“Sahipsiz toprak” mıyız?

Ersin Çelik
Ersin ÇelikYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 30/11/2025, Pazar • Yeni Şafak Haber Merkezi
“Sahipsiz toprak” mıyız?

Sömürgecilik tarih boyunca biçim değiştirdi ama “işleyişi” asla değişmedi. Güçlü olan, zayıf olanı “bağımlı” kılmanın yollarını buldu. Bundan 500 sene öncesine kadar “keşif” adı altında topraklar işgal ediliyordu. Afrika kıtası 1800’lerin sonundaki Berlin Konferansı’nda cetvelle paylaşıldı. Ardından askeri işgaller başladı, koca Osmanlı İmparatorluğu pay edildi.

Birinci ve ikinci dünya savaşları ise küresel yağmanın en kanlı, vahşi finaliydi. Ancak silahlar, daha güçlü silahlarla susturulduğunda sömürgecilik bitmedi. Aksine, halkların iradesini diplomatik masalara bağlayan, emeklerini ise küresel finans kurumlarına akıtan yeni bir siyasi ve ekonomik sömürü düzeni oluşturuldu. Güçlü olan, zayıf olanı önce toprağa, sonra masaya, günümüzde de “
dijital evrene
” bağımlı kılmanın yolunu her zaman buldu.

Konumuz da bu yeni sömürü düzenin, nihayet tartışmaya açılması…

Avustralya Katolik Üniversitesi'nden
Jessica Russ-Smith
ve
Monash Üniversitesi'nden
Michelle Lazarus
’ın kaleme aldıkları makalede, yapay zeka şirketlerinin (OpenAI, Google, META vb.) taktiklerini, eski sömürge devletlerinin “
işgal stratejilerine
” benzeterek çok çarpıcı bir hukuk kavramı üzerinde durdular: “
Terra Nullius
.”

***

NEDİR BU TERRA NULLİUS?
Latincesi havalı dursa da anlamıyla tarihin en büyük hukuksuzluğunu kamufle ediyor aslında. Tam olarak, “
Kimseye ait olmayan toprak
” anlamına geliyor.

Tarihsel dayanağı da şöyle: İngilizler, Avustralya kıtasına ayak bastıklarında, orada binlerce yıldır yaşayan Aborjinleri yok saydılar. O devasa toprakların, tarım arazilerinin “sahipsiz” olduğunu iddia ettiler. Yaptıkları işgal ve yağmayı kağıt üzerinde “hukuki” bir zemine oturtmak için de “Sahipsiz Toprak” kavramını ürettiler. Hem hesap vermediler hem de güya vicdanlarını rahatlattılar.

***

NESİLLERİ ÇALMAKTAN, VERİLERİ ÇALMAYA
Kavramın açtığı bir meşruiyet yolu daha vardı:
Nesilleri çalmak
!
Bu hukuksuzluğun, yani “Terra Nullius” zihniyetinin sadece toprağa değil, insanların hayatlarına nasıl kastettiğini, 2002 yapımı
Rabbit-Proof Fence
(Çit) filmi çok trajik şekilde anlatır. Avustralya’da 1900’lü yılların başında yaşanan gerçek bir utancı yüzümüze çarpan filmde sömürgeciler, “sahipsiz” ilan ettikleri o topraklarda yaşayan Aborjinlerin çocuklarını da “devletin malı” gibi görüyorlardı. Annelerinin kucağından alınan çocuklar, “
Çalınan Nesiller
” olarak tarihe geçtiler. İşgalcilerin amacı, o çocukları asimile etmek, kendi kültürlerine formatlamak ve sömürge düzenine hizmet edecek “gönüllü köleler” yapmaktı.

Toprakları ve üzerlerindeki çocukları sahipsiz gören ve buna hukuki dayanaklar üreten sömürge düzeni, bugün de “sahipsiz” gördüğü internet evreninden verilerimizi, kültürümüzü, hafızamızı çalıyor.

Çok değil 100 yıl önce Aborjin çocuklarını “eğitmek” (benliklerini silmek) için kamplara kapatıyorlardı;
bugün ise yapay zeka modellerini “geliştirmek” için bizlerin verilerini dijital kamplara (serverlara) hapsediyorlar
. Yöntem çok benzer: Rızamız yok, hakkımız yok, sözümüz yok!

***

“ADİL KULLANIM” KILIFI
Jessica Russ-Smith ile Michelle Lazarus’ın kaleme aldıkları ve hem Reuters hem de Yahoo News tarafından yayımlanan makaleye dönecek olursak… Yazarlar diyor ki; bugünün teknoloji devleri de interneti uçsuz bucaksız bir ‘Terra Nullius’ olarak görüyor. Sizin, benim, bizim... Yani milyarlarca insanın internete yüklediği veriyi, yazdığı yazıyı, çektiği fotoğrafı ve ürettiği sanatı “
sahipsiz ganimet
” kabul ediyorlar.
Bir sosyal medya klişesi olarak olağanlaştırılan,
“internete düştüyse kamunundur”
mantığıyla hareket ediyorlar ve hiçbirimizden rıza almadan bu verileri vakumlayıp kendi yapay zeka modellerini eğitiyorlar. Bu kadar basit!

Nasıl ki geçmişte sömürgeciler; Kızılderililer, Aborjinler, Inuitler, Maoriler, Tuaregler, Zulular ve daha nice halkların topraklarını “keşif” adı altında gasp ettiyse, bugün de Silikon Vadisi’nin beyaz yakalı efendileri, verilerimizi çalıyorlar.

Bu yeni düzenin kurnazlığı ise ‘
Adil Kullanım’ (Fair Use)
denilen hukuk doktrini. Geride kalan haftanın alttan alta en çok konuşulan makalesinin yazarları, teşhisi yaptıktan sonra “direnişin” yolunu da gösteriyorlar:

“Bugün yapay zekâyla yaşanan şey, güçlü (çoğunlukla Batılı) teknoloji devlerinin algoritmaları, veriyi ve dijital teknolojileri kullanarak diğerleri üzerinde güç kurduğu ve veriyi rızasız şekilde aldığı bir tür ‘dijital sömürgecilik.’ Ancak direniş mümkün ve yerli halkların uzun süren direniş tarihleri, insanların buna nasıl karşı koyabileceğine dair önemli ipuçları sunuyor.”

***

DİRENİŞ BAŞLADI MI?

Direnişten kasıt, yapay zekâ şirketlerinin verileri sahipsizmiş gibi depolamasının, fikri mülkiyet yasalarının ihlali olduğu gerekçesiyle açılan davaların çoğalması. Elde, tüm insanlığa yol gösterecek iki mahkeme süreci var:

- Dünyanın, forum tabanlı en büyük sosyal medya platformlarından
Reddit
, ekim ayında yapay zekâ girişimi Perplexity’ye, telifli materyallerini izinsiz işleme suçlamasıyla dava açtı.
- Yapay zekâ alanında OpenAI’nin en büyük rakiplerinden
Anthropic
, eylül ayında chatbot’unu eğitmek için korsan kitaplar kullandığını iddia eden yazarların açtığı toplu davayı
1,5 milyar ABD doları
karşılığında uzlaşmayla sonuçlandırdı. Yani şirket yakalandığını kabul etti.

***

GÖNÜLLÜ KÖLELİK VE DİJİTAL ONUR

Peki sürekli veri üreten sıradan insanlar olarak haklarımızı nasıl savunacağız?

Nevzuhur makaleyi kaleme alan akademisyenler, “
yükselen yerli veri egemenliği hareketleri
” vurgusuyla, dijital sömürgeciliğe karşı yeni bir direniş dalgasının doğacağına işaret ediyorlar. Onlara göre bu yaklaşımda veri yerel topluluklara aittir; verinin ne zaman, nasıl ve hangi koşullarda kullanılacağına dair karar alma hakkı da bütünüyle bu toplulukların elindedir. Dahası, verdikleri kullanım iznini istedikleri anda geri çekme hakları bulunmaktadır.
Kritik eşik işte tam burası.
Verinin kullanım iznini verme ve geri çekme hakkını kendimizde görüyor muyuz?

Mesela herhangi bir uygulamayı indirirken, ekranımıza düşen en düşük puntolarla yazılı kullanıcı ya da veri politikalarını okuyor muyuz? Okunsa bile, verilerin şirketler tarafından diledikleri gibi kullanılacağına rıza gösterildiği çok ortada. Peki ama neden? Bu sorunun yanıtını vermek için; dijital ekosistem yasalarının veya sanal evrenin kurucularının, bizleri bu rıza ilişkisine nasıl razı ettiklerine bakmamız gerekiyor.

Byung-Chul Han
’ın o keskin tespiti artık teorik bir uyarı değil, yaşadığımız çağın yaşam düzeni:
“Kendi kendimizi sömürerek, sömürgecilerimize sürekli sömürme hizmetinde bulunuyoruz.”
Bu durumda,
bizler sahipsiz toprak mıyız?
Küresel teknoloji devlerinin gözünden bakarsak, maalesef cevap “
evet
” demeye çok yakın.
Düne kadar yerli platformların neden çok elzem olduğunu konuşuyorduk. Bunun da çok büyük bir önemi kalmadı. Yasalarımız, kanunlarımız, dijital platformlar karşısında hükümlerini yitiriyorlar. Bizleri koruyamıyorlar. O yüzden mesele sadece yerli bir platform kurmaktan ibaret değil.
Mesele, insanın dijital onurunu koruyacak evrensel bir hukuku inşa edebilmekte.
Eğer kendi dijital sınırlarımızı, kendi etik kurallarımızı ve kendi veri egemenliğimizi belirleyemezsek; cep telefonlarımız, sömürgecilerin boyunlarımıza astıkları “
Sahipsiz Toprak
” tabelalarına dönüşecekler.

Buna razı mıyız?

Soruya, “Hayır” diyeceğinizden çok eminim.

Fakat asıl yanıtlamamız gereken soru şu: “Uygulamada” hayır diyebiliyor muyuz?

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026