Batı kültür dünyasının en sevdiği kelimelerden biri uzun zamandır “özgürlük”. Sanatçının özgürlüğü, ifade özgürlüğü, kurumların bağımsızlığı… Bienaller, festivaller, müzeler ve ödül törenleri bu kelimeler etrafında sayısız konuşma yaptı. Fakat son üç yılda özgürlüğün sınırının nerede başladığını daha iyi gördük. O sınırın adı çoğu zaman Filistin’di.

Geçtiğimiz hafta Venedik Film Festivali bunun son örneklerinden birine sahne oldu. Yuval Abraham ve Rachel Szor’un yönettiği NAZA, Jüri Özel Ödülü’nü aldı. Abraham ve Szor’u No Other Land’den hatırlıyoruz. Yeni filmleri İsrail ordusu ve istihbaratı içinde görev yapmış 24 kişinin tanıklıkları üzerinden Gazze’de sivillerin hedef alınma mekanizmalarını anlatıyor. Üstelik filmi yapanlar İsrailli. Filmin adı da İsrail istihbaratının bir saldırıda ölmesi beklenen siviller için kullandığı bir kısaltmadan geliyor. Venedik’in resmî tanıtımı filmin, Gazze’de Filistinli sivillerin öldürülmesinin arkasındaki sistemi açığa çıkardığını söylüyor.

NAZA Venedik’te ödül aldı ama asıl hikaye ödülden sonra başladı. İsrail Kültür Bakanı Miki Zohar, yönetmenleri “devlete ihanetle” suçlayıp vatandaşlıklarının iptali için harekete geçeceğini söyledi. Başbakan Netanyahu da filmi “şoke edici bir kışkırtma” olarak niteledi. Burada mesele bir filme yönelik sert eleştiri değil. Bir kültür bakanının, ülkesinin politikasını eleştiren sanatçıların vatandaşlığını tartışmaya açması. Sanat eserine eleştiriyle değil, yurttaşlığı tehdit eden devlet gücüyle cevap veriliyor.

Aynı günlerde Atlantik’in öteki tarafında başka bir olay yaşandı. Macklemore, Ed Sheeran’ın ABD turnesinin kalan konserlerinden çıkarıldı. Gerekçe, 4 Eylül’de MetLife Stadium’da yaptığı konuşmada “Free Palestine” demesi ve Gazze ile Batı Şeria’daki Filistinlilerin unutulmadığını söylemesiydi. Turnenin organizatörü, bazı stadyumların Macklemore sahne alırsa konserlere izin vermeyeceğini bildirdiğini açıkladı.

İki olay birbirinden farklı görünüyor. Birinde devlet var, diğerinde özel şirketler, stadyumlar ve turne ekonomisi. Ama sonuç aynı yere çıkıyor: Filistin hakkında konuşmanın bir bedeli var. Bazen o bedeli devlet kesiyor, bazen piyasa.

Bence bugün kültür dünyasının tartışması gereken asıl mesele bu.

Çünkü yıllarca bize sanatçının rahatsız etmesi gerektiği söylendi. Sanat iktidara soru soracaktı. Sanatçı konfor alanlarını bozacak, kabul edilmiş doğrulara karşı çıkacaktı. Batı’daki büyük kültür kurumları da kendilerini bu özgürlüğün doğal koruyucuları olarak sundular. Başka ülkelerde devlet baskısı söz konusu olduğunda sanatçılar için bildiriler yayımlandı, dayanışma çağrıları yapıldı.

Filistin söz konusu olduğunda ise aynı kurumların dili birden değişti.

Bu kez “ifade özgürlüğü” yerine “kurumsal risk”, “güvenlik”, “paydaşlar”, “sponsorlar”, “izleyici hassasiyeti” gibi kelimeler ortaya çıkıyor. Sansür artık her zaman bir devlet memurunun gelip eseri duvardan indirmesi şeklinde gerçekleşmiyor. Bazen salonu vermemek, bazen daveti geri çekmek, bazen fonu kesmek, bazen programdan çıkarmak yeterli. Günümüz kültür endüstrisinin sansürü çok daha steril. Kararı kimin verdiği bile çoğu zaman belli değil.

NAZA’nın durumu bu yüzden ayrıca önemli. Çünkü İsrail hükümetini eleştirenler bu kez dışarıdan gelen “düşmanlar” değil. İsrail vatandaşı iki yönetmen. Tanıklıklar da büyük ölçüde sistemin içinden geliyor. Eğer bir sanatçı kendi devletinin yaptıklarını sorgulayamayacaksa sanatın eleştirel işlevinden ne kalır?

Macklemore vakasında da benzer bir soru var. Bir sanatçı “Free Palestine” dediği için dünyanın en büyük turnelerinden birinden çıkarılabiliyorsa, sahnedeki politik özgürlüğün sınırını kim çiziyor? Sanatçı mı? İzleyici mi? Organizatör mü? Stadyum sahibi mi? Sponsor mu?

Belki de son yıllarda öğrendiğimiz en önemli şey şu: Batı kültür dünyasının problemi özgürlük fikrini terk etmiş olması değil. Özgürlüğü seçici biçimde uygulaması.

Filistin bu seçiciliği görünür hale getiriyor.

Ve galiba bugün “Free Palestine” demek yalnızca politik bir slogan değil. Aynı zamanda kültür dünyasına yöneltilmiş çok basit bir sınav sorusu:

Savunduğunuz özgürlük, gerçekten herkes için mi?

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026