure Hala da babasının kopyası. Bileğindeki üzüm salkımı şeklindeki doğum lekesine kadar. Yuvada bu leke herkesin çok ilgisini çekiyor. O sıralar, gayri meşru çocuk olarak doğmasının müsebbibi baba, Çakıl Gazinosu’ndan çıkmıyor. Her hafta dönemin magazin gazetelerinin sayfalarında. O kadar ki bir ara Saklambaç gazetesinde yayınlanan fotoromanda bile oynuyor. Yuvadakiler o zaman fark ediyorlar onun sağ bileğindeki üzüm salkımı ile Meşkure Hala’nın sağ bileğimdeki üzüm salkımının aynı oluşunu. Zaten büyüdükçe de hala, babasının kız versiyonu olarak, adeta ben onun kızıyım diye kendini ilan ediyor.
On sekiz yaşına gelince Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan çıkmak zorunda çocuklar, o dönem. İzmir’de iş bulamıyor, Aydın’a geliyor. Toprak çekti demek ki.
-(At at civcivler yesin diyor el hareketiyle.)
-Ben de kime anlatıyorum. Ne halin varsa gör!
-N’oldu, kurguda boşluk mu oldu? Devamını getiremedin mi! Yanılıyorsun, o haberi ben de gördüm. Manisalı iş adamının haberini al, Aydınlı yap. Meşkure Hala’nın hikayesi olarak uyarla. İnsan inandırıcı olsun diye azıcık gayret sarf eder.
-Bu da bardağı taşıran son damla olsun. Sana iyi yayınlar hoca. “Botokslu Cenaze Kime Ait?” konsepti içinde al, sat, karayı beyaza kat, dünyanın en mühim adamı olarak aş kendini ekranlarda.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.